Full transcript
Serhan Yasdıman, İsmail Emre’nin bir doğuşunu kendi bestesiyle seslendiriyor.
0:06Çalı uyandıralım. Eren eyvallah.
0:09[Müzik]
0:18Söz Serhand.
0:22[Müzik]
0:46[Müzik]
0:54He.
0:56[Müzik]
1:38Elimde değildir
1:42bu dağın doş
1:46çalışsan tutulmaz
1:50gökte uçan Kuş
1:55söylerken
1:57bilmem.
1:59Kulağım duymaz.
2:04Gözümü açarım
2:08bakarım doş.
2:12İç aczimden
2:14başka
2:17benim karım yok. Çok şükür aşktan
2:23gayrım.
2:26Hiçbir varım yok.
2:30Dertlerimin
2:32başı
2:35daim minilt
2:38[Alkış]
2:39ki dünya için
2:42[Müzik]
2:44ahım zarım yok
2:48diyen duyan kendi
2:53ben bir vasıtam
2:55[Müzik]
2:57anlamayan
2:59der ki
3:01eyledi hata.
3:05Anca bu aşk ile
3:10birçaremle
3:11[Müzik]
3:14kendini götürüp
3:18maşuka
3:20sata.
3:22Hiç aczimden
3:25başka
3:26[Müzik]
3:27benim karım yok.
3:31Şükür aşktan gayrı.
3:36Hiçbir varım yok. Yok dertlerimin
3:42başı
3:45daimin minilti.
3:49İki dünya için
3:53ahım zar
3:56[Müzik]
3:57iki dünya için
4:02ahım zarş
4:07[Müzik]
4:12olsun.
4:13[Müzik]
4:14>> Nasıl bir yorum değil mi? İlk kez
4:16duyduk. İlk kez şeyde
4:18>> bu hafta çıktı bu.
4:19>> Evet. Chillingir sofrasında ilk kez.
4:21>> Aynen.
4:22>> Kayda girdik.
4:23>> Kayda girdik.
4:24>> E gönlüne sağlık. Ne güzel olmuş. Aşk
4:27olsun.
4:29>> Aşkın iman olsun. İmanın nur olsun
“Elimde değildir bu doğan doğuş”
4:31derler malum.
4:32>> Eyvallah.
4:33>> Evet. Nurun hala uğur olsun.
4:36>> Bu zevk bu kültürün en şey demlenmiş
4:39zevkleri bunlar.
4:40>> Nasıl buluşmuşlar? Ne ol
4:42>> doğuş olmuş. Evet.
4:43>> Elimde değildir bu doğan doğuş. İşte bu
4:46doğuş dediği şey, doğuş eee
4:49kendiliğinden ortaya çıkan eee doğuş
4:53yani düşünerek yapılan eee bilinçli,
4:55projeli, tasarımlı ve anlatım değil. Ne
4:59demek? İnsan kendisini bir zevke daldığı
5:01zaman herhangi bir anlamda o zevkin
5:04kendisinin terennümleri ortaya çıkar,
5:06değil mi? Evet.
5:07>> Eee bir de eee hem elinde değil eee bir
5:12de yakalamak istersen ya da kontrol
5:14etmek istersen onu da yapamıyorsun. Eee
5:17uçan kuş
5:18>> yani annenin elinde değil doğ bebeğin
5:20doğması.
5:20>> Bebeğin doğması bunun. Aynen öyle. O
5:23doğduğu zaman ona tanık oluyoruz. İşte
5:26eee insanın böyle bir şeyi var, aşaması
5:28var. Yani bu bütün kültürlerde bildiğin
5:32gibi var. En çok da eee nerede
5:34rastlıyoruz? İlk önce Platon'la
5:36roslıyoruz. Platon Eros diye insanın
Platon-Eros-Libido-Güvercin
5:40yaşam enerjisini bugün libido dediğimiz
5:42eee yaşam enerjisinin eee eğitimle,
5:45arete ile eee eee bir güvercine
5:49dönüştürülmesini eee anlatıyor bize
5:52sembolik olarak. diyor ki, eee, eroz
5:56bir kümes hayvanı gibidir. Diyor. Tavuk
5:59gibi, örneğin horoz gibi ya da eee,
6:01çırpınır. Kanatları vardır. Çırpınır,
6:05dener uçmayı. Çok biraz eee yani az bir
6:08şekilde havalanabilir ama sonra yere
6:10düşer.
