Full transcript
İlahi Aşk (214.Bölüm’den devam)
0:02Eee, şimdi yine Mestart'ın bir şeyini
0:06alıntıladım. Çok hoş.
0:08Diyor ki, "Tanrının içimizde
0:11eee, yani mutluluğumuz" diyor Mestart
0:15tanrının içimizde olmasından
0:17kaynaklanmaz.
0:19Hani Tanrı içimizde
0:23mutluluk bundan kaynaklanmaz diyor.
0:25Tanrının içimizde olmasından. Olumsuz
0:29bir şey. Peki çünkü o diyor tüm
0:33yaratılanların içindedir zaten.
0:37Eğer
0:37>> mutlu olmayanın da içinde
0:39>> hepsinin hatta taşın, toprağın her şeyin
0:41içindedir Tanrı. Yani yaratıcı
0:45yarattığını yarattığıyla birliktedir
0:46tabii ki. Demek ki eğer öyle olsaydı
0:49herkes mutlu olurdu.
0:50>> Evet. Tanrının içinde olması, bir şeyin
0:53içinde olması onu mutlu etseydi ha.
0:55Çünkü onlar bunu bilmezler diyor. Asıl
0:58mutluluk bunu bilmektir diyor.
1:00>> Şimdi burada ne oldu? Bilmekle devreye
1:03girdi.
1:03>> Bir şey gösterdi ya.
1:05>> Değil mi?
1:05>> Bir şey gösterdi.
1:06>> Farkına varmak, idrak etmek. A o zaman
1:09akıl da devreye gir. Şimdi gönül akıl
1:11birlikte yürüyor.
1:12>> Evet.
1:12>> Eyvallah.
1:14Tanrısal aşk
1:17sanıldığı gibi tek yönlü değildir.
1:20>> Tabii.
1:21>> İlahi aşk, ilahi aşk tek yönlü
1:23>> kuladan inen bir yıldırım gibi değildir
1:25gibi.
1:26>> Kuldan tanrıya dönük bir aşk değildir.
1:29>> Aslında tanrının insana olan aşkının
1:32yaratma isteği
1:34>> insanda açığa çıkmasıdır.
1:36>> Evet. Şimdi bu eee bununla ilgili
1:39Mevlana Mesnevi kimi aşık görürsen bil
1:42ki o maşuktur.
1:44>> Oh.
1:46>> Şimdi bakın çok ilginç yani
1:48>> bu e ilahi aşk terennümlerindeki felsefe
1:53>> yani akıl da girdi devreye çünkü felsefe
1:55yapabiliriz.
1:57Aa öyle bir şey ki biz insanlar
2:00birbirimize olan sevgimize aşk
2:01diyebiliriz diyoruz nitekim ya tutuklu
2:04kalmaya aşk diyoruz ya. Onu sevdim, bunu
2:07sevdim ama bunda tutuklu kaldım işte.
2:09Kopamıyor
2:10>> buna aşk diyor. Sarmaşık gibi yapıştı
2:12onda bir kopamıyor.
2:13>> Tamam. Şimdi tanrı aşkı işte ilahi aşk
2:17duyuyorum içimde. Ondan sonra tanrıya
2:19aşk. Halbuki
2:22Tanrı insana aşık.
2:24Mevlanalar, Yunuslar bunu söyler. Ne
2:27demek ilahi aşk? Tanrıdan bize gelen bir
2:29aşk. Ne demek bu? Sevdim, halk ettim.
2:32Sevdim, sevk ettim.
2:34Yani yaratma, Tanrıın yaratma etmi aşk
2:37zaten. Aşk, aşk buna diyor. Yani yaratma
2:42tutkusu Tanrının kendi aşk duyduğu şey.
2:45İnsana aşık olmasa insanı yaratmazdı
2:47anlamında. O zaman insan aşıktır
2:51diyoruz. Halbuki maşuktur diyor mevla.
2:54>> Ona bakın maşuktur. Tanrı onu sevmiş.
2:56Peki ne olacak? kendisinde olan tanrı
3:00yaratma sevgisini kendisi idrak edip
3:03tanrıyı
3:05tanrıya kendisi de dönmesin. Sırtını
3:08dönmüş
3:09şeye bakıyor başka yere gölgeye bakıyor.
3:12Geri dön geri dön beri gel beri gel
3:15diyor Mevlana. Yan
3:17>> y
3:17>> yan işte
3:20nerede bulacağım o ateşi? Zaten
3:22yaratılışında var bu aşk.
3:24Yaratılışında olan bir aşk.
3:26>> Hamurunda var.
