Full transcript
Gülgün Hanım tekrar hoşgeldiniz. Serhan geçmiş olsun, geçici olsun.
0:00Efendim
0:02hoş geldiniz soframıza tekrar. Ne kadar
0:04güzel oldu. Arayı böyle hakikaten sıkı
0:07tutalım. Fazla da açmadan böyle böyle
0:08gidelim inşallah.
0:09>> Olur.
0:10>> Nasıl İzmir'de her şey havalar işler
0:12güzel.
0:13>> Şahane. Çok mutluyum. Tekrar buradayım.
0:15Teşekkür ederim.
0:15>> Biz de
0:16>> biz teşekkür ederiz. Hoş geldiniz.
0:17>> Ayaza sağ olun.
0:18>> Bu sofra için geldiğini İzmir'den
0:20söyleyordu.
0:23>> Sağ olsun.
0:25saet
0:27Serhan.
0:29>> Serhan biliyorsun gitarın için elinde
0:32değil di sorabilirsin. Göstersene el.
0:34>> Evet. Evet.
0:34>> Ne oldu? Özellikle geçmiş olsun. Çok
0:37teşekkür ederim. Sağ olun. Bir iki
0:39haftası kaldı. Eee bağ edelenmesiymiş.
0:43>> H
0:44>> evet. Ve
0:45>> meslek hastalığı mı?
0:46>> Yani onu sordum doktora. Doktor da ani
0:49bir hareketle olabilecek bir şey diyor.
0:51Ama öyle bir şey de hatırlamıyorum ondan
0:53sonracığıma. Bir ik hafta böyle kalacak.
0:56Bir bir aydır sargılıydı. İki hafta daha
0:58kalacak. Ondan sonra fizik tedavi. Ondan
1:00sonra yavaş yavaş iyileşmeye gidecek
1:03inşallah.
1:03>> İnşallah. O çünkü parmakların tekrar şey
1:05kazanması zaman
1:07>> fizik tedavi çok önemli. Tekrar
1:08[boğazını temizler] işte mana çalışıyor
1:10zaten. Öyle çalışıyor.
1:11>> Kendi kendime de böyle çalışıyor.
1:13>> Geçmiş olsun.
1:14>> Sağ olun.
1:15>> Geçmiş olsun yani canım
1:16>> ruhuyla burada. Güzel
1:17>> geçici olsun.
1:18>> Olmasın yani. Tabii tabii. Evel Allah
1:21>> canım benim. E biz yine eee musiki ile
1:25başlayalım.
1:26>> Başlayalım değil mi efendim? Haydi dest
1:28o zaman.
1:28>> Hep müzik müzik diyorlar. Ben de musiki
1:30diyorum arada bir şey edenler var. Ya
1:33kardeşim niye eski dil kullanıyor?
1:35Musiki müzik desene filan. Halbuki
1:37Grekçe bir sözcük ve Grekçede musikidir.
1:41>> Bahsetmişler müzlerden
1:43geliyor. Hatır söyorsun. Ve rahmetli
1:46Zeki Mürel.
1:47>> Evet.
1:47>> Her zaman musiki musik. Şimdi o o zaman
1:51böyle şey gibi hava olsun diye söylüyor
1:53zannedilirdi. Halbuki Grekçesi musikir
1:55tabii.
1:56>> Eyvallah. Hadi biraz
1:57>> teşekkür ederim.
Sinan ve Serhan Yasdıman, güftesi İbrahim Yurtören, bestesi Tahir Karagöz’e ait “Sevgi Baht Olmuş Ezelden Bize” isimli eseri meşk ediyorlar.
2:01Sevgi baht olmu
2:05ezelden
2:07bize.
2:10Sevgi baht olmuş
2:14ezelden
2:16bize.
2:19Siz de bir türlü
2:23bizde bir türlü.
2:27Allah sizde bir türlü,
2:31[müzik] bizde bir türlü
2:36ağlaca düşmüş
2:40gördü bize.
2:44Ağlaca düşmüşüş
2:47gördüümüze.
2:51Bizde bir türlü.
2:55Bizde bir türlü.
2:58Ay sizde bir türlü,
3:02bizde bir türlü.
3:06[müzik]
3:06Donandı bahar,
3:10bahar olunca
3:14donandı dağlar.
3:17Bahar olunca
3:21gölgem kayboldu.