6:12Biz diyor bunu arte ile yani erdemlerle
6:16dönüştürürsek o güvercin olur. Peres
6:19diyor. O o zaman kanatların çıptı mı
6:21uçar? Ne güvercin olsun yani bu kartal
6:23da olabilirdi. Başka bir şey de olabilir
6:25ama bunlar eee sembollerini şeyden eee
6:28bir anlatım dili olarak sembolik bir dil
6:31olarak Mutos dili olarak kullanıyorlar.
6:34Buradaki güvercin seçilmesi haberci kuş
6:37olmasındandır. Postacı değil mi?
6:39Güvercin tüm kültürlerde işte Nuh'un
6:42gemisinde güvercin haberi getirir. Karga
6:45getiremez. Kuzgun gider gelir olmaz. Ama
6:48güvercin gider haberi getirir. Şeyinde
6:50de gagasında da bir eee şey vardır. E
6:54zeytin dalı vardır işte. Yani orada
6:56yaşam var. Eee habere gelir. Dolayısıyla
6:59şeyde eee Hünkar Hacı Bektaşi Veli
7:02şeyden gelir. Eee Orta Asya'dan gelir.
7:05Eee Anadolu'ya ama güvercin eee şeyinde
7:09kılığında donunda derler. Güvercin
7:11donunda geldi. Yani barış barış getirdi.
7:14Barış için geldi demektir bu. İsa'nın
7:18eee İsa nebinin omuzuna güvercin konar,
7:21Yahya görür. Eee vaftiz ederken Erte
7:24nehrine der ki tanrının haberi geldi.
7:27Ruhul Kudüs indi der. Yani bunlar hep
7:30eee sembolik bir dildir. Mutos dildir.
7:32Kavram dili değildir bu. Felsefe dili
7:34değildir. Açık değildir. Eee örtüktür.
7:38Eee bu şey değil. Böyle bir birilerinden
7:41bir şey gizlemek için değildir. Daha
7:43önce de sözünü çok ettiğimiz şey
7:45rüyaların dilidir bu. Yani insan
7:47rüyasını anlatırken kavramsal olarak
7:49anlatamaz. Çünkü rüyada zaman ve mekan
Rüya - Zaman, Mekan, İmkan
7:51yok. Zaman mekan olmayan şey kavrama
7:54dönmez. Yani kavram demek bilincin
7:57kavram üretebilmesi. Zaman, mekan,
8:00imkan. Şimdi rüya ne? La zaman. Yani
8:05orada bir zaman, belli bir tarih, belli
8:07bir şey. La mekan mekan yok rüyada. Eee,
8:12imkan da yok.
8:14>> Yani kayıt yok. La zaman la mekan, lait
8:19olduğu zaman la derler. Yani
8:21>> şey gibi umarsız, ilgisiz filan
8:24gibiymiş. Halbuki öyle değil. Lağ kayıt
8:26olduğu zaman insan sublime oluyor. Eee
8:30imgesel bir dünyaya evriliyor. İmgenin
8:33dili semboldür, kavram değildir. O
8:36nedenle e filozoflar da bunu bilir ve
8:38söylerler. Derler ki
8:42insanın psikesi, ruhsal
8:45dışa vurumları eee ancak sembollerle eee
8:48ifade edilebilir. Ya da buna örnek
8:51olarak ruhun dünyası işte ruh nane ruhu
8:53nedir? ruh kanıtlanmamış bir şey gibi.
8:56Ha onu hemen ya bilinç dışına ya rüyaya
8:59eee şey ediyoruz. Eee atfediyoruz.
9:01Diyoruz ki yani rüya nasılsa işte o
9:03rüyadaki olgular eee aslında olgu
9:05değiller. Eee ama şey gerçek dışı da
9:09değiller. Çünkü bir insan bunu görüyor.
9:12E gördüğü zaman olduğu gibi kalır mı?