Tanrı'dan ümidini kesmek üzere olan birisi hakkında bir Mevlana hikayesi
3:29Mevlana Tanrıdan ümidini kesmek üzere
3:31olan bir kişinin öyküsünü anlatıyor. Onu
3:34alıntı sizin için. Birisi her gece
3:37Tanrının adını çağırıp dururmuş.
3:40Bu zikirden ağzı tatlanır ve zevk
3:42alırmış. Bir gün şeytan,
3:46"Ey çok zik zikreden tanrıyı çağırmana
3:49karşılık olarak onun lebbeyk" demesi
3:53nerede?
3:54>> H
3:55>> Tanrı sana yanıt verdi mi? He
3:57>> sen hare zikrediyorsun. Tamam kabul.
3:59Zikirden de tat alıyorsun. Yani
4:01anmaktan, hatırlamaktan. İyi de Tanrı
4:03sana bir cevap verdi mi? Lebbeyk de mi?
4:05>> Aradığınız kişiye ulaşılamıyor.
4:07>> Evet. Aradığınız kişiye ulaşılamıyor.
4:11Tanrıdan bir yanıt aldın mı? Böyle
4:13utanmadan, sıkılmadan ne zamana dek
4:15Tanrının adını çağıracaksın?
4:19>> Bu kişinin kalbi kırıldı.
4:22Başını yere koydu ve yattı. Rüyada yeşil
4:25giysili Hızırı gördü.
4:27Ve Hızır kendine gel. Niçin Tanrı adını
4:30çağırmayı bıraktın? Neden usandın? Neden
4:33pişman oldun?
4:36dedi. O kişi lebbeyk sesi gelmedi.
4:40Kapıdan kovulacağımdan korkuyorum.
4:42deyince, "Senin Tanrıyı çağırman onun
4:46lebbeyk demesidir.
4:48Senin çareler araman onun seni çağırması
4:51nedeniyledir. Senin her ya rabi demende
4:55onun çağrısı gizlidir." Sen bunu
4:57anlamadın mı? Allah.
4:59>> Şeytan şüphe soktu. Hızır şüpheyi
5:01kaldırdı.
Sen kendini bilmezsen ya nice okumaktır? - Gnothi Seauton - Men Arefe Nefsehu
5:05>> Şimdi bir de bilmek değil mi? Yaşamak,
5:07bilmek. Aşk deneyimlemek ama bir de
5:10bilmekten sözü arada bir bilmeyi de
5:12karıştırdık.
5:13>> Şimdi tanrıyı bilmenin koşulu
5:17kendini bilmektir.
5:19>> Yunus Emre diyor ki ilim ilim bilmektir.
5:22İlim kendin bilmektir. Sen kendini
5:25bilmezsin ya okumaktır.
5:28Kendini bil. Ta Hermesen Anetres
5:31Megistes'ten beri Delf tapınağında,
5:34Apolon tapınağında, eee, tapınağın iç
5:39şeyinde, kapının girişin iç bölümünde
5:42alınlıkta yazan Gnot Seaton Sokrates'in
5:46dilinde kendini bil.
5:49Geliyoruz güzel Muhammed nebinin dilinde
5:52men arefe nefse fakatfe rabbe kendini
5:56bil kendini bil filan bu eee ilim ilim
5:59bilmektir. İlim kendin bilmektir. Şimdi
6:02bu kendini hangi düzeyde bilmek? Hangi o
6:05ne olarak bilmek?
6:07>> Şimdi herkes kendine bir bilgi yüklüyor.
6:09Ben kendini tanımlıyor ama biz buradan
6:13ne anlamamız gerekiyor? Dolayısıyla bu
6:15gnoti seatun derinliğine yani Meraref
6:19nefsinin derinliğine bir gün gireceğiz.
6:22Bu sofranın şeyi olacak,
6:24>> ziyafeti olacak. Eee, bunu unutmayalım.
6:27>> Tamam.
6:29>> Şimdi eee, Tanrı tüm yarattıklarında
6:32tecelli eder. Tasavvufa göre, Gnosis
6:36öğretilerine göre tüm yarattıklarına
6:38tecelli eder. Tecelli etmek yansımak
6:41demek.
6:42Yani aynada bir yansıma.
6:45>> Dolayısıyla
6:47her var olan şey eee varoluş nesnesi şey
6:52şey diyelim genel olarak ağaçtı,
6:55çiçekli, böcekti, güneşti, eşyaydı,
6:57insandı her türlü var olan şey bir ayna
7:01gibi varlığın varoluştaki kendi
7:06kapasitesine yansımasını yapıyor. Yani
7:09buna da Cemal diyorlar.
