Full transcript
Sinan ve Serhan Yasdıman, Yunus Emre Hazretleri’nin “Hak Bir Gönül Verdi Bana” isimli doğuşunu meşk ediyor.
0:02Hak bir gönül verdi bana.
0:07Ademeden
0:09hayran olur. Bir dem gelir şadi
0:15[şarkı söyleme] olur. Bir dem gelir
0:19kiryan olur.
0:22>> [şarkı söyleme]
0:22>> Bir dem gelir söyleyemez
0:27bir sözü şeyle
0:30[şarkı söyleme]
0:32bir diliende.
0:36Tert dilere
0:39derman [şarkı söyleme] olur.
0:43[müzik]
0:45[şarkı söyleme]
0:51Ettilere
0:54derman olur. [şarkı söyleme]
1:01Bir [boğazını temizler]
1:02durar arş üzere.
1:06Bir dem
1:09tahte sera, bir dem sana sınatredir.
1:16Bir dem taşar umman olur. Hey!
1:26Bir [şarkı söyleme] dem döner Cebrail'e
1:31rahmet saçar. Her mahfile
1:36birden gelir. Gümra olur. Miskin Yunus
1:43hayran olur.
1:46[şarkı söyleme]
1:52[şarkı söyleme]
1:53[müzik]
1:55Miskin Yunus hayran [şarkı söyleme]
1:59olurdu.
2:05Eyvallah.
“Pirimiz Yunus hayatın kendisini anlattı.”
2:07İşte piir pirimiz Yunus
2:10yine DJ'ini dedi.
2:12>> Diyeceğini dedi. Noktayı koydu.
2:13>> Şimdi aslında seyri süluku anlattı tabii
2:15ya da hayatın kendisini anlattı.
2:18Hepimizin her gün yaşadığımız şeyleri o
2:21bir mertebeler silsilesi için anlat
2:24değil mi? Günlük yaşamda da öyle değil
2:26mi? Bir gün bakarsın böyle şeysin,
2:30depresifsin, hayattan tat almıyorsun.
2:33Yani bıkkınsın, bezginsin.
2:36Ama o sırada bir haber geldi. Aa dersin
2:39sevince bürünürsün. Bir anda çocuklarda
2:41daha çok olur. Onlar hemen geçer. Bizde
2:43de olur. Bir gün ağlarsın. Bir gün
2:45cenazen vardır. Bir gün doğum vardır.
2:48Değil mi? Bir gün başka halden hale
2:50geçmelerimiz işte. Ama tabii bunlar şeye
2:53girince hakikat ve hakikati
2:55mertebelerini
2:57eee temaşaya gelince Yunus'un anlattığı
2:59gibi olur. Bir gün damla gibi diyor ama
3:03bir gün coşar derya olur. Bu da işte
3:07sohbetler. Sohbet taşmak, cuhut taşmak,
3:10sohbet derya olur ama hepsem olur. Bazen
3:15sessiz olur. Tek kelime edemez ama kendi
3:19içindedir ve şey olur. O sessizlikte
3:24damladır. Evet. Ama birden coşar,
3:27sohbete açılır, umman olur. Bazen
3:31eee günlük dilden konuşursun.
3:34E işte bardaktı, çanaktı, şuydu, buydu
3:36gerekli şeylerdir filan. Ama bazen dür
3:40yani inci, bazen inciler döker. Bazen ne
3:45güzel söyledi var. Bazen Cebrail olur
3:47diyor. Her mahfile
3:50eee şey yapar. Aydınlatıcı eee bilgi
3:54ulaştırır. Rahmet saçar. Rahmet varlık
3:57vermek yani varlık verir. Şimdi bu bu
4:01rahmet Cebrail. Cebrail tabii bir melek.
Cebrail, Külli Akıl (Akl-ı Küll)
4:06Ne demek? Eee bizim cüzi irademiz ve
4:09cüzi aklımız değil. Külli akla eee
4:13tasavvufta külli akla Cebrail denir.
4:16Yani hakikatin
4:18aklı Cebraillik. Cebrail kelimesi
4:21cebredici, zorlayıcı.
4:24Hakikat insanı zorlar.
4:27Yani keyfime göre hakikat olmaz.
4:31Ben ne kadar itiraz etsem hakikate
4:34hakikat bana kendini dayatır. İşte
4:37cebreder, zorlar. Bu anlamdadır. E tabii
4:41bir melek yani bir kuvvettir. Aynı
4:44zamanda insanda insanın eee Cenabı Nebi
4:47üzerinden anlatılır. Cebrail geldiğinde
4:49onu sıkardı diyor. Şimdi tabii dışarıdan
4:52bir kuş gibi geldi işte yakaladı sıktı
4:54filan. Tabii porkl olarak bu
4:57animasyonlar fena değil imgelemek için.