9:14Hani bir o kitabı okudum ve hayatım
9:17değişti der gibi o rüyayı gördüm hayatım
9:19değişti de olabilir değil mi? Eee, bu
9:21nedenle ruhsal olgularla
9:24zihinsel eee, bilinç ve akılsal bilinç
9:28arasında bir farklılık var. Zihin
9:31duyularla çalışan bir bilinç yaratıyor.
9:34Ben hep Serhan'ı anlatırım. Hoş geldin.
9:36>> Hoş bulduk.
9:36>> Bu arada yani şimdi böyle misafir eee
“Gülgün Türkoğlu Pagy, Hoşgeldin”
9:40ediliyorsun ve konuk alıyorsun. Sonra
9:43eee gidiyorsun gene başka yere ne biçimş
9:45bu filan demesinlerdi.
9:47Gülgün geldi tabii değil mi? Gül gün
9:50geldi. Gül ki gül yüzünde güller açılsın
9:52yapacağımız
9:53>> şimdi. Fakat Serhan'a anlatayım ben
9:54bunu. Değil mi? İzin verir misiniz?
9:57>> Aman ne güzel.
9:57>> Demin kızı gibi oldun.
9:58>> Ha işte zaten öyle yani öyle gibi değil
10:01gibi. Oldu mu olmaz
10:02>> o zaman taklit olur ya. Bir mes yok
10:04burada. Burada sembol var. Sembol. Sbolo
10:06var.
10:08>> Ne dedik ya? Ne oldu? Ne anlattık?
10:10>> Aynı yerdeyiz dedik ya. Serhan bunu
10:13>> yapıştınız.
10:16Aynı yerde.
10:16>> Ondan sonra yani hatır aynı yerdeyiz.
10:19Rüyadayız. Dolayısıyla çok güzel. Şimdi
10:22rüyanın rüyanın dili sembolik. Yani daha
10:25doğrusu ruhsal şeylerin duygularımların
Rüya, Nous, Logos
10:27da dili sembolik. Ama zihnin dili
10:29sembolik değil. O duyusal. Zihin
10:32duyularla çalışır. Duyular dış dünyada
10:34imgeler alır. Onlara tasarımlar yükler.
10:37Ve bildiğimiz zihinsel ya da anlıksal
10:39Türkçe kurmuş olursak anlıksal bilinç
10:42oluşur. Ama bir de soyutları
10:43düşünüyoruz.
10:45Yani duyusal olmayan, ruhsal dünyadaki
10:49imgelerin de olmadığı yani rüya olmayan,
10:52duyusal bilinç tasarım olmayan bir
10:55düşüncemiz daha var. Bu düşünce salt
10:58soyutları düşünme dediğimiz evrenselleri
11:00düşünme. Ona da akıl diyoruz ya da eee
11:03us diyoruz ya da grekçesi nos diyoruz.
11:06Bunu dile döküyoruz. Logos oluyor. Yani
11:09ifade ediyoruz, anlatıyoruz. O zaman
11:11logos yani dile dökmenin kendisindeki
11:14kullandığımız sözcükler de sembol. Ya
11:17dil kendisi sembolik
11:19>> ama bu öyle bir sembol ki eee
11:23betimlemeleri
11:25kavrama dönüşebilen bir sembol. Yani
11:27dilde kavramın oluşturabiliyoruz.
11:30Dolayısıyla nos bir eee temaşa ama logos
11:36bir ifade.
11:38Yani icra ettiğin şey eee musiki senin
11:42ruhuna etki eden okuduğun bir şey. Bir
11:45şiir, bir doğuş. Eee ona esinlendin.
11:48Sende bir şey oluştu değil mi? İçeride
11:51bir imgeler ama bu ses imgeleri bunlar.
11:54Görü imgeleri değil. ses simgeleriz. O
11:56sendeki o sesler, tınılar o sözcüklere
12:00eşlik etti. Öyle olur, böyle olur derken
12:03a bundan tat aldım dedin.
12:05>> Aynen.
12:05>> Sonra ifadeye döktün. Eee artık dış
12:09dünyaya ikram edildi. Ha demek ki
12:12efendim bizim şey sofra sürekli
12:14cömertlik sofrası. Eee herkes şeyinde
“Bizim sofra piknik sofrası, elinde getiren karnında, aklında getiren gönlünde götürür.”
