Full transcript
Konuklarımız Tunç Tandoğan, Fatih Tandoğan ve Halil Tan hoşgeldiniz.
0:02Hoş geldiniz. Hoş bulduk efendim.
0:04>> Şimdi misafirlerimiz var bugün.
0:06>> Evet. Ne kadar güzel.
0:07>> Tunç bendir vuracak ve söyleyecek.
0:11>> Halil Santur ve Kubuz
0:13>> değil mi? Bir de başka ne diyorsunuz?
0:15Cura mı diyorsunuz?
0:16>> Kopuz dede sazlar diyor.
0:17>> Kopuz dede sazlar. Allah ne güzel. Böyle
0:19meşk yapacağız bugün. Meşk günü tabii.
0:21Fatih var. Fatih'te Cemal görmeye geldim
0:24dedi. Halbuki Cemal göstermeye gelmiş.
0:27Fatih'in Cemalini çok seviyoruz. Çok
0:30aşığız kendisine. Efendim Kanada'dan
0:32geldi. Eee, sofra aşıklarından.
0:35Ya diyor ki bu sofra bizi diyor
0:37Kanada'da bile evimizde hissediyor,
0:39hissettiriyor. Mutluyuz, çok zevkliyiz.
0:41E o zaman gel dedim bir de görün bakalım
0:44orada değil mi soframızda? Hoş geldin
0:46Fatih.
0:46>> İlk şans
0:47>> canımsın hepimiz için. Seni görmek
0:49harikasın. Şimdi bugün günü ama
0:52Sinan'ımız yok. Sinan yok olur mu?
0:55Sinan'ın bedeni yok ama kendisi burada.
0:57>> Muhabbeti burada. Eee, selam olsun
1:00Sinan'a. Şimdi bize ne sunacaksınız?
1:03Soframıza ne getirdiniz bakalım?
1:06>> Vallahi değişlerden okuyacağ. Değiş
1:07nefesler var.
1:08>> Ah, değiş ve nefes değil mi? Tam bize
1:10>> olsun yani.
1:11>> Nefes lazım zaten.
1:12>> Besteler de var. Halil'in besteleri var.
1:15Birlikte meşk ettiniz mi senin besteleri
1:16de?
1:17>> Evet. Bu meşk ettiğimiz bir bestemiz
1:19var. Birkaç tane bestemiz var. Onları da
1:21icra etmek istiyoruz. O oradan mı
1:23girelim yoksa sonraya mı bırakalım?
1:25Hangisini istiyorsun?
1:26>> Eee, ilk okuduğumuz bir e bugün Canan
1:29geldi bize. Eserini okuyriz isterseniz.
1:32>> Tamam. Evet. Hoş geldiniz. Buyurun.
1:33>> Hoş bulduk.
Tunç Tandoğan ve Halil Tan Aşık Daimi’ye ait “Bugün Canan Geldi Bize” isimli deyişi icra ediyorlar, Serhan Yasdıman gitarla eşlik ediyor.
1:51>> [müzik]
1:59[müzik]
2:01>> Bugün [şarkı söyleme] canan geldi bize.
2:05Dudak [müzik] sakillermez.
2:12Yarim tazelerden [şarkı söyleme]
2:15taze [müzik]
2:16koklamaya
2:18oy
2:20[müzik]
2:22yarim tazelerden [şarkı söyleme]
2:24taze koklamaya [müzik]
2:28doyalım
2:30Hen
2:34[müzik]
2:41[müzik]
2:48[müzik]
2:50yarim [şarkı söyleme]
2:51güle benzer. Oğ da sümbüle
2:55[şarkı söyleme]
2:56benzer.
3:00>> [müzik]
3:00>> Şakıyan bülbüle benzer sohbetine
3:04[şarkı söyleme][müzik]
3:06doyamam
3:08ki.
3:10Şakıyan bülbüle benzer sohbetine
3:14[şarkı söyleme][müzik]
3:15doyamam
3:17ki.
3:23>> [müzik]
3:36>> Bozucuya
3:38dalir miyim? Buyur gezer gafil
3:42[müzik][şarkı söyleme] miyim?