5:00Ama o hal geldiğinde e şeyi kabz diyoruz
5:04ona. Eee daraltır egoyu ya da günlük
5:09benliğimizi ve sonra bast kabzın
5:13arkasına bast gelir işte coşar dediği
5:16ondan sonra kelam dökülmeye başlar.
5:20Eee evet böyle yani güzel [kahkaha]
5:24halden hale geçiş.
5:25>> Eyvallah
5:25>> efendim.
Halden hale geçiş, An’a teslim olmak, An, Zaman, Mekan
5:27Halden hale geçişti de şey güzel galiba
5:29değil mi? Tekrar olmasını ümit etmemek.
5:32Oradan oraya savrulmayı da bilmek. Bu
5:35teslim olmak,
5:39>> akışa bırakmak. Yaşamın kendi akışına
5:41bırakmak.
5:42>> Ana teslim olmak.
5:43>> H
5:44>> teslim bir kişiye değil birbirleri. Bir
5:46hep böyle anlaşılır bu tür. Çünkü bir
5:48kelime varsa herkesin imgesi farklı. Ne
5:52ne teslim alacağım ben ona buna teslim
5:53almam? Tabii ki olm. Ana teslim olmak
5:56nasıl olacak?
5:58An.
6:00ana teslim.
6:01>> Kendime bakarım.
6:02>> Kendin varsa an yok.
6:05>> Ana teslim.
6:06>> Kendin varsa an yok. Başka bir şey
6:09varsa, şey varsa yani şeyler, eylemler,
6:14düşünceler hepsi zamandadır.
6:19Zaman,
6:21mekan,
6:23insanın
6:25zihni zaman ve mekanda bir bilme,
6:28eyleme, eee, algılama, ilişkiye girme
6:31hepsi zamanda olur.
6:33Şimdi mekan yanalık
6:38şeyler yan yana mekanı oluştururlar.
6:42Hareketler art arda zamanı oluştururlar.
6:47Şimdi şeydir biri mekan Evet. cross
6:51mekan eninedir
6:54şimdi ve burada da mekan yanalık
6:56eninedir. Zaman hareket olduğu için art
6:59arda olduğu için boyunadır.
7:02Enine
7:04sabit, boyuna hareketli.
7:07Sabitteki hareketlilik
7:10olgunun kendisi ve olgu ancak böyledir.
7:13Peki tüm bu nerede olur? zihnimizde
7:17kavranır.
7:19Zihin zaman ve mekan kalıplarıyla
7:23olguları, olayları
7:25algılar, düşünür,
7:27yargılar. Değil mi?
7:29>> Olay bu.
7:30>> Bak zihinde olduğumuz sürece zamandayız.
7:35Zamanda olduğumuz sürece anda değiliz.
7:39an noktadır.
7:42Zaman mekana yayılır ve şeye hareketin
7:47eee dünyasına yayılır. An la mekan la
7:52zaman demek.
7:54Mekan ve zaman kalktığında andayız.
7:58Şimdi ve burada ama şimdi ve buradanın
8:02kalktığı
8:04şimdiye girmek diyebiliriz.
8:08an sonsuzluk andadır.
8:11Sonu gelmeyen bir hareketlilik o
8:14zamandadır.
8:16An noktadır.
8:18Eee, çizgi değildir, alan değildir.
8:23Bu bu mesele eee tasavvufta çok son
8:26derece önemli bir meseledir. Eee, ana
8:29girmek, sonsuza girmek.
8:33eee zaman ve mekan yani zihin kalkınca
8:35da ego birlikte kalkıyor. Eee İsmail
İsmail Emre’ye sormuşlar, La İlahe bahsi
8:39Emre'ye sormuşlar.
8:41Eee, efendim şimdi bu la ilahe meselesi
8:46eee bu işte düşüncelerden e kurtulmak
8:49filan şunlar işte bu alışkanlıklardan
8:52şunlardan kurtulmak filan bunlar o kadar
8:55çok ki
8:57eee İsmail Emre de diyor ki evet eee
9:00benim için değil tabii. Saça benzetmiş
9:04senin saçlar falan. Saç telleri kadar
9:06çoktur diyor düşüncelerimiz dışarıya
9:08bağlı. Yani şeyleri düşünüyoruz ya.
9:11Dolayısıyla her birine bir bağımız var.
9:14Düşünce, düşünsel bağ. O kadar çok
9:16gidiyor. Bunları tek tek ayıklamak
9:18deliptekisini ayıklamaya benzer.
9:22Bitmez diyor.
9:22>> Kısa yol var.
9:23>> He
9:24>> kısa yol diyor. Git bir berberin önüne
9:26otur. Hepsini birden
9:29tıraş etsin. Kurtul. Şimdi bu tabii çok
9:31güzel bir esprile anlatmış. Yani la
9:33ilahe tek şunu kaldır, bunu kaldır, bunu
9:37kaldır, bunu kaldır. Bu böyle bir şey
9:38değil. Bu bununla bir hepsini ateşe, aşk
9:41ateşine.