12:18piknik yapıyoruz. elinde getirdiğini
12:21karnında götürüyor. Aklında getirdiğini
12:24gönlünde götürüyor. Ne demek bu aklında
12:26getirdiğini nasıl gönlünde? Akılda insan
12:28soru getirir. Ya şunu sorsam, bunu
12:31sorsam acaba yani bir bilen var mı filan
12:34yanıtını aldığı zaman değil mi?
12:37Rahatlar. Oh der. Hala gönlünde götürür
12:40yok orada.
12:42Sorunun yanıtını aldın mı? Yeni soru
12:44doğa. Çünkü
12:45>> akılda bir soru sorarsın. Yanıt alırsın.
12:48O yeni bir soru doğurur. Peki gönlünde
12:51götürmek nasıl oluyor? Akılda getirdi ve
12:53gönl bir şey. Eee eski şey eski
12:57anlatılar eski lafı yok. O hep yenidir,
13:00kadimdir. Ama öyle anlatıyorum. Eee
13:04bir eee şeyin huzuruna gittiğimiz zaman
13:07eee bilge diyorlar eskiler. Bilge.
13:09Bilgenin huzuruna gittiğimiz zaman
13:11sorularla gidiyoruz. Şimdi bir bilgeye
13:13gidiyorsun. soracağım, alacağım
13:15yanıtlarımı, işte yolumu bulacağım filan
13:17diye gidersin.
13:20Sorular kaybolur.
13:23Sorular kaybolur. Akılda getirmiştim
13:26ama sorular kalkar. Yani soruların
13:28yanıtlarını alacaktım ben. Sorular
13:31kalkar. Orada bir muhabbet algısı olur
13:34ve döner giderim işte gönlünde götürdün.
13:36Muhabbettir. Hiçbir zaman sorunun yanıtı
13:38gönülde oluşmaz. Gönülde gitmez.
13:43Bu anlamıyla hem şey var, zihinsel
13:47dünyamız var, hem akılsal dünyamız var.
13:50Sorular, sorunlar, sorgulamalar var.
13:52Var. Ama bir de tüm bunların kalktığı
13:55ve gönül dediğimiz muhabbet
13:59yani artık paylaşılan orada sadece
14:02muhabbet, sözler belki şey bahane şeyler
14:05gibi o tınılar onlar söz gibi düşün.
14:09Oradan doğacak olan zevk için o
Müzik-Musiki (Muse)
14:11turularıları kovalayıp onları
14:12yakalamıyoruz. Onlar gökte uçan kuş.
14:14Hangi notayı havada yakalıyoruz ki? Ama
14:17onun bıraktığı bir zevk var. İşte sona
14:19gön gönle oluşturan bu zevktir. O
14:21nedenle musiki hakikaten şeyin eee
14:23sohbetin bir eee sözsüz sohbet derler.
14:27Hatta şöyle derler: "Musiki
14:31eee sözün bittiği yerde başlayan
14:33nutuktur."
14:35>> Ya bir nutuktur ama sözün bittiği yerde
14:37başlar. Peki niye müzik demiyorsun da
14:39Metinciğim musiki diyorsun filan böyle
14:41ağalı eski laf ediyorsun? Hayır efendim
14:44musike okumuştuk şeyde beraber konuştuk.
14:48Pühatagoras'ın
14:49eee koyduğu bir isim ve şey de Zeki
14:53Müren Rahmetli de bunu çok böyle üstüne
14:56değil mi? vurgulayarak illa musiki derdi
15:00ve o zaman da zannederlerdi ki işte yani
15:02bu biraz şey adalık Osmanlıca filan
15:04seviye aralı Osmanlıca dedi bir dil yok
15:06yani Türkçedir ama Osmanlı e
15:09kozmopolitan dünyasında Farsçayla
15:11Arapçayla Türkçeyle bir arada
15:13kombinasyon bir nevi şey gibi eee yeni
15:16bir dil oluşturma provası gibi filandı
15:19Osmanlıca derler. Osmanlıca dil yok.
15:21Türkçedir o. E başka sözcükleri alır
15:24içinde kullanır. Eee sanki onu kullanmak
15:27gibi zannediyor. Hayır doğrusunu kullan.
15:29Grekçe çünkü musikidir.
15:32>> Kitabımızın koyduğu isim musiki. Kelime
15:35olarak musiki diyor.
