Free YouTube Transcribe

Video transcript

Çilingir Sofrası 224 / Seyr-i Sülûk

Çilingir Sofrası · 2,665 words · 13 min read

Want to search this transcript, jump the video from any line, or download it as TXT, SRT, or VTT?

Open in the transcript tool

Full transcript

Ayn-el Yakin

0:02Hoş geldiniz. Hoş geldiniz. Hoşunuza

0:04geldik

0:05>> canım. Hoş bulduk. Hoş bulduk. Eyvallah.

0:08>> Çilingir sofrası ve Serhan'ın eli

0:11iyileşmiş.

0:12>> Eyvallah.

0:13>> Çok şükür.

0:14>> Ne kadar sürdü?

0:15>> Vallahi 1 bu5 ay sargıdaydı.

0:18>> Eee o şıklıkta yok sargı alçı değil ya.

0:21Alçığı daha sert. Sargı e bez

0:24>> ha sırf bez sadece sert. Oraya bir sert

0:27>> ama tabii sabitlendiği için yani şu

0:29şekilde kamera görünmüyor mu? Şöyle

0:31sabitlendiği için böyle e çıktığı ilk

0:33gün şu kadar aşağı aldığımda acıyordu.

0:36Yani ilk defa da böyle bir şey yaşıyor

0:38işte. O kadar sertleşmiş yani. Şimdi

0:40fizik tedaviyle filan biraz bir açı

0:42kazandık. Ha

0:43>> güzel.

0:44>> Yavaş yavaş. Evet.

0:45>> Şey icrada bir zorluk çıkartıyor mu? E

0:48tabii çünkü e tabii birazcık engelliyor.

0:50Şimdi bir yarım performans falan gibi şu

0:53anda. 6 aya kadar ama düzelecek yani

0:57artık rahatlatacak.

0:58>> Uzun bir süreç ama

0:59>> fiziğin

1:00>> soframızı özlemiştik. Tabii

1:02>> efendim

1:02>> çok şükür

1:03>> fiziğin katkısıyla müziğimiz tekrar

1:05geldi.

1:05>> Fizik müzik evet matematik de vardı

1:08unutmayalım. Bir de zevk var tabii ki.

1:10[boğazını temizler]

1:10>> Evet.

1:11>> Şimdi hepsini birden dinleyelim.

1:13>> Çerağımızı uyandıralım o zaman.

1:14>> Evet. Çerağımızı uyand. ilgili belki bir

1:16iki kelime söylemek isterim.

1:17>> Evet. Şimdi şu anda bir ses duyduk. Can

1:20Bey konuşuyor ve bugün ilk kez Can Bey

1:23hem çekim yapıyor hem aynada görünüyor.

1:27>> Can camda. Can Canda.

1:28>> Evet.

1:29>> Görelim Can Bey.

1:30>> Aynalar.

1:30>> Hoş geldin.

1:32>> İlk sesimiz

1:33>> çünkü çok eee şey diyor benim yakın

1:36dostlarım. Eee soruyorlar ya siz arada

1:38bir Can Bey diye birine söz atıyorsunuz.

1:40Diyorum ki işte sofraya katıldı. Ha bir

1:42yerde evet gördük ama sürekli

1:44göremiyoruz dedim. Onun da bir çaresi

1:46var. Var.

1:47>> Evet. Şimdi bugün bugün çağreyi bulduk.

1:49>> Hoş geldin

1:50>> Can. Hoş geldin. Teşekkür ederiz. Yakin

1:52durumda

1:52>> tüm Evet. Aynel yakin durumdayız. Evet

1:55Serhan hadi göster kendini. [müzik]

Sinan ve Serhan Yasdıman, Tokat yöresine ait İbrahim Karataş kaynaklı ve Mustafa Hoşsu tarafından derlenen “Bugün Ben Bir Güzel Gördüm” isimli türküyü meşk ediyorlar.

2:03>> [müzik][şarkı söyleme]

2:08[müzik]

2:10>> Bugün ben bir [şarkı söyleme]

2:13[müzik] güzel gördüm.

2:17Bugün [şarkı söyleme] ben bir [müzik]

2:20güzel gördüm.

2:23Ar cennet

2:26sarayında [şarkı söyleme]

2:30[müzik]

2:34kamaştı gözümün [şarkı söyleme][müzik]

2:37nuru.