9:43Aşk ateşini attığı zaman ne demekse o,
9:47eee, zihindeki zaman mekan kalkar. Aşk
9:51insanı dönüştüren ruhsal bir deneyim
9:54olarak ana getirir, noktaya getirir,
9:57arındırır, safiyete getirir.
10:00>> O safiyetin kendisi
10:03e sembolik olarak nokta diyorlar. Bu
İbn-i Arabi’nin Fususu'l-hikem isimli eserinde Hz.Adem bahsi
10:05şimdi İbn Arabi'nin şeyde Süsusü Keminde
10:09Adem Fatsın sözünü der. eee
10:14şey der
10:16eee eee
10:20göz bebeğini he göz bebeğini insanı şey
10:23yapar. Eee bütün alem bir yüz düşünür.
10:28Bütün alem bir yüz ise onun göz bebeği
10:31insandır.
10:33Yani
10:34o göz bebeğinden seyreder alemi. Ama göz
10:38bebeği dediğimiz popila aslında bir
10:41karanlık şeydir. Boşluktur.
10:45Orada bir yokluk var. Yani boşluk
10:48karanlıktır
10:49ama bütün aydınlığı o görür. İşte İbn
10:53Arabi bunu metafor olarak kullanır ve
10:57nasıl ki birbirinin gözüne yakın,
11:00birbirinin gözüne bakabilen iki insan
11:02düşünelim karşılı göz bebeğinde o siyah
11:07benekte
11:09eee kendi yüzünü görür. Bir noktada
11:13Cemal vardır, yüz vardır. O orada görür,
11:16o da diğerinin göz bebeğinde kendini
11:18görür. Şimdi bunlar hep metafor olarak
11:20anlatılmış. eee eee nokta fakat bir
11:25nokta bir cihanı görüyor.
11:28Nasıl bir nokta değil mi? Ne ilginç.
11:30İşte damla, derya filan bu metaforlarla
11:33da anlatılmıştır.
11:35Eee ana girmek, o yokluktan bakmak.
11:40Buna fakr denir şeyde tasavvufta fakr
11:44hiçlik yani. Eee egonun yokluğu ana
11:48girmek.
11:51Elfakrun fahri demiştir Cenabı Nebi.
11:55Yokluğumla övünür.
11:57Övündüğü şey yokluğu ya. Ama halbuki o
12:01yokluk hakikatin varlığı.
12:04>> Yani egonun yokluğu hakkın varlığı.
12:09Bunlar hep işte bu paradoksal çelişkili
12:12anlatımlar, eee,
12:15zihinsel çıkarımlar, mantıksal
12:16çıkarımlara pek uymadığı için eee,
12:19insanlar gerekçesini, metodunu filan
12:23öğrenmeye çalışıyor. Böyle değil bu. Ve
12:26burada terk var.
Terk-i Dünya, Terk-i Ukba
12:29Terk-i dünya. Nasıl dünyayı terk edeyim?
12:32Dünyanın içindeyim. Yani dünya benim
12:34içimde. Ben de dünyanın içindeyim.
12:36Tamam. Sen dünyanın içinde olmaya devam
12:38et. İçindeki dünyayı terk et.
12:44Dünyanın senin içindeki cazibesini
12:48kaldır.
12:50Terki-i ukba. Aman Allah'ım.
12:54Tüm yaşamımızda
12:56bir gayemiz var. Hele varoluşsal gaye
13:00öldükten sonra ne olacak?
13:02>> Yok mu olacağım? Var mı olacağım? Orada
13:04oraya nasıl hazırlanayım filan. Buna
13:06ukba akıbet denir. Yani yapıp
13:10etmelerimizin sonunda ahiretinde ne
13:14bulacağım? Ne yapacağım? Bütün kaygımız
13:16budur. Hatta tüm kaygıların temeli ölüm
13:19kaygısıdır.
13:20>> Tabii
13:22>> ölüm
13:24kaygısı olmasa insan bu tüm diğer
13:27korkuları, kaygılarını filan unutur.
13:30Yani kaygısız hale gelir. Peki kaygısız
13:33olmak ne kadar güzel. Kaygısı olan
13:34hayvandır. Hayvanlara bakın. Kaygıları
13:38yoktur.
13:39Ve onun için böyle bir e Hintli niye
13:41ineğe tapsın ki? Yani tapmak ne demek?
13:44Yani hayran olmuş. İneğe bir bakıyor.
13:46Hiç kaygısı yok. Böyle bakar.
13:50Şimdi arslana bakıyorsun değil mi? Böyle
13:53biz arslan falan diyoruz. Arslanın
13:55kendisi öyle değil. Böyle bakıyor. Böm
13:58böm bakar. Ya Arslanın bu kadar bön
14:01bakması şaşırtıcıdır.