7:11Cemal güzel güzelliği yani tanrının
7:14güzelliğini ben nerede göreceğim?
7:15Tanrıyı görmem mümkün değil diye düşünür
7:18insanlar. Halbuki diyor ki o her
7:21gördüğün varoluşta
7:24bir tecellisi var.
7:27O tecellinin
7:29eee sınırlı görünüşü burada. Sınırsız
7:33varoluşu tüm varoluşu kapsayan
7:36tanrıdadır. O halde tanrıyı seyretmek
7:39isteyen tecellilerine baksın ya da
7:41kendini görmek isteyen aynaya baksın ya
7:44da bir gönül aynası bulsun. Gönül
7:46aynasında kendi gönülü seyretsin. İşte
7:49muhabbet olsun, aşk olsun filan. Bütün
7:51bunlar böyle. Bu nedenle Tanrıyı arayan
7:54onu insanda aramalıdır der. Niyazi.
Niyazi (Mısr-i) Malatyavi doğuşu
7:59Niyazi hep Niyazi eee şey ediyor bizim
8:03noktayı koyuyor değil mi ya?
8:04>> Malatya
8:05>> geziyoruz geziyoruz Malatya'da
8:07>> durak oluyor. Niyazi noktayı koyuyor.
8:10Diyor ki
8:12hep kitabı haktır eşya sandığın. Şimdi
8:15eşya diye bakıyorsun. Bunlar eşya.
8:17Halbuki bunlar hakkın kitabıdır diyor.
8:19Okunması gereken kainat varoluş okunması
8:23gereken kitaptır. Ol okur kimseyri eftar
8:27eylemiş.
8:29Kim bu varoluştaki hakikat gözüyle bakıp
8:34varoluştaki hakikati görmeye
8:38>> ilmi ledünle bakan kişi
8:42şey ederse yani hakk ile bakarsa hakkı
8:44görür. Eğer eee şeyle eşya gözüyle
8:49bakarsa eşyayı görür. Şimdi çok ilginç
8:52yani ne ne biçim bir şey? Daha önceden
8:54de sözünü etmiştik. Bir bitki bu bitkiye
8:57bir resen baktığı zaman bu bitkideki
9:00ritmi eee estetiği, renk dağılımını,
9:04onun dirimliliğini, canlılığını
9:06resmetmek isteyecektir. Onda estetiği
9:09görür. Ama bir biyolog gelip baksa
9:12>> Hı. Bambaşka bir göz
9:14>> değil mi? Bunun ne işe yaradığını hangi
9:17şeye ya kendi varoluşu nedir? Bir
9:19sağlıkçı görse yapısı
9:21>> kimyasal yapısı nedir? Kinşine demek ki
9:23ne gözüyle bakarsak biz onu görüyoruz.
9:26>> Halbuki oradaki şey varlık
9:28>> kendinde bir şey.
9:30>> Biz onu bakışımızla
9:32eee niyetimizle
9:34>> sıfatlarıyla
9:35>> Evet. okuyoruz işte yani kitab-ı kainat
9:38okumak bilim yapmak sanat yapmak felsefe
9:40yapmak bu anlamdadır. Gayri bir şey
9:43değildir yani. Bir de öyle bir şey başka
9:45bir şeye galiba filan. Hayır.
9:47>> Ne demek istiyor acaba? Biz bilmiyoruz
9:49herhalde.
9:49>> Hayır. Bildiğiniz bilim
9:51>> değil mi? Bunun bilimini bilsek,
9:53sanatını bilmesek
9:55orada da kalır.
9:56>> Kainat kitabını açık okumak işte bilimle
9:59okumak ve Evet. Evet. İnsanı da insanı
10:02da böyle bu gözle yani bedeninin bilimi,
10:05aklının bilimi, zihninin bilimi geliyor.
10:08Kalbinin bilimi.
10:10>> Evet.
10:10>> O zaman acaba aşkın da bilimi olmadı
10:13>> inşallah.
10:14>> Acaba ama bu bilim dediğimiz zaman
10:17genellikle şu sana geliyor. Bilmek
10:22şeyleştirerek bilmek. obje
10:24>> bir nesne olarak illaki göre. Şimdi o
10:28zaman eee aşk bir nesneyse bilinir tabii
10:31ki.
10:33>> Ama aşk bir nesne değilse zır ne?
