Full transcript
“Kün” emri (Kevn-Fesat)
0:00Şimdi bir de bilirsiniz zaten bu
0:02geleneğin içinde eee eee kainatın
0:05yaratılışıyla ilgili ilk şey eee söz
0:09kündür. Kün feye kündür. Yani kün bir
0:13ses aslında değil mi? Bir Evet. Bugün
0:16artık modern bilimde de biliyoruz. Bütün
0:18alem eee frekanslardan oluşuyor. Evet.
0:21Eee bu frekansların her birini bir
0:22kelime gibi düşünsek eee bir senfoni
0:25var. Ya bütün evren bir senfoni gibi.
0:28Aynı zamanda Pitagoras bunu söyler.
0:30Gezegenlerin müziği var der. Onları ben
0:33duyuyorum. Evet. Gezegenlerin müziğini
0:35duyarım der. Şimdi bu kün meselesi çok
0:38ilginçtir. Tabii Kur'an eee
0:40terimlerinden biri olduğu için kün eee
0:43şeyle Latin harfleriyle değil de eee
0:45Arap harfleriyle düşünürsek kef ve nun.
0:50Ama arada bir de vav var.
0:52eee kevn olduğu zaman vavla beraber kevn
0:57işte oluş demek. Kev fesat bozuluş kevn
1:01oluş. Dolayısıyla kainat oluş ve
1:04bozuluştan eee şey eder, teşekkür eder.
1:08Eee eğer eee şeye emir kipine girer, kün
1:12olursa vav e şey eder, gizlenir
1:18onu içine alır ve o kün yani hani sanki
1:22yani bir şey alegori olarak düşün bir
1:24insan bir şey bir ses olarak söyledi.
1:26Diğeri duydu. Evet. Ama yani uzayda ses
1:30nasıl yayılacak? Öyle bir şey yok. O
1:32halde bu şey midir? Tam bir metafor
1:34mudur gibi de düşünebiliriz. Ama fizik
1:36olarak düşünürsek eee ses zaten kulaktan
1:40beyine gidip oluşuyor. Dışarıda ses yok.
1:43Dışarıdaki şeyler hep titrişim. Hepsi
1:44eee frekanslar. Şimdi bu şeyde bir güzel
1:49e şey var. Söz var. Kaf kef harfi. Eee
1:53böyle tahayyül edebilirsiniz. Yani şöyle
1:56bir harftir kafı. Nun da şöyle bir harf
2:00üzerinde bir nokta. Kafı nuna
2:03vurmuş. Bir saz
2:06eylemiş. Oradan zuhur etmiş. Nagmat-ı
2:11usul. Şimdi kef harfiyle nun harfini
2:14yayına getirirseniz bağlama gibi olur
2:16veya gitar gibi. Allah. Evet. Evet. Saz.
2:19Saz şeyler sazar gövdesi. He. Evet.
2:21Hayır. Saz gibi olur. O. O nedenle demiş
2:24ki erenler kafı nuna vurdu. Yani kün bir
2:28saz
2:29eyledi ve oradan zuhur eyledi. Namatı
2:33usul yani usulün nameleri de ondan
2:37çıktı. Şimdi bakın şeyle yaratılışla
2:40müzik arasında eee ve anlam arasında
2:43nasıl bir şey var? Bağ var. Bununla
2:45ilgili böyle küçük bir şey eee notum
Kün emri, zahir ve batın anlamları, Gayb ve Mülk Alemi, Kaf ve Nun Harfleri
2:47var. Paylaşayım
2:49sizinle. Eee şimdi bu kün kelimesinin
2:52eee bir şeyi var. Dış her şeyin bir
2:54zahiri, bir batını var. dışı var, bir
2:56ilçi var. Pardon. Eee, kün kelimesinin
2:59de zahir ve batın olmak iki veçesi
3:01olduğu için zahirli e baktığımızda iki
3:04harf kaf ve nun harfini görüyoruz. Eee,
3:09kelimenin kökü kevn yani oluş. Hı hı.
3:13Türkçesi oluş. Eee, vav hıfz edilmiş
3:16orada. Hafzedilmiş deriz. eee hıfs
3:19edilmiş değil de hafzedilmiş, gizlenmiş
3:21yani. Eee batını
3:24ile eee gayp ve melekut alemleri vardır.