14:04Halbuki böyle diri diri bakmasını
14:06beklersin. Arslan gibi etrafa böyle göz
14:08atsın filan. Hayır böyle bakar. Niye?
14:10Korkmuyor. Çünkü korkusu olmayanın
14:13kaygısı olmaz.
14:14>> H
14:15>> o halde korkuyu kaldırmak
14:19kaygının da kalkması akıbeti terk
14:22etmektir. Akıbeti böyle terk
14:23edebilirsin. Kur'an-ı Kerim ne diyor?
14:26eee
14:28ene evliyaah
14:33Allah o Allah dostları var ki ha onlar
14:36ne korkarlar
14:38ne de üzülürler.
14:39Havf korku
14:43korku korkuyu kaldırmak ama korkuların
14:46anası ölüm.
14:49Ölüm korkusunu nasıl kaldıracağım?
14:54Tek yolu var. Ondan yolu yok.
14:58Ölümü deneyimlemek.
15:00Ölmeyen ölümü kaldıramaz.
15:03O nedenle mutu
15:06kablente mutu
15:09ölün ama tabii ölümden önce.
15:13Demek ki ruhsal bir deneyim. Yani egonun
15:15terki akıbette kalktı. Dünyanın tadı
15:19şeyi cazibesi de kalktı. E canım ne oldu
15:21şimdi? Uzaya attılar beni gibi bir şey
15:23bu. Şimdi tatsuzu bir şey olmuş. Hayır
15:28sürükleniyordun. İçgüdülerin seni alıp
15:32götürüyordu. Şimdi sen seçip tadına
15:34bakıyorsun.
15:37Lezzat.
15:39Artık lezzata geçtin.
15:42Sen özgürleşerek önüne bir sofra geldi.
15:47Artık seçip seçip yiyorsun gibi düşün.
15:51Terki-i dünya, terki-i ukma olduğu anda
15:54ana geliyoruz. İşte an
15:57ana gelmek bu. La mekan, la zaman an bir
16:01deneyim. Bu dolayısıyla bir bilgi türü
16:03değil. Ve bunu bildim bildim ama olmadı.
16:08Ben gene aynıyım.
16:10>> Dolayısıyla zihnin bilgileri bu bu
16:12laflar bu konuşmalar da değil.
16:15Niye? E çünkü ne diyordu Yunus biraz
16:17evvel? Ha demece demeden hayran oldum
16:20diyor. Öyle oldu, şöyle oldu, böyle bir
16:23an geldi. Hayran oldum diyor. Şimdi
16:25hayran olmadın. Hayran olunur muşu
16:27bildin ama hayran olmadın. O deneyime
16:31girmedin. Veçeyi, o veçullah'ı görmedin.
16:34Güzeli görüp işte o seni senden almadı.
16:37İnsan güzellik karşısında kendini
16:39kaybeder.
16:40>> Hayranlık bu demektir.
16:42>> Şaşa kalışlık.
16:43>> Şaşa kalmak. Güzel, güzel sanat eseri,
16:47güzel bir varoluş, güzel bir düşünce,
16:50güzel bir hal. Güzellik insanı kendinden
16:53alır. Ha demek ki hayranlık ana
16:58giriştir.
17:00>> Çok ilginç değil mi? Çok zor şeylermiş
17:02gibi anlatılıyor. Aslında çok çocuksuz
17:04bir şeymiş.
17:06Metodu kaldır, metodu terk et.
17:08>> O da bitti.
17:10>> Metodu terk ettin mi artık teslimiyet.
17:14Teslimiyet işte anda olur dedin mi?
17:16Teslimiyete geliriz. Teslimiyet o
17:19herkesin hepimiz yapalım işte bu metot
17:21gibi falan değilmiş.
17:22>> O herkesin harcı değil.
17:25>> Onlar kendi iradeleriyle yaşamazlar.
17:27Hakkın iradesiyle yaşarlar. Ne gelirse
17:30haktan gelir. Allah eyvallah derler.
17:34O hepimiz hadi bunu ben yapamıyorum ama
17:36işte değilsin zaten.
17:38>> Nadık haklı.
17:39>> Evet.
17:43Bir şey var mı?
17:45>> Bakalım
17:46>> bakalım.
17:48Yani Yunus'un sözünün üzerine söz mü
17:50söylenir ama ne yapalım yani?
Sinan ve Serhan Yasdıman, Pir (Malatyalı) Niyazî-i Mısrî (k.s) Hazretleri’ne ait “Can Yine Bülbül Oldu” isimli doğuşunu meşk ediyor.
17:54Can yine [şarkı söyleme]
17:55bülbül
17:57oldu.
18:00Can [müzik][şarkı söyleme] yine bülbül
18:02oldu.
18:05Araçılık
18:06gül oldu.
18:09Medet medet
18:13araçılık
18:15gül oldu.
18:18[şarkı söyleme][müzik] Göz kulak oldu
18:21her yer.