10:37>> Peki ne olur? Bilmemek bilmek yoksa ha
10:41var ve yok. Tanık olmayla yani buradaki
10:44bilme iki türlü ele aldı. Bir ilim
10:47dedikleri ilim malumat abidir. Yani bir
10:50şey
10:52ve onun bilmek isteyen bir özne
10:55>> bir de yöntem. Bilgi budur. Fakat bir de
10:59arif olmak dediğimiz tanımak. Tanıma
11:02bilgisi.
11:04>> Tecrübe etmek.
11:05>> Tecrübe etmek. Tecrübe ettiğinde
11:08tecrübenin içinde bilirsin.
11:10Objeleştirerek değil. Sen ona
11:12dönüşürsün. İşte kurtçuğun kelebeğe
11:15dönüşmesi gibi. Eee, dolayısıyla şeyin
11:18aşkı nasıl bilirsin? Bir aşk var bir de
11:21ben varım. O arada bir bilgi yöntemi var
11:25ve aşkı bilip yazıyorum. Hayır, aşık
11:27olur bilirsin.
11:29>> Ona dönüşürsün,
11:31>> yanarsın. Aa, buymuş.
11:34>> Başkası da sorarsa e gel bir kibrit
11:37çakayım. Ne yapalım yani?
11:39>> Yanmadan bilmiyor.
11:40>> Eyvah.
11:42Şimdi dolayısıyla eee şeyin bu anlatı bu
11:45anlatımın ilahi aşk terümünün
11:49kainatta yayılması var. Furkan diyorlar.
11:52Fark alemi.
11:54Ama bu
11:55bir de toplanması var. Evrimde öyle
11:58değil midir? Doğa bir evrim geçirir.
12:01Evrimin son aşaması, aşama aşama son
12:03aşama insandır. Ha doğanın son aşaması
12:06insansa, evrimin içerildiği son durak
12:09insansa, insan beyniyse
12:12eee bir insan, insanda tüm kainat var
12:16demektir. İşte nitekim o zaman diyor ki
12:20eee Niyazi
12:23hüsnünü ishar eder. sıfat güzelliğine bu
12:27kadar nitelik bu kadar sıfat açığa
12:29vurur.
12:31Zatına
12:32insanı bürhan eylemiş.
12:36Zat bütünlük
12:39insanda. Çünkü son aşaması o. Tüm
12:41kainatı ara insana git.
12:43>> Ekmel hakk.
12:44>> E o hakkı istersen,
12:47hakkı istersen yürü insana bak. Şemsi-i
12:51zat yüzünden rahşan eylemiş.
12:55Şemsi-i zat zatın güneşi.
12:58Yani evrende ilahi aşka düşebilmen için
13:01insan yüzüne bakman. Ama hangi insan
13:05değil mi? Hangi insan? Çünkü bir eee
13:08hayvanlar alemi, bitkiler alemi hayvana
13:11evriliyor. Hayvan beşere evriliyor.
13:13Beşer insana evriliyor. İnsan-ı kamil
13:16dedikleri yetkin, olgun, kendi
13:19yeteneklerini
13:21eee açığa çıkaran, kendisine gömülü olan
13:23yetenekleri açığa çıkaran insandan e söz
13:26ediyorlar. O insanmış.
13:29Hakkı istersen yürü insana bak. Şemsi
13:32zat yüzünden rahşan edelim. rahş etmek.
13:35E radiation yani yayılmak şua. Yani onun
13:39yüzüne baktığın zaman ondaki, eee,
13:42intişar eden, feyyaz olan eee manevi ve
13:47maddi fiziksel de aynı zamanda eee şeyi
13:51yayılmayı
13:53seyret. Bir gül, bir menekçe, bir çiçek,
13:57bir böceği seyreder gibi seyret. O senin
14:01ruhunda eğer ateşleme yapıyorsa işte o
14:04ayna gönül o. Yani onda ego olmaması
14:07lazım. Eğer ego varsa oraya baktın mı
14:10bir belirli bir kimseyi görürsün.
14:12>> Otorite görürsün.
14:13>> Bir otorite bir kendi nefsinin peşine
14:16düşmüş birisi. Ama eğer nefsi arınmışsa,
14:20cilalanmış bir ayna gibiyse oraya baktın
14:22mı kendi egonu da aşan ruhuna dair bir
14:27işaret bulursun. Hı hı. İşte oradan ateş
14:30alanlar ilahi aşk terenümün içine
14:32düşenler. O zaman şöyle söylüyor Niyazi.