15:37>> Aynen. Evet. Musiki. Musikinin aslında
15:40sadece bildiğimiz bu müzik ve şey eee
15:44müzik icrasıyla ilgili bir sözcük
15:46olduğunu da eee sanıyoruz. Halbuki
15:48konuşmalarımızı anımsıyorsunuz.
15:50Pythagorasın mabedinde tüm müzler
15:52>> Hı hı.
15:54>> şiir, dans, eee, işte eee diğer tiyatral
15:58şeyler eee sanatlar hepsi musikir.
16:02Çünkü musik müz muze, müz müz ya da muz,
16:08Muse filan, Musa filan böyle çeşitli
16:10okumalar var. Esinlemek,
16:13esinlenmek.
16:17Esinlendiğim zaman bunun ifadesi sesle
16:19olur. İşte bir enstrümanla olabilir, bir
16:22fırçayla olabilir, konuşmayla olabilir,
16:26esrimden doğan şiirle olabilir, heykelle
16:29olabilir, tiyatrol olabilir, sinema
16:31olabilir.
16:32>> Bunlar ifade formları. Asıl olan esin.
16:36Bu anlamda hepsi musikir. Sohbetle
16:39musiki değil mi?
16:41>> Evet. Yani sesle yapılıyor
16:43>> ya. Fane
16:44>> sonuçta. Fane yapıyor.
16:45>> Fane. E Can Bey siz eee şeyde eee ses
16:50böyle görünmeyen efendim görünmeyen
“GülgünCan, canımıza can kattın, hoşgeldin”
16:52sesimiz
16:53>> iç sesimiz adı Can ya.
16:55>> Sofranın iç.
16:56>> Şimdi biz de tabii onun canın sofrasında
16:59olduğumuz için adlarımızın sonuna can
17:01ekliyoruz.
17:02>> O zaman diyoruz Sinan Can. E şimdi sen
17:05geldin Gülgünc oldun. Şimdi Gülgünc
17:07>> canımıza can kattın. Gülgünc
17:09>> bugün Gülgün
17:11>> Evet Sinan Bey
17:12>> Türkoğlu Peg bizlerle sağ olsun
17:15ayaklarına sağlık. İzmir'den kalktı
17:17geldi bizlere soframıza şeref verdiniz
17:19efendim. Hoş geldiniz.
17:20>> Onur duydum ben de. Sağ olun davet
17:22ettiniz için.
17:23>> Var olun. Biz bayağı yani geçmişte
17:25baktığımızda çok makalelerden de
17:27tanıyoruz seni. Biliyoruz. Tamam seni
17:29tanıyoruz ama de hani gönlünden
17:31kaleminden çıkanları da biliyoruz. Ben
17:33hatta sohbetlerine de geliyorum. Oradan
17:34da biliyorum. İzmir'de sağ olasın. Eee,
17:38vallah çok memnun ve mutluyuz. Hatta
17:41alta yazılan yorumlarda diyorlar
17:43dediğiniz gibi erkek erkeğ mi
17:44oturuyorsunuz ya? Bayan da alın getirin
17:46dedikleri için. Tabii
17:48>> biz de Evet. Şimdi eee biz ne dedik? Bir
17:51şeyin gelişimin sonu var. Yani bir
17:53sürecin bir sonucu var.
17:54>> Eee dünya tarihini işte bu bu yeni bir
“İnsanlık tarihi doğru değildir.”
17:56şey. Yeni bir söylem. Yeni bir söylem.
17:58Şimdi bir kez daha eee Gülgün'ün şeyiyle
18:01katkısıyla can katmasıyla söyleyelim.
18:03>> Yeni bir söylem. bir dünya tarihi diye
18:06eee yazılan, çizilen akademik çalışmalar
18:08dahil eee insanlık tarihine yani atfen
18:12insanlık tarihi yazıldıklarına eee bu e
18:15doğru değildir diyoruz değil mi?
18:17Demiştik. Yani bu sofrada dendi. Biz
18:19bunu şimdi eee şey öneriyoruz.
18:22>> İnsanlık tarihi diye bir şey yazılamaz.
18:24Neden? Çünkü insanlık tarihinde modern
18:26döneme kadar kadın köledir.