3:28E şeyde tasavvufta gayp alemi, melekut
3:31alemi. Melekut dediğimiz yani melekler
3:33alemi dediğimiz kuvvetler yani
3:35bildiğimiz fizik kuvvetler, tabiat
3:36kuvvetleri, ruh kuvvetleri. Evet. Şimdi
3:40zahirde ise mülk alemi yani kuvvetler bu
3:44doğayı tabiatı oluşturmaktadır. Doğaya
3:47baktığımız zaman kuvvetleri görmeyiz.
3:49Yani eee Allah'ın meleklerini
3:51görmezsiniz ama onlara iman edin. Yani
3:54on emin olun var diye söyleniyor. Şimdi
3:57ya melek kanıtlı kuş mu uçuyor mu ne
3:59yapıyor filan. Halbuki doğa
3:59kuvvetleridir. Doğa kuvvetlerini biz eee
4:02şeyle duyularımızda göremeyiz. Hı hı.
4:04Ama aklımızda bunu buluruz. eee şey eee
4:08gravitasyon olarak tespit ederiz. Ondan
4:11sonra enerji olarak bütün formlarıyla
4:14tespit ederiz ve onu kullanabiliriz.
4:16Yani daha doğrusu eee fizik bilimi
4:19yaparak tabiatın arkasındaki o görünmez
4:21melekleri görmüş oluruz. Yani o sır
4:25kapatılmış yani sözde vardı ya kapattı
4:28sır çünkü ama kapağı
4:31açılabilir. E duyulara kapalı olan aklı
4:34açılabilir. Akıl bir formülle eee şeyi
4:39eee kuvvetleri sevk ve idare ediyor.
4:41Bugün elektronik yapıyoruz. Eee
4:43televizyonlar yapıyoruz işte eee uçaklar
4:45yapıyoruz. Bunların hepsi doğada vardı
4:48kuvvetler olarak. Ama onu bulup açığa
4:50çıkartan duyular değil.
4:53eee zihin
4:56deği kurabilecek bir imgelemiyetimiz
4:58var. Tahayyül etmemiz lazım. Tahayyülden
5:02sonra akıl onu gelir düzenler ve dış
5:05dünyada eee onu bir varlık olarak ortaya
5:08çıkartır. Şimdi dolayısıyla şeyi de
5:10kainatın yaratılışını da böyle e bu
5:12tarzda düşünüyor şey. Ama müzik olarak
5:14anlatıyor bir arif yani her türlü
5:17anlatılabilir. Fizik olarak
5:18anlatabilirsin. Biyoloji olarak
5:20anlatabilirsin de her türlü. Ev. Ama o
5:21diyor ki kafir vurdum bir saz eyledi.
5:24Yani tanrının evrenin yaratılışını eee
5:28bir saz ve sazın nameleriyle çıkan ve
5:31görünmeyen o sesler görünmezler ama eee
5:36bir senfoniye kadar varacak o büyük
5:38forma varacak kadar sesler bir araya
5:40gelir. Bir poesis, bir inşa meydana
5:42gelir. Bir yapı inşa eder. İşte evreni
5:44inşa etmek filan
5:46gibi. Eee, sanatsal anlatımda aslında
5:50arkasında fizik hakikat de var. Yani
5:52bunlar aynen böyle olmaktadır. Fakat
5:54sanatsal anlatım daha zevkli olduğu için
5:57insanların kalbine eee hoş geldiği için
6:01fizik alemle eee şey sanat alemi ruh
6:05ruhsal şeyde buluşurlar. Kalp de
6:08berzahtır. Kalple nefsle eee ruh
6:11arasındadır. Yani berzahlar var. Berzah
6:13ara durumlar. eee iki şeyi farklı alanı
6:18bir araya getirir. Karıştırmaz.
6:20İlişkilendirir ama karıştırmaz. Şimdi bu
6:23kaf ve nun meselesinde Evet. eee nun
6:25harfi şöyle bakın şöyle bir harftir.
6:28Şöyle şurada bir noktası
6:30vardır. Şimdi bu eee bir daire. Yani
6:33görüyoruz ki bir daire ama tamamlanmamış
6:36bir daire. Bu gibi mi bizdeki abi? Biraz
6:37daha biraz daha kapalı olduğu için ha
6:40böyle bir noktası var. O şöyle düşünün.