18:23Göz kulak oldu [şarkı söyleme] her yer.
18:28Her ne var oldu
18:32medet etme.
18:37Her var [şarkı söyleme]
18:39oldu.
18:41Gönül o bahre daldı.
18:46Gönül [şarkı söyleme]
18:47o bahremandı
18:51tutuldu [şarkı söyleme]
18:53kaldı.
18:55et medet
19:00buudu
19:02kaldı
19:04girdimanın
19:06zikrine
19:09girdimanın
19:10zikrinealarım
19:15bir olduk medet medet medetalarım
19:23bir olduk
19:26Ferhat bugün ben oldum.
19:31Ferhat bugün ben oldum.
19:35Varlıklarını
19:38dedim.
19:39Medet medet medet.
19:43Varlık dağını
19:46verdim.
19:48>> [şarkı söyleme]
19:48>> Şirinime
19:50varmayam.
19:53Şirinime
19:54varmaya.
19:57Her canim yol [şarkı söyleme] oldu.
20:02Etmez
20:05her canipim yol oldu.
20:10Gel şahile [şarkı söyleme] karadan.
20:15Gakile
20:16karadan
20:19aldı çıkar aradan [boğazını temizler]
20:23etmeetm
20:28çıkar aradan
20:32[şarkı söyleme] niyazi dön buradan
20:37niyazi dön burada
20:41durmasana da Gel oldum medet medet medet
20:49durma [şarkı söyleme] sana gel oldu.
20:55>> Halkı çıkar aradan [boğazını temizler]
Ruh Rabb’in emrindendir.
20:57>> bak
20:57>> görsün
20:59>> değil mi? İşte yani anlattıklarımız gene
21:01özetlendi. Halk çıkar oradan. Ama
21:04Niyaziye ne demiş?
21:06>> Durma sana gel oldu di.
21:08>> Durma sana gel oldu. Allah Allah. Bu ne
21:10demek?
21:12Çok ilginçtir bu bunlar yani e tanımadan
21:15bu sözcükler okusa insan ne diyor? Gel
21:19herhalde çağırıyorlar arkadan
21:21arkadaşlar. Şimdi eee sufi irfan
21:26geleneğine göre ki Kur'anidir hepsi
21:29eee
21:31Cenabı Hak insana işte eee ruh rabbin
21:35emr emrindendir
21:37kelamı gereği
21:39emretti. Yani ruhladığı ruh ruh kelimesi
21:45hem rüzgar demek hem Arapçada git demek.
21:48Git yalaru der Araplar. Hadi git yalaru.
21:52Şimdi dolayısıyla ruh
21:56dedi gönderdi.
21:58Tal dedi
22:00gel dedi. Tal gel demek Arapça. Şimdi
22:05burada Niyazi çağrıldığını söylüyor.
22:08>> Niyazi dön buradan dur. Dön buradan. Bu
22:11dünyadan dön. Halka çıkar. Aradan dön
22:13kaynağına.
22:15Seni gönderene
22:17dön. İnna lillah ve inna ileyhi raciun.
22:23>> Tam da bunu söylüyor. Görüyor musun?
22:25Neler söylüyorlar ya?
22:27>> Hayır canlar.
22:28>> Aynen. Tabii canım.
22:30>> Onu Türkçe söylüyor işte. Zevk
22:32ettiriyor.
22:34>> Eee şimdi sözünü etmiştik biraz önce.
Gözbebeği, İnsan-ül Ayn
22:37Göz bebeği insanül ayin diye de
22:40söylenir. Nasıl ki görmenin merkez
22:42noktası ise insan da kainatın görme
22:46noktasıdır. İnsan kainatın aynası. Hem
22:49aynası yansıtıcısı bilinç. Çünkü bilinç
22:52>> boc
22:53>> eee evet yansıtıcı. Hem de göz gören
22:56yani insan görendir.
22:59Şimdi göz bebeği biraz evvel söyleim
23:00fiziksel bir boşluk. Fakat onda siyahlık
23:04eee bir nevi aynanın sırrı gibi. Sır
23:07dediğimiz aynanın arkasındaki o gümüş
23:09nitrattır. Ama o olmasa ayna olmaz. Cam
23:12olur, geçirgen olur. Yansıtmaz. Şimdi
23:15bütün bunlar aslında neyi anlatıyor?
23:17Biraz önce söyledik. Fakr işliği
23:19anlatıyor. Elfakrun fari demiştik. Fakat
23:22Cenabı Nebi ne diyor? Eee, salat
23:26kürretül ayn. Eee, salat gözümün nurudur
23:30diyor. Salat. Şimdi namaz diye
23:33çeviriyoruz tabii birtım şekiller filan
23:36ritüeller de giriyor işin içine. Eee,
Sulh ve Salah
23:39salat, salat, salah, sulh salah. Bunlar
23:44kendiyle barışmak.