3:47Madem aşık daimiyim [şarkı söyleme] ben
3:51[müzik] cahile uyim.
3:56Madem [müzik][şarkı söyleme]
3:57aşık daim
3:59ben cahile uyamam
4:03ki.
4:05Madem aşık [şarkı söyleme] daimiyim
4:08[müzik]
4:08ben cahile uyuyamam
4:12ki.
4:14Madem aşık daimi
4:18ben cahile uyamam
4:21ki.
Anadolu’nun sesi deyişler, kendinde kendine
4:24>> Eyvallah. Ne kadar zarif değil mi?
4:26>> Evet.
4:27>> Tam bizim geleneğimiz Anadolu'nun sesi.
4:30>> Değişlerin bu duyarlılıkla söylemesini
4:32ben çok seviyorum. Tabii bir de coşkulu
4:33söyleme değil mi? Neşelendirme filan.
4:35Oyun
4:36>> filan. Evet. Ama yani bu şey mistik bir
4:39şeyi de var. Bir tadı da var değil mi
4:41Fatih? Kendinden kendine söylüyormuş
4:42gibi kimse için değil değil. Bravo.
4:46Kimse için değil. Kend
Fatih Tandoğan 26 yıldır bulunduğu Kanada’dan cemal görmeye gelmiş, cemal gösteriyor.
4:48>> Fatih sen bu zevk içine büyüdün. E bu
4:50tadın ben biliyorum senin hayatını ama
4:53sonra gittin Kanada'ya. Orada bu neşeyi
4:55paylaşacak dostlar var. Yani nasıl
4:57yaşıyorsun?
4:58>> 25 yıldır 26 yıldır oradayım.
5:01>> A ne güzel.
5:01>> Büyük keyif. Dostlar cemal görmeye
5:04geldim.
5:04>> Tamam. Zevk alıyorsun. muhabbet
5:08>> bu Anadolu'nun sesini her yerde
5:10duyabilirsin. Dünyanın her yerinde
5:11duyabilirsin. Çünkü evrensel bir ses
5:13>> değil mi? Evrensel ses. Lokal değil.
5:15Böyle lokal tatları var.
5:17>> Kültürel tatları var ama kelamı
5:19evrensel.
5:20>> Evet.
5:20>> İnsana söz ediyor yani.
5:22>> Evet.
5:22>> Ayırmıyor.
5:23>> Bölgeye Anadolu'ya söylemiyor.
5:25>> Söylemiyor. İnsana söylüyor.
5:26>> İnsana söylüyor
5:26>> ama Anadolu'nun tadıyla söylüyor. E
5:28>> tabii orada yetişmiş değil mi? Hayır
5:30öyle olsun yani. Kültürler tadlarını yok
5:32ederse o zaman robotik bir dünya çıkar
5:34ortaya.
5:35>> Evet. aynileşir her şey. Halbuki
5:37evrensel evet evrensel olacak. Herkes
5:39için olacak ama yerel tadlar Hint tadı
5:42olacak, İran tadı olacak, Türk, ne
5:44bileyim Japon, eee, Avrupa filan ne
5:47güzel tatlar var yani değil mi?
5:48>> Farklı farklı yemekler gibi yani değil
5:50mi? Bir tatit
5:52>> hepsinin tadı farklı.
5:53>> Evet. Bin çeşit çiçekler gibi. Hoş
5:56geldin efendim. Hoşka
Bugün meşk ve muhabbet günü
5:58>> bugün günü yani sizin görev sizin artık.
6:01[boğazını temizler]
6:01>> Ben sizin böyle bir muhabbetinizi çok
6:03seviyorum
6:04>> canım. Eee, biz de çok seviyoruz
6:07muhabbetimizi.
6:07>> Sağ olun, var olun.
6:08>> Eee, biz de sizden muhabbet bekliyorduk.
6:11Siz bizden, eee, deş bekliyorsunuz.
6:14>> Şimdi muhabbet deyince çok güzel oldu.