2:39Onun üstü

2:41cemalinde. [müzik]

2:44Kamaştı gözümün [şarkı söyleme]

2:48nuru. [müzik]

2:50un üstü

2:52cemalinde

2:53>> [müzik]

2:56[şarkı söyleme]

2:58[müzik]

3:02[müzik]

3:09[müzik]

3:14[müzik]

3:20[müzik]

3:20>> salındı [şarkı söyleme]

3:22Bahçeye

3:25girdi. [müzik]

3:27Salındı bahçeye [şarkı söyleme]

3:31girdi.

3:33[müzik] Çiçekler [şarkı söyleme]

3:35selama

3:37durdu.

3:39[müzik]

3:44Nor [şarkı söyleme] menekşen

3:47oyun eğdi. Gül kızardı.

3:52Hicında [şarkı söyleme][müzik]

3:54normal meşe

3:57boyu boyu

3:59[şarkı söyleme][müzik]

4:01gül kızardı

4:04icadında. [müzik][şarkı söyleme]

4:11Bahçenin [şarkı söyleme] kapısını

4:14[müzik]

4:15açtı.

4:17Bahçenin

4:19kapısın

4:21[şarkı söyleme][müzik] açtım.

4:23Sanırsın

4:25cennete

4:27düştüm. [müzik]

4:33[müzik]

4:34Sevdim, [şarkı söyleme]

4:35coştum,

4:37helal [müzik]

4:40[şarkı söyleme] aldım

4:42yana. [müzik]

4:45Sevdim [şarkı söyleme] coştun

4:47helallaştım. [müzik]

4:50Buse [şarkı söyleme]

4:51aldım yaralım.

5:00[müzik]

5:05[müzik]

5:06[şarkı söyleme]

5:08Bahçenin

5:10kapısı

5:12daldı. [şarkı söyleme]

5:13[müzik]

5:15Bahçenin

5:16kapısı

5:18[müzik]

5:19daldı

5:21dalında [şarkı söyleme]

5:24tendül büdür. [müzik]

5:30>> [müzik]

5:32>> Emrahta [şarkı söyleme]

5:33birna

5:35[müzik]

5:37[şarkı söyleme] bağışla

5:39geç [müzik] güman

5:43emrahta bir [şarkı söyleme]

5:46oldu. [müzik]

5:48Başla

5:49geç günahından [şarkı söyleme]

Tasavvuf Geleneğinde alegorik (sembolik) anlatımlar

5:57>> gönlünüze sağlık.

5:59Emrah ne güzel değil mi? Neler söyle?

6:00Hep sembolik anlatım işte çiçekler değil

6:03mi? Metafor şey bu tasavvuf

6:06>> geleneğinde eee sembolik eee alegorik

6:11anlatımlar

6:12>> eee işte sır sırrı açmak örtmek

6:15anlamında kullanılıyor. Biliyorsunuz hep

6:17baştan beri de bunları söz ediyoruz.

6:19Şimdi neden bir geçen gün bir kardeşim

6:22dedi ki yani niye böyle açık açık aklını

6:25alabileceği bir şekilde söylemiyorlar da

6:28böyle gizemli sembolik alegorik

6:30diyorsun. Böyle bir anlatı var. Biz

6:32modern insan böyle bir şeye alışık

6:33değiliz ve gereksiz de yani yani

6:36aklımızın kavrayacağı bir şeyi anlamak

6:38istiyoruz. Bu bu nedir? Bu niçin

6:40yapıyorlar? Şimdi aslında bu bir şey

6:42değil. Bir oyun değil. Bir düzen

6:45kuruculuk değil. Ha ilk zamanlar şöyle

6:48birtım literatürde rastladığımız

6:50yorumlar şöyleydi. İşte eee bir sır

6:54demelerinin nedeni herkese açık olmayan

6:57anlamında yoksa hiç bilinmeyen gizem

7:00anlamında değil. İşte inisiyasyon

7:02dedikleri yani biz ona tekri ve şey eee

7:08nasıl denir? ehline

7:09>> eee ehline helal na ehli haram dediğimiz

7:12bir tabir vardır. Bu tabir yani herkes

7:16anlamasın çünkü herkes kaldıramaz,

7:18hazmedemez bazı hakikatler vardır. Belli

7:22bir eğitimden geçmiş, belli bir anlayışa

7:23gelmiş insanlar bunu anlasınlar diye

7:26tasavvuf geleneğinde bu çok vurgulanır.