23:46İnsanın kendisiyle barışması
23:48kurtuluştur. Çünkü sulh barışmak demek,
23:51salah kurtuluş demek.
23:53>> Aynı şeyin içinde, eee, kavramın
23:56içindedirler. Hayale salah dendiği zaman
23:59haydin barışa ve kurtuluşa.
24:02Barış kurtuluş çünkü dilerim dünyada bir
24:05barış olur da insanlarla rahat erer
24:08yani. Evet. Ne yapalım? Dünyada böyle
24:10işte biraz karmaşık dönemini yaşıyor.
24:13Tarih hep böyleydi ama
24:15>> ev tarihin en az savaş olan döneminde
24:17yaşıyoruz aslında.
24:18>> Üstelik. O nedenle işte gene de biz eee
24:23barış diliyoruz. Yani insanlığa barış
24:25diliyoruz.
24:26Evet. Ne güzel söyledi ya. Sen de şimdi
24:29ben söyleyecek söyleyecek söz
Hal Dili
24:31bulamıyorum bütün bunları duyunca.
24:33>> Ben bugün ben oldum. Varlık dağını deli.
24:35>> Evet. Varlık dağını delmek.
24:38>> Evet.
24:38>> Girdim anın zikrine bile dedi yani.
24:40>> Evet. Azaların dili.
24:42>> Azaların dili oldu dedi.
24:46>> Hal dili. Hal dili. Azaların dili
24:49olması. Hal dili. Eee kelam bitip
24:53susunca hal dili başlar. Onun için
24:56onlara hal ehli denir. Kal ehli, hal
24:59ehli. Bir de nazar ehli var işte. Nazar
25:03ehli. Onlar lazerli.
25:08Nazar ehli. Evet. Ricalı gayp
25:13zevk gibi iş.
25:16Efendim bu hanımefendi niçin davet
25:18ettiniz Can Bey? Sussun diye mi?
25:22bize getird İzmir'den. İzmir'den
25:25getirdim
25:26>> İzmir'den getirdim. Getirdim dedi. Daha
25:28neler var?
25:28>> Cenabı İbrahim konuştuk
25:31>> daha. Dur bakalım içindeyiz ya.
25:33>> Buyurun efendim.
25:33>> Dedemin dini diyor Resulullah efendimiz.
25:35Dedim İbrahim'in dili diyor diye diyor
25:37değil mi?
25:38>> E
25:38>> buyurun.
Şükür
25:39>> Vallah ben oldum. Pek hoş oldum.
25:41[kahkaha]
25:42>> Şimdi onu diyecektim. Gülmece çok mutlu
25:44şu anda. Çok öyle gözüküyor yani. Çok
25:47belli.
25:47>> Mutluluğunuzu anlatın bize efendim.
25:48Buyurun. Halilizi anlatın. Bakın. Al ve
25:51Kalen bahsetmiştik.
25:54>> Çok şükür.
25:55>> Şükür.
25:56>> Evet. Teşekkür sana için helal.
26:01Ancak can hocam bir şeyler istiyor.
26:03Tabii yormazsa yani.
26:07Hocam isti
26:11ne çıkarsa
26:13>> bak. Yoksa biz başlarız gene meşke.
26:15Domdoba dam dooba.
26:16>> Oh ne güzel. [kahkaha]
26:18Bener Doganagadan ne geliyor? Dogag
26:21>> doganagadan ne çıkıyor? Doğan
26:24>> süzünak yokmuş. Segel
26:27>> şeyi söylüyorlar. Şükretmenin eee batı
26:30bulmuş beyinde ne gibi değişiklikler ya?
26:33Ne kadar şükür varsa o kadar çok işte
26:35oksitosin seratonin
26:36>> işte böyle işte bugün bilim artık böyle
26:39kimya mimya menfaat yargı şeyler
26:42yararlıklar filan bunlar yoksa ne işimiz
26:44var filan doğru haklılar yani
26:46>> onlar da haklı. Ne yapayım? Nörolojik
26:48şeyler, bağlar oluyor mu? Onlar yeni
26:50bağlar mi çıkıyor filan? He deyince
26:52anlamış oluyor.
26:53>> Ondan sonra şey oluyor. Şükretmenin
26:55yöntemleri.
26:56>> He. [kahkaha]
26:56>> Şükretmenin yöntemleri. Şimdi sıraya
26:58koyalım. Önce bunu yapalım. Sonra bana
27:00şükretmiş olalım filan.
27:01>> H
27:03>> işte bun
27:05>> terki terki hukba terki dünya nerede? Ne
27:08anlayacak o zaman? Noronları çök at
27:10filan. [kahkaha] Kimyaları at dışarıya.
Sûre-i Rahmân 19 ve 20.Ayetler: “(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.”
27:14>> Eyvallah. Neyse onlar da tabii bilim
27:16bilimdir ama bunları iki deniz kavuşur
27:20ama karışmazlar
27:21>> yani.