18:31İnsan hak ve özgürlükleri dediğimiz bu
18:34modern dönemin bir şeyidir. Eee,
18:36kavramıdır ve kadın ilk kez modern
18:39dönemde erkekle eşdeğer anayasal eee
18:44şeyde eee proje altında en azından proje
18:48olsun daha gerçekleşmedi. Eş değer kabul
18:51edilmiştir. Yani eee ne Antik Yunan'da,
18:54ne Arap dünyasında, ne Çin'de, ne
18:56Hint'te, ne başka şeylerde, Roma'da
18:59filan kadın insan sayılmıyor. Yani o
19:02zaman human dedikleri zaman erkeği
19:04kastediyorlar. Kadın yok orada. Kadın
19:07hakları yok. Kadın bir e cinsiyet
19:09ayrımından hareket etmişler. Eee, zayıf,
19:13doğurgan olduğu için bebelerine bakmak
19:15zorunda olan bir mahluk gibi düşünülmüş.
19:19Eee, erkekler dünyayı yönetir. Erkekler
19:21savaşları onlar yapar. Erkekler
19:23dolayısıyla güçlü olan kas gücü
19:25neredeyse kaba güce bağlı. Ve o kaba
19:28gücü nereden elde ediyor? Eee, daha
19:30önceden de bunları zaman zaman
19:33zikrediyoruz ama tekrarında yarar vardı.
19:34Şimdi aynı şeyleri niye niye söylüyoruz
19:36gibi değil altını çizmek başka türlü
19:38olmuyor. Efela tezekkür eğer
19:40hatırlıyorsanız şimdi hatırlayalım diye
19:42söylüyor. Erkekler avcılık
19:45döneminde hayvanları avlarken kendi eee
19:49avcılık yeteneklerini geliştirirken eee
19:52kas güçlerini eee avlama
19:56zekasını kullanmayı eee başardıklarında
20:00bunu dönüp sonra hemcinslerine
20:02uyguladılar. başladılar. İnsanların
20:04insana avına başladılar. İnsanları
20:06köleleştirmeye başladılar. Ya
20:08öldürüyorlar ya da köleleştiriyorlardı.
20:10Ve dolayısıyla tarih avcıların, avcı
20:14eril eee erkin eee yarattığı bir dünya
20:19tarihi oluştu ve kadın burada
20:21köleleştirildi
20:23ve kendilerine denk yani partner gibi
20:27düşünmediler. Çocuklarımın anası olarak
20:29düşündüler ve onlar savaşçıydılar. Onlar
20:32zaferlerle şey onurlandırılıyorlardı.
20:37Bu
20:39e bu anlamda modern döneme doğru tarihin
20:42evrilmesini bir lineer, geçmişten
20:45geleceği akami nehir gibi düşündüğümüzde
20:47Heraklitos'un hani Pantaray akıyor bu
20:49zaman. Yani nehir dediği zaman tabii
20:52zaman akıyor. Bu zaman aslında insana
20:55nerede kavuşuyoruz? kadının
20:58modernitedeki
21:00eee insan hak ve özgürlükleri, kadın hak
21:03ve özgürlükleri değil, erkek hak, erkeği
21:06ve kadını aşan insana evrilme. Kadının
21:09insan, insanlığı bize armağan etmesi
21:11modern dönem.
21:12>> Evet. Ondan önceki tüm alivyonlar, tüm
21:16tarih eee bu insana doğru akan bir tarih
21:20ve bunun kanıtı da modern insan olarak
21:24kadın kadını da tezahür ediyor. Bu
21:27bakımdan eee önerimiz şu. İnsanlık
21:31tarihi demeyelim de insanlığa doğru
21:34tarih diyelim. Tarih öyle. kölelikten
21:38özgürlüğe evrilen ve bu hem cinslerini
21:41köleleştiren erk eee avcı şey kültür
21:46eril kültür hem eşini hem çocuklarını
21:50eee şey yapan köleleştiren aşiretler
21:54dönemi vardır. Tüm dünyada eee her yerde
21:57böyledir. Eee çok evlilik hatta vardır.
22:00O çok evlilikten çok çocuk elde etme
22:03şeyi var, amacı var aslında. eee bedava
22:07insan çalıştırmak yani köle Ne.