6:43O o nokta bir merkez olsun ve bu da bir
6:46hilal gibi düşünün. Ha kapansaydı daire
6:49olacaktı. Evet. A yarım daire ve bunun
6:53yıldızı tabii merkez olduğu için aşağı
6:55gelmesi lazım ama bunu yukarıya
6:56koyuyoruz nunda yani içine değil biraz
6:59üstüne koyuyoruz bilenler. Ama burada
7:02şimdi ne eee okuyor bizim e arif eee ve
7:06sufi geleneğimiz ne yani e yani bir harf
7:09değil mi bu neticede ne var bunda? Kaf
7:11ve nun. Ama Nun diyor ki bu eee yarısı
7:15görünüyor, yarısı görünmüyor olan eee
7:18insanın beden ve ruhudur.
7:20Beden görünür yanıdır ve nundur. Ama
7:23tamamlanmış olsa iki nun üst üste gelmiş
7:25olsaydı o zaman ruh ve beden bir bütün
7:28olacaktı.
7:29Aslında öyle ama ruh bedende gizli
7:33olduğu için vav kef kefle nunda vav
7:36gizli olduğu zaman kün olduğu anlamıyla
7:41beden bedende ruh gizlidir ama aslında
7:44eee bedenin ruhu var
7:47değil. Yani ruh diye bir şey bedenin
7:50içine konmuş değil. E aslında beden
7:53ruhun içinde.
7:55Ruhun bedeni var. Ruhun bedeni var.
7:57Bravo. İşte asıl mesele bu. Şimdi
8:00kendine bedenle gösteriyor. Hüriyet eee
8:02nun harfi yarım daire şeklinde olduğu
8:05için vücudun zahirini yani dış şeyini,
8:07görünüşünü eee ifade eder söyledim.
8:09Şimdi üstündeki nokta ise batının yani
8:13için işaretidir. Yani nokta ha demek ki
8:17bu şeyin bu zahirin bir içi var. Peki
8:22nun kafın da kaf harfinin de iki noktası
8:26var üstte. Şimdi bunlar hep böyle harf
8:28harflerle eee bir anlamda sembolik bir
8:31dünya kurup onun içinde anlam arayışı
8:34düşünebiliriz ya da paylaşım ve
8:37kimilerinden gizlenip kimileriyle
8:39paylaşabilmek için de şimdi kaf harfi
8:42kaf kafa zaten kafada kafla yazılır. Eee
8:46iki tane nokta var üzerine. İki göz
8:48işte. Hı. Dolayısıyla kaf dediği zaman o
8:51şey eee arif biz anlıyoruz ki iki gözü
8:55kastediyor yani insanı insan suretinde.
8:59İki peki gözün
9:00bebekleri? Göz bebekleri işte Hacerül
9:03Esvet misali batının iç dünyamızın
9:07dıştaki işaretleri. O zaman her göz
9:11aslında bir
9:13nun ama ters çevirdiğimiz zaman nunun ne
9:17oluyor? Bak şimdi kaşımız B
9:20B değil mi? O bu kez B oluyor. E iki
9:24tane B var. E araya bir elif çekti mi ne
9:28oluyor? Bab oluyor. Bab kapı olu. Babı
9:31Ali yüce kapı. Yüce kapı aslında insanın
9:35gözleri. Ve İmamı Ali diye söylenir.
9:38Ayin diye de okuruz biz onu. Bakın
9:40şöyle. Bu
9:42ayindır. Eee bu da ayindır. Ve o ali
9:45yatar aynı zamanda.
9:47Dolayısıyla eee bu sembolizma birtım
9:50kişilere gönderme yapıyor. Eee velilere,
9:55resullere, nebilere gönderme yapıyor ama
9:57aynı zamanda onlar insanın kendisi,
10:00kendi sureti üzerinde, kendi ruhu
10:02üzerinde, kendi nefsi üzerinde
10:04karşılıkları olan bir şey. Yani şöyle
10:06diyebiliriz. Eee, bir resul bize ne
10:09bildiriyor?
Bir Resul bize ne bildiriyor?
10:12gayptan haber veriyor. İşte bizim
10:16bilmediğimiz bir alemden haber veriyor.
10:18Peki biz anlayamazsak o haberi bize niye
10:21bildirsin ki? Demek ki anlayabiliriz
10:23değil mi? Anlayabileceğimiz bir şey
10:25olmalı. Anlamalıyız arifler eee der ki
10:29seni sana
10:32bildiriyor. Sana gaipten bir şey
10:35söylemiyor. Seni sana bildiriyor. Sen
10:37sana gaipsin. Evet. Sen sen de yitiksin.