6:16Kelam değil muhabbet. Muhabbet işte
6:18müzikle oluyor, bakışmayla oluyor,
6:20oturma, durup durmayla olur. Muhabbet,
6:23hup,
6:24>> habip muhabbet. Dolayısıyla muhabbetin
6:27içindeyiz yani. Dışında değiliz.
6:28[kahkaha]
6:29Şimdi başlangıçta Pir Sultan Abdal,
6:31bugün Pir Sultan Abdal eee okuyalım
6:34[homurdanır] dediğinizde benim de belki
6:3710 yıl önce beslenim bir eser vardı. Gel
6:40güzelim kaçma bizden diye bir eser. E
6:42Pir Sultan'ın eseri aslında.
6:44>> Eyvallah.
6:45>> Ben nacizane benim müziğini yapmaya
6:47çalıştım.
6:47>> Çok güzel.
6:48>> Eee Tunçla
6:49>> böylece şeye kazandırmış olduk yani.
6:51Şeye çıkıyor. Lansmana çıkıyor. Şimdi ne
Gömlek Giydirmek
6:54güzel.
6:54>> Gömlek giydirmek derler değil mi? Bir de
6:56beste yapmaya yani böyle.
6:58>> Evet. Evet. şeylerde bu deyişlere bir
6:59müzik yazmaya gömlek giydirmek diyor.
7:02Öyle öyle bir terim de kullanılıyor.
7:04Yani sen bir gömlek giydiriyorsunuz bir
7:05başkası başka bir gömlek giydiriyor.
7:08Onun içindeki kişi aynı yani.
7:09>> Ne güzel yoruma bak. Ne muhteşem.
7:12>> Evet.
7:13>> Libası giydirmiş ol.
7:15>> Gömlek giydirmek diyorlar.
7:18>> Hadi bir gömlek de sen giydir. Şimdi
7:20[kahkaha]
7:21öyle bir icra etmeye çalışalım.
Tunç Tandoğan ve Halil Tan Pir Sultan Abdal’a ait “Gel Güzelim Kaçma Bizden” isimli doğuşu icra ediyorlar, Serhan Yasdıman gitarla eşlik ediyor. Eserin bestesi Halil Tan’a ait.
7:28>> [müzik]
7:34[müzik]
7:49[müzik]
8:00[müzik]
8:06[müzik]
8:07>> Gel güzelim kaçma bizden. Yat değiliz
8:11bülbülüz biz.
8:14[müzik]
8:16Biz hal ehli kardeşlarız.
8:19[müzik][şarkı söyleme]
8:19Erkan içinde yoluz biz. Erkan içinde
8:24yoluz.
8:25Biz hal ehli kardeşlarız.
8:27[şarkı söyleme]
8:28Erkan içinde yoluz [müzik]
8:30biz. Erkan [şarkı söyleme] içinde yoruz.
8:34Söyleşelim
8:36halden hale. Dleşelim [müzik]
8:38dilden dile. [şarkı söyleme]
8:40Biz gezeriz dilden diline. Taze açılmış
8:45gülü. Biz [müzik] gezerizden
8:49taze açılmış gücü.
9:01>> [müzik]
9:09>> Er zahir [şarkı söyleme]
9:10debatında [müzik]
9:12görünen her sıfatında
9:18cahir [şarkı söyleme] rahvahında [müzik]
9:20nadan yanında bulup Biz nadan yarında
9:26[müzik] cevahir [şarkı söyleme]
9:27sarraf katında nadan yanında kuz biz nad
9:33[müzik][şarkı söyleme] yanında
9:35söyleşelim
9:36halde ha birleşelim dilden ile. Biz
9:41gezeriz [müzik] dilden ile. Taze açılmış
9:46biz. Biz gezeriz zilden
9:48[müzik][şarkı söyleme] ile. Taze açılmış
9:51gülüz bir.
9:56[müzik]
10:08[müzik]
10:09Bir sultanım ne ağlarsın.
10:11[şarkı söyleme]
10:12Gözünden kan yaşlarsın. [müzik]
10:18Bir sultanım [şarkı söyleme] ne
10:19ağlarsın. Gözünden kan yaş çalarsın.