7:29>> Fakat daha eee Evet bu doğrudur. Böyle

7:32de yapılmıştır tarih boyunca. Ama eee

İnsan tek bir karakterde değildir. Konuşmadan önceki ve sonraki evreler

7:36başka bir şey daha var işin içinde. O da

7:38şu insan eee bir tek bir formda ya da

7:44tek bir kişilik karakterinde değildir.

7:49>> Eee hem biyolojik olarak da öyle.

7:51Çocukluk evresi var, bebeklik evresi var

7:53hatta değil mi?

7:54>> Ve daha şimdi artık anne karnında da eee

7:57değil mi? oluşum süreçleri izleniyor.

8:00>> Şimdi bebeklik evresi doğduktan sonra

8:03için çocukluk evresi sonra çocukluk

8:06bebeklikten daha önce konuştuk bunu.

8:08Nasıl ayrılıyor? Konuşmayla.

8:11Konuşmadan önceki evreye bebek diyoruz.

8:15Konuşmaya başladığı andan itibaren çocuk

8:17diyoruz. Neden? Çünkü dil devreye

8:19giriyor, söz devreye giriyor. Artık

8:22eşyanın isimlerini öğreniyor. Artık

8:25ayırt etme, kendisini çevresinden ayırt

8:27etmeye başlamış olduğu için çocuk

8:29diyoruz. Bebeklikte bilinç yok. Algı

8:33var. Duyular algılıyor çevreyi ama

8:36bilinç yok. Çevreden kendini ayırt

8:38edemez ki çevreyle bir rüya gibi.

8:41Rüyanın içinde, çevreyle bir bütünlük

8:43içinde algılar çocuk. Ama algılar da

8:46diyemiyoruz çünkü bilinç yok.

8:49Ne zaman konuşma başlıyor? Söz. Yani

8:52şeyler ve sesler. Şimdi o ses dediğimiz,

8:57söz dediğimiz şey aslında bir duyu.

9:00Kulağımıza gelen bir ses. Daha çocuk

9:03okuma yazıma geçmediği için kağıt

9:04üzerine veya dış dünyadaki sembolizmayı

9:06bilmiyor. Dilin kendisi, isimlerin

9:09kendisi semboldür

9:12>> zaten.

9:13>> Yani şöyle düşün.

9:14>> Hı hı. Eee, mum diyorum.

9:17Mum diye bir ses. Şimdi bunu bir İngiliz

9:20mum diye dinlese o mam bu telaffuz

9:24yanlış şey yapıyor. Bu anne demek

9:26istiyor, mami demek istiyor filan

9:28zannedebilir.

9:29>> Bir Japon belki kendi dilinde bir

9:31çağrışım varsa bunu mu acaba kastediyor?

9:34Ama bir Türk mum dediğinizde eee

9:36Türkçeden, dilden daha evvel bildiği

9:38için hemen o imgeyi, o nesneyi

9:42>> anımsar. Şimdi burada bir nesne var. Bu

9:46nesnenin bir algısı var, görüsü

9:49>> ama bir de onu çağrıştıracak, bellekten

9:52çağrıştır, birbirimize söyleyecek

9:54zamanında onu anımsamak için

9:56kullandığımız bir ismi var. Şimdi bu

9:57ismin kendisi zaten sembol. Dolayısıyla

Dilin kendisi semboldür, anahtardır.

10:00tüm anlatı sembolik bir eee karakter

10:05veya sembolik bir tutum, metot olması

10:08değil. Onlar ayrı bir şey. Sanatta

10:10sembolizm filan bambaşka bir şeydir.

10:11Fakat şu söylediğimiz dilin kendisi

10:14semboldür

10:15ve o sembol anahtardır. İşte bizim eee

10:20çilingir sofrasındaki çilingir maymunc

10:23mftah gibi bir anahtardır.

10:25>> Ama hangi kapıyı açıyor?

10:28Bir görünün kapısını açması lazım. Görü

10:30yok. Sadece isim varsa bu isim boştur.

10:35sadece bir tınıdır.

10:37Ama o belli bir nesnenin bir imgesi, bir

10:40görüsüyle eşleştiği zaman bilinç ortaya

10:42çıkıyor.

10:44>> Fark bir fark bilinçıyor. Ve şimdi o o

10:47zaman hakikaten anahtar, mum, alev

10:50dedim. Bu bir ses.