10:42Sen sen şeye benzetirler bunu
10:44biliyorsunuz. Yani çok basit şeyler ama
10:46bence bunlar çok daha değerli şeyler.
10:48Şimdi bir insan yüzü kendi yüzünü
10:52göremez. Bir ayına yoksa, bir duruşusu
10:56yoksa, bir değil mi? Yansıtacak bir
10:59herhangi bir şey yoksa insan kendi
11:00yüzünü göremez. Ve eski dönemlerde
11:04hakikaten aynanın olmadığı dönemlerde
11:06mitolojik anlatımlara bakın. eee, kesik
11:09başlardan söz eder. Sürekli kesik başlar
11:12vardır. E mitolojik anlatımlarda. Eee,
11:15hem Anadolu kültüründe var,
11:17Mezopotamya'da var, şeyde, Yunan
11:19kültüründe filan. Eee, yüzleri yoktur,
11:22kafaları yoktur. E, çünkü kendisini hiç
11:24görmemiş ki rüyasında kendisini
11:26görebilsin. Rüyasında kendisini kesik
11:28baş olarak görüyor. Yani başsız, yüzsüz
11:31görüyor. Ha ha. He. Şimdi yüz o kadarını
11:34görüyoruz çünkü değil mi? Baş gidiyor.
Yüz, ruhun aynasıdır.
11:37Evet. Şimdi yüz ruhun aynasıdır.
11:42Duygularımız eee işte öfkemiz, neşemiz,
11:45sevincimiz, başka duygularımız,
11:47korkularımız filan hepsi yüzümüzden
11:49yansır. Ama eee yüz
11:53sıfattır. Kelam da sıfattır. Sözde bir
11:56sıfattır. E zat zat gizli sır dedi. Kap
12:01kapalı zat gizli. Ama nunda onu bir
12:04noktayla gösterdi dediği göz.
Göz
12:08Göz ve bebeği, zat, göz bebeği insanın
12:11zatının dış dünyadaki e şeyi zat eee
12:15evet dış dışı açılan kapısı veya
12:18penceresi aslında hep eee içeriye
12:22giriyor. Yani ışık içeriye giriyor diye
12:25gördüğümüz için eee gözden bir şeyin
12:28çıkmadığını düşünüyoruz. Ama ehlullah
12:31bilir ki gözden nazar dediğimiz bir öyle
12:34lazer gibi bir ışıma çıkar. Bu eee arifi
12:38billah olanların bir nazarıyla irşat
12:40ettiklerinden söz edilir. E o o bakışa
12:44sahip olacak olan insanların aynı
12:47zamanda eee şeyi de sevgisi, muhabbeti
12:50onları da gözden intişar eder. Sadece
12:52almaz göz. Yani sevgi verir. Işığı alır
12:56ama sevgi de verir. Bu gibi. Şimdi eee
12:59şey dil kulağa
13:01muhtaçtır. Yani dil söyleyecek ama kulak
Dil, kulağa muhtaçtır.
13:05kulak olmazsa
13:06dil ikilik var. Yani şirk müşrik burası
13:10şirk. Ama kulağa bak. Kulak da nun
13:14gibidir. O da alıcı. Eee batına çekici.
13:18Şeyde kelamda noktası bile var burada.
13:20Noktası bile var. Evet. şey de erildir.
13:24Kelam da erildir. E o uyaracak ona mana
13:28çıkacak filan. E şimdi şeye baktığınız
13:30zaman eee anlam iletme açısından
13:33söylüyor. Burada ikilik var. Eee şirk
13:36diyoruz ona biz. Müşriklik yani ayrılık.
13:39Evet. Fark. E şimdi iki sevgili
13:42birbiriyle ilk önce tabii konuşacak,
13:44anlaşacak. Başka ne yapacak? Derdini
13:46anlatacak. O anlatacak, o anlatacak
13:48filan. Sonra artık söz bitecek bir
13:49yerde. Yani artık zevkleri ortaya
13:52çıkmış. Birbirleriyle artık kuşkuları
13:54kalmamış. Birlikte yaşamaya başlamışlar.
13:57Artık her dakika ben seni seviyorum, sen
13:59beni seviyor musun falan olmaz. Ne yapar
14:01onlar? O zaman
14:03bakışırlar. Şimdi bakmaya geldiğin zaman
14:06ikilik
14:08kalkıyor. Şirk
14:11burada. Kelimelerde şirk var. Şeye göze
14:14geldin mi sevgiye? Yani sevgiye iki göz
14:17tek görür. Bak iki göz bir görüyor.