10:27Sen bizden ateş umarsın. Yanmış korulmuş
10:31külüz biz. [müzik][şarkı söyleme] Yanmış
10:33korulmuş külüz biz. Sen bizden ateş
10:37umarsın. [müzik] Yanmış [şarkı söyleme]
10:39korulmuş küliz. Yanlış korulmuş küliz.
10:44Söyleşelim [şarkı söyleme][müzik] halden
10:46hale. Dleşelim dilden ile. Biz gezeriz
10:51[şarkı söyleme]
10:52zilden [müzik] ile. Taze açılmış gülü
10:56biz gezeriz [şarkı söyleme]
10:57zildenile taze [müzik] açılmış günü. Biz
11:02gezeriz zildenile [şarkı söyleme]
11:05taze [müzik] açılmış gün. Biz gezeriz
11:09zilden
11:11taze açılmış.
Kutup olarak Pîr Sultan Abdal ve Abdalan
11:15Eyvallah.
11:18Yani Pir Sultan Anadolu'nun en büyük
11:20ozanlarından. Böyle büyük küçük filan da
11:22öyle günlük dilde kullandığımız şeyler.
11:25A piir değil mi? Bir kutup yani referans
11:29noktası.
11:30Sultan yani kendinin efendisi olmuş.
11:34başkasının yolunda değil, kendi yolunda
11:36gitmeyi, eee, kendi yolunu açmayı
11:39başarmış ve yol açıcı olarak bizi de
11:42peşine takabilen bir insan. Ama nasıl
11:45olmuş bu, değil mi? Yani sıradan sen ben
11:47gibi bir insan nasıl olur da yeni bir
11:50yol açabilir ve insanları cezbedebilir
11:52oraya? Şimdi o terim de Anadolu'da çok
11:56hoş. Serhan bilirsin. Abdal,
11:59>> Pir Sultan Abdal. Tabii bu aftal değil.
12:03peile değil. Eee, aptal işte ahmak
12:06anlamında kullanılır. Ama abdal bedel
12:09ödeyen demek. Abdalan diyoruz mesela.
12:12Kaygusuz abdal diyoruz, değil mi? bedel
12:15ödeyen yaşamında bir dönüşme, bir başka
12:19bir yani bir eşeği aşma, manevi insan
12:22olma, irfan sahibi olma, gönül sahibi
12:25olma bir eşiği aşarak eee bu dünyanın
12:29yaşamının içindeki o Fatih'in geldiğinde
12:33söylediği gibi nasılsın dedim. E günah
12:35içinde cemal görmeyi talep ediyoruz
12:38dedi. Yani insan ister istemez dünya
12:40malına, mülküne düşkünlüğüyle şan şöhret
12:43peşinde giderken ona buna biraz tosluyor
12:45değil mi? Sağı solu kirletiyor yani. Ama
12:48bir hakikat yoluna giren insan bu bir
12:53tırtıl kelebek olmalı. dönüşmeli. Ama bu
12:56bir bedel ödeyerek oluyor. Bu bedel
12:59ödemeye tebdil olma, dönüşmeye neden
13:02olan bedel ödemeye abdal. Onlar
13:05abdalandır. Yani bedellerini ödemişler.
13:08Kurban vermişler kendileri. Nefslerini
13:10kurban etmişler, dönüşmüşler. Ve ne
13:13diyor bize? Halden hale diyor. Y bir
13:15halde kalmayalım. Ne haller var değil mi
13:18dünyada? Ben kendi halimi beğendim. Hep
13:20onu dayatıyorum. Hep ben o halde durmak
13:22istiyorum. E bu bir müddet sonra
13:24>> gibi olmayan da yanlış diyor.
13:25>> Yanlış diyorum. O zaman sıkıcı oluyor.
Halden hale, dilden dile geçmek
13:27>> Halden hale geçmek ama arkasından
13:30ilginç. Dilden dile geçmek dedi değil
13:32mi?