10:53>> Bu ses o algıyla birleştiğinde bilinç,

10:58farkındalık, anlayış hepsi ortaya

11:00çıkıyor. Bu tabii eee duyusal ve

11:02çevremizle ilgili en basit anlatım. Peki

11:06bu şimdi giderek

11:08zevklere

11:09>> h

11:10>> ruhsal algılara [boğazını temizler]

11:13eee sanatsal duyarlılıklar, eğitim eee

11:17ile birleştiği zaman bir şey bir söz

11:20artık nerelere gidiyor tabii

11:21>> değil mi? Yani bir edebiyatçının

11:23karşısında alev dediğim zaman o ne

11:26şiirler ne romanlar neler anımsar. eee

11:29onlardan habersiz bir insan ise sadece

11:32nesnedeki o ateşin alev halinde olmasına

11:36ondan başka bir şey düşünemez. Şimdi bu

11:38farklılıklar

11:40insana çağrışım dediğimiz eee sadece

11:44belleğinde, algısında olan şeyleri değil

11:47deneyiminde, ruhsal tezahürlerinde,

11:50tecellilerinde olanların da

11:52anımsanmasını getirir. Evet. bir insanın

11:55eee diyelim ki aşık oldu. Eee bu aş aşkı

12:01yaşayan o eee o aşık olduğu kişiyle

12:06karşılaşması onu heyecanlandırır,

12:08kalbini çarptırır. Biz eee aynı kişiyi

12:11görsek bunlar bizde olmaz.

12:12>> Eyvallah.

12:13>> Eee ona böyle melankolik haller gelir.

12:17Biz de deriz ki ne oluyor sana? Yani

12:19işte onu gördüm ben çok başka oldum.

12:21Heyecanlanıyorum filan. E niye biz

12:23olmuyoruz?

12:25>> Bu bilimsel değil kardeşim yani.

12:27[boğazını temizler] Yani eğer o kişi

12:30sende uyandırdığı şeyler gerçek olsaydı

12:32bizde de olurdu.

12:34>> Modern insan böyle düşünüyor.

12:36>> Halk hiç öyle değil değil mi? onu

12:38heyecanlandırıyor. Onu uykusuz

12:40bırakıyor. Onu hasret içinde bırakıyor.

12:41Ağlatıyor, sızlatıyor.

12:44Eee, belki enstrüman biliyorsa artık onu

12:47müziğe döküyor. Onu bilmiyorsa bir

12:50şiirsel bir söyleyiş çıkıyor. Yani

12:53diğerlerinde olmuyor. Ama şimdi

12:55dolayısıyla bu farklılıklar

12:58eee ergenliğe geldiği zaman bambaşka.

13:00>> Eyvallah. ergenlikte eee orta yaş

13:04halinde diyelim bir anlayış, bir e

13:07yaşamı belli bir kendi kurma aşamasına

13:09geldiği, hazırdan evden çıkıp kendisi

13:12yaşamı sorumluluk aldığı

13:14>> bir eee aşamada o insan algısı, o sözün

13:18ondaki yankılanması başka

13:21>> yaşlılıkta, olgunlukta, hastalıkta yani

13:25yaşam olgularının içinde insanın bir

13:29sözden

13:30aldığı ve kendisinde yankılanan şeyler

13:33çok farklı ve kişiye has olması, onda

13:38özgün olarak örtük olması, onu dile

13:41getirdiği zaman da temsiller, semboller,

13:44alegorilerden başka çaresinin olmaması

13:47doğal olarak manevi deneyimleri de

13:50tasavvuf diye söylen manevi deneyimleri

13:52de sembolik ve alegorik anlatmaya

13:54gidiyor. Onun için tasavvufta genellikle

13:57eee şeyler şiir eee anlatılar şiir ve

14:02maksim dedikleri yani özdeyişler

14:05>> biçimindedir.

14:07Ama eee büyük mutasavuflar diye ayrıca

14:10hariflerden söz ettiğimizde bir İbn

14:14Arabi aldığınız zaman hiç de öyle

14:15görünmüyor. Evet. şiir, alegorik

14:18anlatım, mitos, içeren böyle sembolik

14:21serüvenler falan anlatıyor. Ama bu arada

14:24da bakıyoruz ki felsefe düzeyinde hatta

14:27felsefe olarak vahetü vücut felsefesi

Vahdet-i Vücud, Nutk-u Şerif

14:29dediğimiz bir felsefi anlatım da var.