14:21Evet. Bu muhabbetullah çok zevklidir.
14:24Dili var. Yani bu dilden gidersek ancak.
14:27Şimdi vav harfinden söz ettik. Vav harfi
Vav Harfi
14:29çok ilginç. Şöyle bir harf biliyorsunuz.
14:33Vav. Bu kefle nun arasına vav girdiği
14:38zaman eee bu içsel bir bağdır. Batın
14:42bağıdır. Yani ve bağlar ya bağlaç. Have
14:46ve bu şey batını bir şey içsel bağ hani
14:49inner connection
14:51dedikleri. Bu açıdan vav ister asli
14:54varlık mertebesinde zuhur eee zuhuru
14:57olsun isterse her şeyin özündeki batını
15:00ilişki anlamında olsun tecelliyi temsil
15:03eder. Yani
15:05vav alınsa bu kün sözcüğündeki vavı
15:10alsak kaf ile nun ayrı kalır. Bağı yoksa
15:14bu alem yok olur.
15:16Tüm bu alem vavdan ibarettir desek
15:18şimdi. Fena. Evet. Tamam. Onunla meydana
15:21geliyor. Tüm bu alem vav. Evet. Yani bu
15:24vav için ben eee şey bile riyazat bile
15:27yaptım. Vav nedir acaba diye. Çok ilginç
15:31bir şeydir şimdi. Teşekkür ederim. Eee
15:34Evet. bağlayan daire açılıyor aşağıda.
15:38Şimdi insanı insan-ı kamil diye İbn
15:41Arabi'nin öğretisinde var. Daha sonra da
15:43eee Abdulkerim Ceyli de insan-ı Kamil
15:45diye kitap yazdı. Bu eee bir rütbe filan
15:48gibi değil. Olgunlaşma. Maturity
15:50diyorsunuz değil mi? İngilizce
15:52olgunlaşma. Bir meyve olgunlaşınca artık
15:55daha öteye bir şey olmadığı için ona
15:58diyoruz. Kamil olgun yetkin. Dolayısıyla
16:02insanın da olgunluk şeyi var. E aşaması
16:05var. Eee ve bir de insanlığın olgunluk
16:08aşaması var. Eee, dolayısıyla bu şeyde,
16:12gelenekte bir kişi kastedilirken eee,
16:16sadece ona ait bir şey anlatılmış
16:18olmuyor. Yani diyelim ki
16:21eee, İsa Mesih
16:24diyorum. Eee, Muhammed Nebi diyorum.
16:27Şimdi bu bizzati bir kişi tabii ve
16:29tarihsel bir kişi. Ona ona bir gönderme
16:31yapıyorum. Ama asl olan o rehber ve önce
16:36olarak benim hangi olgunluğa
16:40evrileceğimi, hangi zevke
16:43kavuşabileceğimin aynası. Yani biraz
16:45evvel dedim ya yüzümüz yok. Evet. Ama
16:48aynada görüyoruz da işte insan göz gözü
16:50de yansıtır birbirine. Biraz yakından
16:54bakarsa insan göz bebeğinde kendisini
16:55görür. O da görür.
16:57Ben senin yüzünü görüyorum. Sen benim
17:00yüzümü görüyorsun.
17:02Yani birbirimizle yansıyoruz. Sen benim
17:05yüzümü kendi yüzün zannedebilirsin.
17:07Sürekli yüz desem onu görüyorsun. Ben de
17:09seninkini o zaman ben, sen, sen ben eee
17:12şeyi eee bir eee oyun değil. Hakikaten
17:16içselleştiriyor. Ben bu yüzü
17:18içselleştiriyorum ve senin ruhsal
17:20ruhsallığını, kişiliğini o yüzle eee
17:24tanıyorum. İşte bu nedenle Cenabı Nebi
Cenab-ı Nebii Hz. Muhammed (SAV): “Beni Gören Hakkı Gördü”
17:26diyor ki men reeni fakat reyel hakka.
17:30Beni gören hakkı görmüştür. E seni nasıl
17:33göreceğim? İşte yüzüne, gözüne eee nazar
17:38et ve onu içselleştir. O zaman hakkı
17:42kendinde gör. Yani dışarıda hak
17:44görünmez. Dışarıda gördü mü ona put
17:46diyoruz.