27:22>> Maddeyle manayı birbirinin içine
27:24sokmamak lazım.
27:25>> Evet.
27:26>> Her bir kendi gerçekliğinde, kendi
27:29hakikatinde
27:30>> öyledir.
27:31>> Hı hı.
27:32>> Yani ruhu aklın yerine koyamazsın.
27:35Aklını ruhun yerine koyamazsın. O onun
27:37işini yapamaz. Onun işini yapamaz.
27:39>> Akıl sevemez. Ruh düzenleyemez.
27:42Akılsız ruh çılgın.
27:44Mezupku
27:46hairi oynayan bir çocuk düşünün ya
27:49çocuğum yemeği ya işte yatağını kaldır a
27:52tamam ya filan y değil mi şimdi Mevlana
27:55Cuuşa'a gelmiş raks ediyor. E gel
27:57efendim şimdi şey yap seni yargıç
28:00yapalım hüküm ver filan boş ver abi ya
28:02filan diyecek yani.
28:04>> Demek ki her şey yerli yerinde hak
28:07birbirine tecavüz edilmez. Sonuç bunlara
28:11ayan sabiteler. Sabit özler.
28:15Kendi sebatları var. Yani bu şey gibi
28:18üniversitedeki fakülteler gibi
28:21üniversitesi fakülteleri bağlıyor
28:24birbirine ama fakülteler birbirinden
28:26ayırıyor. Astronomi, biyoloji,
28:29>> psikoloji bunlar varoluşta veya varlığın
28:32kendisinde
28:34eee münferit varlıklar değiller.
28:37İç içeler. Ama biz birini şeye öne
28:41çıkarıyoruz. Diyoruz ki burada şeye
28:44bakacağım. Fizik yasalarıyla bakacağım.
28:48Doğaya ş fizik o zaman fizik nisipine
28:51çıkıyor. Bu fiziği kopardık, ayırdık,
28:54başka bir varlık haline getirmedik. Ama
28:57fakülteler olmazsa bilemeyiz,
29:00ayırt edemeyiz. Furkan diyorlar, fark
29:03>> Evet.
29:03>> Fark olmaz. Ama onların ilişkilerini bir
29:07bütünde tevhit etmek, varlık
29:11vahdete getirmek yani üniversite haline
29:14getirmezsek de ilişkilendiremeyiz.
29:18Ayırmazsak olmaz, kavuşturmazsak olmaz.
29:21Demek ki ikili birlik dediğim hep
29:23sürekli bu ya. Tek yanlı bir şey değil.
Vahdet: Birey ve Toplum
29:27Ayrım birlik. Vahdet.
29:29Şimdi sadece vahdete bak. Hepsi bir
29:32deniz oldu. Damlalar denize gitti. Bu şu
29:35anlama geliyor. Bu denizler, damlalar
29:37filan bildiğimiz toplumu anlatıyor.
29:39[boğazını temizler] Damlalar, bireyler,
29:42eee, şeyde toplum. Şimdi toplumu da tam
29:45anlayamıyoruz. Toplum deyince böyle bir
29:47ya ben şeye benzetiyorum. Maça gittik.
29:51Herhangi bir maça. Milli maç olsun fena
29:53değil. Bu ara bizimkiler işi
29:56pişirmişler.
29:57>> E stadyuma gidiyorsun. 50.000 1000 kişi.
30:01Şimdi oradaki
30:03>> günlük benliğin
30:05>> eee kendi çıkarların, kendi bakış için,
30:07kendi bir müddet sonra o topyekün
30:12şey tezahürat içinde, mahşeri kalabalık
30:15içinde
30:16>> yeter. O yüzden bu kadar düşkündür
30:18insanlar farkında değil. Çok spor
30:20sevdikleri için değil. O yekünde yok
30:22olu.
30:22>> O yekünde kendini unutuyor. Kendini
30:26unutuyor ve bir coşkuya katılıyor.
30:29Sağaltım oluyor. Oradan çıkınca böyle
30:32Leyla Leyla evine geliyor. Aslında
30:34bunlar eee psikolojik yanları var,
30:37sosyolojik. Ama şimdi burada anlatmak
30:39isteyen şey ya toplumun içinde
30:42kaybolursun
30:44o tada varırsın. Bir tat oluyor çünkü
30:46kendinden kurtuluyorsun.
30:48Demek ki bela benmişim. Yani kendinden
30:50kurtul tada varıyorum. Aynen. Ama bu
30:53sefer de
30:54>> kayıp oluyorsun
30:56değil mi?
30:58>> Tekrar damlaya dönmen lazım.
31:00>> Amin.
31:01>> Yani innel hak enel hak. Enel hak innel
31:05hak. Bu geçişli olmak. Ne toplumda kal.