14:32Bir teorik anlatım var. E ona ne

14:33diyeceğiz? Ona da nutku şerif denir.

14:36Tasavvufta bunun adı var. Nutku şerif

14:39düzenli, mantıklı, ilmi bir anlatıdır.

14:43Ama onun zevki yoktur. Nesi vardır?

14:47kavrayışı vardır. Şimdi dolayısıyla

14:50sufiler zevkine dalanlar yani aşık olan

14:53kişiyi gene sembolik olarak alalım.

14:56Gördüğünde hemen duygulanıp işte

14:58duygularının eee şeylerini,

15:00tezahürlerini dile döktüğü bir anda ona

15:04desen ki ya mantıklı mısın kardeşim? Bu

15:06söylediğin gerçeğe uygun değil.

15:08Karşındaki kişinin durumu şu bak ahlakı

15:10da şöyle işte ne bileyim güzelliği de

15:12seni de etkilediği güzellik aslında pek

15:14de güzel değil. Yani hani şu Leyla

15:17Mecnun Japon şiirde az önce konuşt kuru

15:20bir kızdı. Ben sevdim.

15:21>> A ne güzel değil mi o? Evet. Bir hayu da

15:23>> eee söyler Türkçesi kara kuru bir kızdı.

15:27Ben ben sevdim güzelleşti.

15:29>> Şimdi onun gözünde güzel. Bizim gözümüz

15:32de güzel değil biz bak bir kız. Bu Leyla

15:34Mecnunun öyküsünde vardır.

15:36>> Leyla'yı getirirler. Kays Kaysır aslında

15:39Mecnun. Onun şey cinnet getirmiş hali.

15:42Kays diye birisi bir delikanlı. Derler

15:44ki ya senin Leyla Leyla dediğin bu mu bu

15:47kara kuru bir kızı?

15:48>> O diyor ki benim gözümle görmüyorsunuz.

15:50İşte bu fark ve daha buna çok eklenecek

15:54çok şeyler var.

15:56teorik anlatımı, mantıksal tutarlılığı,

16:00bilimsel gerçekliği aşan, zevke inkılap

16:04eden bir anlatı olması bakımından daha

16:07çok sanatsaldır. Dolayısıyla yani

16:09tasavvuf belki de dinin veya dinlerin

16:12eee hepsine biliyorsunuz yansıyordu. Ta

16:15Hermes'ten beri anlatıyorduk. Trismest

16:18dersen beri eee Pitagorasta da öyle.

16:21Müzik var, Raks var, şehir var. sanatsal

16:25bir özü var. Şöyle diyebiliriz. Dinin

16:28estetik özü tasavvuf. Yani zevk edilen

16:33yanı. Fakat sadece zevkte kalınca,

16:37sadece o hallerde eee kalınca

16:40bireyselleşiyor.

16:41O o kişiye hasta gibi bakılır. Yani eee

16:45bunu tedavi edelim ya bir psikiyatra

16:47götürelim.

16:48>> Bu beladan kurtulsun yani. Oysa

16:50kurtulmak istemez. Yani der ki ben bu

16:52halden kurtul ya nasıl olur? Ben

16:54yanıyorum. Ne tatlı, ne güzel bir yaşam.

16:56Gözyaşı döküyorsun ama işte o zaten

16:59filan değil mi? Ama rasyonel bir bakış.

17:02Bu hastalandı. Biz bunu götürelim

17:04iyileşsin. İyileşince ne olacak?

17:07>> Aşk kalmayacak. O duygular yok. Artık

17:10rasyonel işine git. Evine gel. Güzel

17:12çalış falan. Paranı kazan. Otur.

17:14Oturdun. Yani

17:15>> ne istiyorsun yani? Derdin ne? Şimdi ama

17:19öte yandan baktığımızda o kişiye ya sen

17:23bu haldesin ama sadece ne

17:25hissettiklerini dile getiriyorsun. Peki

17:28bilincine yansıyan bir şey yok mu ya? Ya

17:31bunları nereye koyuyorsun?

17:33Kainatta yerine, dünyada yerine,

17:35ilişkilerde yerine

İrfaniyet

17:37>> değil mi? O zaman irfaniyet dediğimiz

17:39tanıma [boğazını temizler] bilgisi.

17:41İrfan tanıma bilgisiydi, değil mi?