17:47Batıldır. Hak insanı bizzatihi kendinde
17:51tezahür eden bir hakikat
17:54olarak zevk eee anlamında. Şimdi
17:57hepsinin içinde bir vav var. Sevgi de
17:59var. Sevgili de var.
18:06Şimdi eee hak ile hak ve halk hak ile
18:10hak halk arasında bir berzahtır
18:12bak. İçle dış arasında bir berzahtır.
18:15Bak vav. Dolayısıyla vav aslında bu
18:19alemin eee tezahürü
18:21için olmazsa olmaz. Yani ilişki
18:24dediğimiz şey vav aslında ilişki. ilişki
18:27bu alemin olmazsa olmaz şeyi eee temel
18:31niteliği olması bakımından ve alemin
18:34birbirine çekilmesi ve bir arada eee
18:37bulunması da o birbirini sevmesi,
18:39birbirini istemesi anlamına gelir. Yani
18:41mıknatısın çekmesi gibi biz e şeylere de
18:44bu zahiri dış dünyanın olaylarına da eee
18:48insan boyutuyla baktığımız zaman eee ona
18:50da sevgi diyebiliriz. Yani eğer metali
18:53sevmese şey mıknatıs çekmez ki. Evet.
18:56Demek ki seviyormuş yani. Evet. Bu eee
19:00alemi nasıl baktığı, hangi nazarla
19:02bakıyorsan alem sana o manzarayı
19:04veriyor. Eee eğer böyle sevgiyle
19:07bakarsan bütün alem sevgisini sana
19:10tezahürünü aşikar eder. Ve nefretle
19:12bakarsan evet alemde nefret görürsün.
19:16Şimdi hepsi var ama senin ihtiyacın
19:21mı? Hepsi var. Senin ihtiyacın ne? Ben
19:25şey gibi düşünürüm genelde bir deniz
19:28düşün. Eee, üzerine de kayıkla
19:30gidiyoruz. Altta balıklar çok. Binlerce,
19:33milyonlarca çeşitli canlı da var. Ama
19:36sen ne istiyorsan oltanın ucuna onun
19:39yemini takacaksın.
19:41Onun yemini takacaksın. Onun yemini
19:42takacaksın. Oltanın ucuna. Eee, o o
19:45gelecek. Ben ben bunu talep ediyorum.
19:48Yem. İşte insanın bu e alemden de talep
19:52edeceği şey kendisindeki kelam ve niyet
19:56yemidir. Kendi niyetinde hangi şeyin
19:59niyetin varsa o senin oltanın ucundaki
20:01yemdir. Bu alemde sen neye talipsen eee
20:04onun kendine çekersin. İşte kelamın
20:07böyle bir eee gücü de var. Efendim?
20:14Şimdi ne ne ikram edeceksin bize abi?
20:16Şimdi bulduk sömürelim de yani. Evet.
20:19Şarj olalım abi sen gelmişken ki kalsın.
20:23Şeyi çalalım mı? Hasreti çalalım mı?
Ömer Faruk Tekbilek, Serhan Yasdıman ve Sinan Yasdıman Ömer Faruk Tekbilek’in kendisine ait ait “Hasret” isimli eseri meşk ediyorlar.
20:26Hasret.
20:30Haydi
20:32bismillah. Neyi çalalım?
20:38[Müzik]
20:51Ah
20:56[Müzik]
21:23[Müzik]
21:41[Müzik]
22:06He.
22:12[Alkış]
22:14[Müzik]
22:20[Müzik]
22:45[Müzik]
22:50[Müzik]
22:57[Müzik]
23:11[Müzik]
23:28[Müzik]
23:32[Alkış]
23:40He.
23:46[Müzik]
24:34[Alkış]
24:39[Müzik]
24:53[Müzik]
25:07[Müzik]
25:09hatırlayabilir.
25:11Sağlık eşlik etmeye çalıştım sana. Çok
25:12güzel canım. Efendim canımsın. Maşallah
25:15ne güzel oldu değil mi? 20 sene 13 al o
25:18kadar
25:22atamasın.
25:24Allah la ilahe
25:30[Müzik]
25:32illallahu
25:34Allah sultanım.
25:41Sultanlar sultanı oldun da kalbime
25:44doldunla yaşarız. Sevgine muhtacız
25:48sultanım.
25:50Sevgiyle yaşıyoruz. Sevgiyle yaşallah.