31:10Bu biraz da politik şeye de
31:12taşıyabiliriz. Diyelim ki toplum için
31:14çalışıyorum. H
31:16>> erdem bu. Erdem.
31:20Vatanımı, milletimi seviyorum. Bunun
31:22için işte her türlü sanat yapıyorum,
31:24askerlik yapıyorum, bürokrasi yani ücret
31:27alsam da almasam da özveride
31:29bulunuyorum. Toplum için yaşıyorum. Bu
31:32Roma işte Roma. Roma devleti buydu. Roma
31:35yurttaşı demek kendini Roma devletine
31:39adamış insanlar. Kendi özel yaşamları
31:43yok.
31:43>> Önce Roma yani
31:44>> önce Roma. Önce değil sonra da Roma.
31:47>> O hep. Tabii tabii tabii.
31:48>> Hem hem değil yani hep hep öyleydi işte.
31:51Şimdi bakın kendileri için
31:52yaşamıyorlardı.
31:55Nereye sevk ediyorsa şey aynen tamam o
31:58itiraz isteyerek de
32:00>> ama ne oluyor? kendilerini bireysel
32:03olarak kendilerini kendi özel
32:05mülkiyetleri, özel küçük bir bahçesi,
32:08orada bir şey, bir aile filan onun
32:10tadına varamıyor. Şimdi dolayısıyla ne
32:13öyle y ne toplum ne birey işte o şimdi
32:17hem dedi. Şimdi hem
32:19>> ot
32:20>> onun eee hem o hem bu değil.
32:24İçindeki içinde fihi ma fi
32:27[boğazını temizler]
32:28>> Mevlana'nın söylediği içindeki içinde.
32:30Ben evrenin içindeyim evren benim
32:32içimde.
32:33>> Ben toplumun içindeyim toplum benim
32:35içimde. Toplum benim içimde demek töre.
32:39Bu topluma ait değerler benim içimde.
32:42Toplumu benim kendi ailem olarak
32:45hissedebiliyorum demek. Yabancılaşmaya
32:47gittiğin zaman işte Mısır'a Mısır'a
32:50gittiğin zaman orada yabancılaşıyorsun.
32:52Eee şey olarak yani öykü olarak bugün de
32:56herhangi bir ülkeye gittiğinde işte
32:58yabancılaşıyorsun ama orada kendi
33:02toplumun törel değerleri ve imgesi senin
33:05içinde. Sen toplum içinde içine alarak
33:09oraya gidiyorsun.
33:10>> Ha demek ki aslında terk etmiyorsun
33:12burayı. Buranın ruhuyla gidiyorsun.
33:15Buradaki belki dış varlıklar burada
33:18kalıyorlar ama onların törel değerleri,
33:21şeyleri, eee, duyguları senin içinde.
33:25Alem sende, sen alemin. Bayır böyle işte
33:30tatlı.
33:33>> Hala vermiyor bize. Şey
33:34>> daha da
33:36şey oldum. Sessizleştim. [kahkaha]
33:39O ne güzel. Ben burada iyiyim.
33:41>> Bu sefer şeye hanendeler arasına
33:44alacağız. Söyle bakalım o zaman
33:46>> bir türkü ya hakikaten İzmir türküsü
33:49falan yok mu sende? Hayır vallahi
33:51[kahkaha] yok.
33:53>> Var çakıcı filan
Çilingir Sofrası Ehli, Muzaffer Sarısözen tarafından kaynak kişi Ekrem Güyer'den derlenip notaya alınan “İzmir’in Kavakları” isimli eseri meşk ediyor.
33:55>> bize de derler
33:58[şarkı söyleme]
34:00>> yar fidan boylu.
34:03Hadi birlikte
34:04>> yakarız [şarkı söyleme] konakları
34:13>> İzmir'in [şarkı söyleme] kabakları
34:16dal dal dal
34:18>> dökülür [şarkı söyleme] yaprakları
34:26İsmir'in kavakları [şarkı söyleme]
34:31>> dökülür
34:32Yaprakları
34:40bize de derler çakıcı [şarkı söyleme]
34:45yar filan boyluam
34:51yakarız konaklar [şarkı söyleme]
35:00bize ded Derler [şarkı söyleme]
35:02çakıcı
35:05yar fidan boy.
35:11Yakarız konaklar.
35:15[şarkı söyleme]
35:20>> Görüyor musun?
35:20>> Yaylı girdi.
35:21>> Yaylı girdi orada. Onunla ne zeybek
35:23oynur ya.
35:24>> Zaten öyle
35:25>> öyle zaten.
35:26>> Masa küçük [kahkaha]
35:28>> masa. Yoksa zeyb oynardık.
35:31Karın gülme işte. Ne yapalım böyle
35:34[kahkaha]
35:35canım?
35:36>> Hay Allah.
35:38>> Eyvallah.
35:39>> Teşekkür edersin kanka.
35:41>> Bugünlük bu kadar.