17:42Arifler eee tanım tanıdığı bir şeyi

17:45anlatırlar. Ama bunu kavramsal bir

17:47yapıya bölünür. Filozoflar ise arif

17:51değildirler, alimdirler. Neden? O

17:54kavramların soyut evrensel kavramların

17:57mantıksal tutarlılığıyla anlatmak

17:59istediğini anlatırlar. Ama bir tanıdığı,

18:03tanıştığı

18:05ve yaşadığı bir deneyimi teorik düzeye

18:08taşıyabilmek, kavramsal düşeye

18:09taşıyabilir. Onu anlatmak ayrı bir iş.

18:12İşte eee Tasavv geleneğinde İbn Arabi

18:16gibi kişiler yani tek onun adını

18:19anıyorum. Davdu Kayseri var. E Sadrettin

18:21Konebi var. Var var yani dolu. Şimdi bu

18:24şahsiyetler hem deneyimlemişler sezgiyi

18:28bulmuşlar, keşfetmişler,

18:30duygulanmışlar, ruhlarını o pozisyona

18:32getirmişler

18:34veya gelmiş yani kendileri metot gibi

18:38yapmamış olabilirler. Başlarını gelmiş.

18:41Ama bunun ne olduğu üzerine düşünmüşler.

18:44Bu sefer düşünce alanında kavramsal

18:46boyuta taşımışlar. O zaman ortaya

18:49metafizik bir boyut da çıkmış. Burada

18:52metafizikten kastımız psikolojik değil,

18:54ruhsal değil, metafizik yani düşüncede

18:58temsil edilebilir sözler haline gelmiş.

19:02Eee, bu bakımdan, eee, tasavvuf bir

19:05yanıyla irfaniyet, bir yanıyla

19:09psikolojik, eee, ruhsal deneyimleri

19:12içeriyor. Yani zevk

19:16aldığımız zaman zevk nerede?

19:17Ruhsallıkta. Zevki aldığımız zaman

19:19geriye söz kalıyor sadece. Bu söz neye

19:21tekabül ediyor? Neyle karşılaştıracağız?

19:24Nasıl kavrayacağız? O zaman herkes kendi

19:27zannını başlıyor. Kendisindeki yankıları

19:30düşünüyor. Peki o kişide diyelim aşk

19:34vardı değil mi? Biz de bakıyoruz. Evet

19:37aşk. E bizde yok ama gene o sözler

19:40söylüyor. O kavramsal sözler söylemiyor.

19:44O kendisinde sezgi olarak betimlemeler

19:48dediğimiz yani tasvirler söylüyor. Bu

19:51tasvirleri kavramlaştırmak için bir

19:54forma

19:55bir eee o değişik değişik eee duyguları

19:59dile getiren sezgeleri bir form altına

20:02almak. evrensel bir form altına

20:04aldığımız zaman eee ilkesini

20:08onun başına gelmesinin o olayın

20:10nedenini, sonucunu, ilişkilerini

20:13düşünmeye başlıyoruz.

20:14Kavramlaştırıyoruz.

20:16Dolayısıyla ikisi bir arada olduğu zaman

20:18tasavvuf irfan tasavvufu adını alıyor.

20:22Ariflerin tasavvuf deneyimleri filan.

20:25Şimdi eee

20:27şeyin e Serhan'ın başlattığı işte senin

20:30eşlik ettiğim benim de dinlemeyle tabii

20:33ancak eşlik edebildiğim ve

20:34duygulandığımız bir icraat yaptık. Peki

20:38bunu her dinlettiğimiz kişi ya da işte

20:41bizim bu programda her dinleyen kişi

20:44>> aynı demek istemiyorum. E illa aynı

20:46niyet aramıyorum.

20:47>> Fakat hangi düzeyde hangi düzlemde

20:50etkileniyorlar? Kimisi o hicranın

20:53ustalığı dikkatini çekebilir. Hatta

20:56düşünür yok orayı şöyle yapsaydı

20:58>> teknik olarak daha doğru olabilirdi.

21:01>> Ha da işte bilmem eee şeyler hani remör

21:05işte mi majör her neyse ya oradan değil

21:08de fadan okusa daha işte sesine daha

21:10uygun düşer. Şimdi bu teknik bir şey.

21:13>> Zevkle ilgili değil. Hani kusur

21:15bulabilir yetkinleştirebilir. Eleştiri

21:17yapsa Selam da doğru haklı söylüyorsun.

21:19Bir de öyle deneyelim. ollaştır der. Ama

21:21burada zevk var mı? Yok. Teknik.