13:33>> Dilden dile geçmek çok ilginç. Bu başka
13:35dillerde başka eee kültürlerde nasıl
13:38karşılanır bilemiyorum. Farsça bir terim
13:40bu. Dil sözü. Eee, dil hem işte language
13:45dedikleri lisan anlamına geliyor. Dil
13:48biz de kullanıyoruz Türkçede. Artık dil
13:51şey oldu. Türkçe bir sözcük haline
13:53geldi. Yani bir lisan ama aynı zamanda
13:56dil bildiğimiz tat alma organı. Ona da
14:00dil diyoruz. Yani tat alan da dil,
14:03konuşan da dil ama ikisi aynı şey değil.
14:07Biri manevi biri maddi değil mi? Ama
14:09ikisi bir arada zevk. Fakat bu ikisinin
14:11yaptığı bir şey var. Gönül yapmak.
14:15>> Dille, tatlı, lezzetli bir söylemle bir
14:19de gönül yapıyoruz. Farsçada ilginç
14:22gönül de dil demek.
14:24Dil sözü hem tatma organı, hem
14:28konuşmanın, lisanın kendisi hem de gönül
14:31demek. Şimdi dolayısıyla bu arifler
14:34dilden dile gezelim derken sadece diğer
14:37dilleri bilelim. Hani İngilizce bileyim,
14:39Almanca bileyim. Japonca bilim gibi bir
14:41şey söylemiyor. Hal dilinden anlayalım.
14:44İnsanların hangi haldeler? O haldeki e o
14:48halin bir dili var. Kelimelerle olmayan
14:50bir dil. O hali tanıyalım anlamında. Ama
14:54bir de ilden ile gezelim. İl demek bir
14:56vilayet, bir yerel bir durum. Yani
14:58diyelim Bursa'dan işte Ankara'ya gidelim
15:01gibi bir söz aynı zamanda o anlama da
15:03gelir. Ama ilden ile gezmek, gönülden
15:06gönüle gezmek. Çünkü dil.
15:08>> H
15:08>> dil.
15:09>> Evet.
15:09>> Dil. Onda bir gönül, sende bir gönül,
15:12onda bir gönül. Herkesin neşesi
15:14farklıdır.
15:16Enstrümanları kullanırken onun tınısı
15:18farklı, senin bendirin farklı. Ama bir
15:21birlikte bir sound yapıyorsunuz, değil
15:23mi? Bir ortak bir vahdet diyoruz ona.
15:26Her biri farklı ama vahdette buluşuyor.
15:28Bir tat alıyoruz.
15:30>> İşte bu e söylem bakın bir türkü
15:33diyoruz. Neticede bir ozanın bir deyişi
15:35diyoruz ama içinde neler var? Bu
15:38yaylalarla söylenmiş bu. Evet.
15:40>> Yani üniversitede değil, akademik filan
15:41birisi değil.
15:42>> Sıvasın yaylalarında,
15:43>> Sivas'ın yaylasında o karşı yayla falan
15:45dinleyeceğiz inşallah. Eee, söylenmiş
15:48ama içinde evrensel bir şuur, insanlığı
15:51birleştirecek, insanlığın tatlarını
15:53ayırt ederek onları bir araya getire bir
15:55sofra yani oluşturacak bir söylem var.
15:58İşte bizim neşemiz bu.
16:00>> Evet.
16:01>> Dava ehli değiliz. Bir şeyi iddia
16:03etmiyoruz. Kimseye bir şey dayatmıyoruz.
16:05Biz eee zevk alıyoruz. Zevk aldığımızı
16:08paylaşıyoruz.
16:09Hiçbir iddiası yok.
16:11>> Evet.
16:11>> Hadi buyurun o zaman. İddiasız bir şey
16:13daha dinleyelim.
16:14>> Doğru.
16:14>> Söylemin kendisi iddialı ayrı konu.
16:17>> Biz değiliz iddialı. Çok
16:19>> santura mı geçelim?
16:21>> Olur.
16:21>> Aa
16:22>> bir de santur var.
16:23>> Olur. Muhteşem.
16:24>> Vay canına.