14:36Hak yüzü insan yüzünden görünür. Hakkı
14:39görmek istiyorum. Git diyor insan yüzüne
14:41bak. Ama insan ünsiyet enisi hak beşer
14:45değil insan. Bir de Adem var. Adem ilk
14:48insan diyorlar. Hayır. Adem eee eee
14:53tasavvufa göre Adem eee Füsul kemin
14:57birinci şeyidir, fasıdır bilirsin. Orada
15:00İbn Arabi der ki, eee Kur'an-ı
15:03Kerim'deki tüm isimlerimi, sıfatlarımı
15:08Adem'e yükledim,
15:10talim ettirdim. Yani eee o zaman Allah'ı
15:15nerede arayacağız? Adem'de
15:16arayacakmışız. Çünkü tüm esmasını,
15:18sıfatını ona yükledim diye Kur'an-ı
15:21Kerim'de bir delil var.
15:23Bunu fark edenler, bunun zevk edenler
15:27ademiyete yükselen yani kadınlığı
15:30erkekliği aşan efendim senliği benliği
15:34aşan, ırkı, milliyeti şeyleri aşan ya
15:39eyennas, ey insanlık
15:42mertebesine çıkan bir aynada, bütünsel
15:45bir aynada
15:46kendisini eee ishar eden haktır. git o
15:50zaman e insan yüzünden
15:53zatı
15:55>> seyret
15:55>> seyret diyor ve burada da diyor ki zatın
15:59rahman şeklini insan eylemiş
16:01>> Niyazi Mısır'ı bundan daha yüksek
16:03anlatım ben eee ne batıda ne doğuda
16:06görmedim açık her şey çok net
16:12diyor ki anlayınca zatı hakkı zevk ile
16:15zevk ile anlaşılıyor. Zevk ile bakarsan
16:17görürsün. İman ile bakarsan görürsün.
16:19Aklile bakarsan göremezsin.
16:22Aklile bakarsan nedenin içine bakarsın.
16:25>> Ama zevkle bakarsan hayran olursun.
16:28Hayran olanlar görüyor.
16:31Anlayınca zatı hakkı zevk ile bu niyazi
16:34Niyazi nice seyran eylemiş. Ondan sonra
16:37bir seyran başlıyor. Nereye baksan
16:39hakkın yüzünü cemalini görürsün. Apaçık
16:42görünüyor
16:42>> apaçık
16:44efendim.
16:47>> Buyurun. Başka olsun
Serhan ve Sinan Yasdıman, Nida Tüfekçi tarafından Abdurrahman Kızılay’dan derlenen “Altın Hızma Mülayim” isimli Kerkük türküsünü seslendiriyor.
16:59altın hızıma [şarkı söyleme]
17:03mülayim.
17:05[şarkı söyleme]
17:06>> [müzik]
17:06>> Seni hakta
17:10dileyim.
17:12[müzik]
17:17Yaz günü [şarkı söyleme]
17:21Temmuzda [müzik]
17:25sen [şarkı söyleme] terlemek
17:29silem.
17:35>> [müzik]
17:36>> Gün gördüm, [şarkı söyleme]
17:40günler [müzik]
17:41gördüm
17:44seni [şarkı söyleme]
17:45gördüm. [müzik]
17:47Şad
17:50[müzik]
17:54gün gördüm [şarkı söyleme]
17:58günler gördüm
18:02seni [şarkı söyleme][müzik]
18:03gördüm
18:06şadu.
18:07>> [müzik]
18:13[müzik]
18:16>> Gün gördüm [şarkı söyleme]
18:23[şarkı söyleme]
18:28günler [şarkı söyleme]
18:30gördüm
18:32[müzik]
18:36seni.
18:37gördüm
18:40[şarkı söyleme]
18:47[müzik] kumur. [şarkı söyleme]
18:54[müzik]
19:02[müzik]
19:03Of [şarkı söyleme] altın hızma
19:08[müzik] incidi.
19:12Gömleğin [şarkı söyleme]
19:14nar
19:16incidi. [müzik]
19:23[müzik] Benim [şarkı söyleme]
19:25lal olmuş
19:27dilim [müzik]
19:31ne dedi ya?
19:35incindir [müzik][şarkı söyleme]
19:40[şarkı söyleme]
19:40[müzik]
19:42gün gördüm
19:46günler [şarkı söyleme] gördüm
19:50seni gördüm [müzik]
19:53şad oldum [şarkı söyleme]
20:01gün gördü [şarkı söyleme]
20:03>> [müzik]
20:05>> Güller gördüm
20:09seni [şarkı söyleme]
20:10gördüm
20:13şad oldu.
20:17[müzik]
20:24>> Teşekkür ederiz. Harika ya. Müzik güzel
20:27şey değil mi? Yani meşk etmenin bir
20:30numaralı aracı
20:32>> hocam.