21:23>> Kimsenin böyle bir dikkati var. E kimisi

21:25zevk alır. Onun tekniği mekmeği umrunda

21:27olmaz.

21:27>> Hı hı.

21:28>> Yani tını ona bir şey uyandırmıştır. O

21:31da ona da dersin ki ya bu şu eksiklerini

21:34bak filan alimi söylüyor. Bu arkadaş

21:36daha onu işte o düzeyde yapmıyormuş. E

21:38sen nasıl zevk alıyorsun?

21:41>> Ha yani zevk almamam mı lazım diyor

21:44değil mi? Yine garip bir şey. İşte

21:46dolayısıyla tasavvur sohbetleri de böyle

21:48bir şey. Ve biz buna eee yani bu

Seyr-i Süluk

21:52serüvenin adına seyri sülük diyoruz.

21:55Yani biz icat etmedik. Biz dediğim

21:57burada ariflerin tarihsel süreçteki

22:00dili.

22:02Seyri sülük ne demek? Seyr temaşa.

22:06Etrafa bakmak.

22:07>> Seyretmek.

22:08>> Evet. Seyretmek. Tiyatroda o oyunu

22:11seyrederiz. Konserde hem dinleriz hem

22:14seyrederiz. Seyretmek var. Temaşa derler

22:17buna.

22:19E suluk yolculuk demek. Yolcu salh.

22:23Yolculuk suluk ve seyahat yani esnasında

22:29bir de görü.

22:31>> Hani geminin gidişine seyir derler. Onun

22:33için

22:33>> geminin gidişine seyir derler. Seyir

22:35defteri vardır. Değil mi? Dolayısıyla

22:38her insanın yaşamı aslında bir

22:40seyirsuluktur.

22:42O bebeklikten çocukluğa, çocukluktan

22:44ergenliğe, ergenlikten olgunluğa,

22:45yaşlılığa böyle bir seyrüsülük ve ait

22:48eee dünyayı değiştirme, dünyasını

22:50değiştirmeye eee olan bir fakat herkes

22:54böyledir ama herkes farkında değildir.

22:58İşte bu ariflerin ikinci bölümü yani bu

23:00metafizik bölümü bu yaşantının bir de

23:02farkına farkında olmak, kavramlara

23:05dökmek ve bunun belki de eee

23:10aşamalarında başına gelecek olan şeyleri

23:11öngörebilmek ya da geldiği zaman tedbir

23:14alabilmek. Ama bu ariflerden sonra gene

23:17sufi arifliğin de bir yerde engel

23:21olduğunu düşünen Mevlana gibi filan eee

23:24sufiler, eee irfaniyet başa beladır

23:27derler. E bir yerde evet irfaniyet lazım

23:30ama irfaniyetin de terk edilmesi lazım.

23:33>> O zaman bir gene zevke ama bu ikinci

23:36zevk. Birincisi seyri şurukta giderken

23:40bir zevk. Eee, ikincisi arif oldu mu

23:43gitmed kalktı ya. Arif oldu çünkü

23:46bilincine taşıdı. Bu sefer gelirken

23:48başka bir gitti ve geldi.

23:51>> Bu şimdi eee, daha önce konuşmuştuk

23:53Serhan hanımsıyorsundur. İbrahim Nebi.

23:56>> Evet.

23:57>> Eee, ne yaptı? Babaevinden çıktı.

23:59Mısır'a gitti, göç etti. Bu şey tarihsel

24:02bir vaka olabilir. Eee ki öyle yani

24:05kıtlık olmuş ülkede. Babaevinden

24:08oturduklar ülkeden demek istiyor. Eee

24:10şeyiyle kabilesiyle kalkmış Mısır'a

24:12gitmiş. Firavun'un ülkesine gitmiş.

24:15Orada maceralar oluyor. Firavunla

24:16çatışmalar, bilmem neler filan falan.

24:18Ama sonra oradan dönüyor. Tekrar baba

24:21evine geliyor. Bu eee şeyin seyrüşük

24:27işte bu. Yani bulunduğu çevrenin

24:29koşulları onu daralttıysa bir insanı

24:33oradan çıkması lazım.

Recently added transcripts

Browse the whole transcript library

This transcript was generated from the captions YouTube publishes for this video. Get the transcript of any YouTube video atfreeyoutubetranscribe.com, free, unlimited, no sign-up.