3:25Gönlüm dolunca
3:28ay hayg
3:30kayboldu.
3:33Seni bulunca [şarkı söyleme][müzik]
3:36güzeli görmek
3:40boylu boyunca
3:44[şarkı söyleme] güzeli görmek.
3:48Boylu boyunca
3:51sizde bir türlü
3:55bizde bir türlü.
3:58Allah sizde bir türlü
4:02bizde bir türlü.
4:06Ey oğul bir di
4:10kap değişse su.
4:13>> [müzik]
4:14>> Ey ol birdir,
4:17kapteşse
4:19suvarlık [müzik]
4:21[şarkı söyleme]
4:22bir gölge,
4:25benlik bir pusu. Hay haylık
4:29bir gölge,
4:32benlik bir kusur.
4:36Ne diyeyim [şarkı söyleme] ki
4:40Rabbin duygusu.
4:44Ne diyeyim ki? [şarkı söyleme]
4:47Rabbin duygusu.
4:51Sizde bir türlü.
4:55Bizde bir türlü. Ay hay sizde bir türlü.
5:01Ay bizde bir türlü.
5:07Eyvallah.
5:09>> Çok güzel. Varlık
Sümerler, Akatlar, Mısır, Uzakdoğu, Hint gelenekleri, öğretileri
5:11>> bir gölge,
5:12>> benlik
5:13>> bir pusu.
5:14>> Vay canım.
5:15>> Cüme. [boğazını temizler]
5:16>> Ne diyorsunuz?
5:18>> Müthiş.
5:19>> Yani kitaplar yazılır ya. Bir cümle de
5:22yazalım. Buyurun efendim.
5:23>> Eyvah. [kahkaha]
5:26>> Bir sayfa çevirelim. Varlık bir bölge,
5:29benlik bir pusu.
5:30>> Bir pusu. Müthiş.
5:31>> Ne diyelim ki doğrusu diyor. Doğrusunu
5:33da millet tastıkları. İşte bu gelenek
5:35tabii ta şeyden anlatıyoruz ya ta
5:37hermetik. Eee ondan da önce
5:39Mezopotamya'da filan da vardı. Ondan
5:42sonra işte Sümerler, Akatlar, ondan
5:44sonra Asurlar, Hititler filan böyle
5:46geliyor. Mısır, Mısır'dan sonra diğer
5:50bütün şeylere yayılıyor. A uzakdğu değil
5:53mi? Orada yine gölge dediğimiz onlar
5:56ilüzyon anlamında.
5:59Maya diyorlar değil mi? Hint, Hintliler
6:01Hint öğretisinde
6:03>> işte ego, ego tuzak insanın eee egodan
6:06kasıt yani böyle benlik, benliksiz
6:08olalım filan değil aslında. Herkes öyle
6:10zannediyor. Benlik esas ama hani self
Ego, Ben, Benlik ve Ene’l Hakk, Hallac-ı Mansur
6:14diye söylersek eğer batı dillerinde
6:16[homurdanır] bir de ego. Ego self farklı
6:19ya da ne diyelim ben ve benlik.
6:24Şimdi ego kendini ayırmak e ve diğer
6:27şeye diğer var olanlara karşı eee hakd
6:30etmek.
6:30>> Evet.
6:31>> Ego sahibi olmak bu demek. Eee o nedenle
6:34hani bir Enel hak sözü vardır ve
6:36genellikle işte Hallacı Mansur atfedilir
6:38ve birçok kişi de söylemiştir. Batıda
6:41doğduğu eskiden filan. Bu Enel hak bende
6:45anlamında ya da ben hakkım diye de
6:48çeviriliyor malum. Şimdi derler ki, eee,
6:52hallaç enel hak dedi. Berdar oldu, para
6:55çekildi. Eğer innel hak deseydi iş tamam
6:59olurdu.
7:01Peki o zaman bilmiyor muydu? Yani hiç
7:02böyle kamil bir insan dedi de demedi
7:05filan gibi. Ha en hak dedi. Hak bende
7:09ama hak bizdeye yani cümleye eee vahdete
7:14taşımalıydı.
7:16Peki taşımadı mı acaba? Yani
7:19>> orada irade olarak
7:20>> öyle miydi yoksa nakledilen bu muydu
7:22filan. Bunlar cilve diyoruz biz bunlara.
7:25Eee, ariflerin dilinde cilveler vardır.
7:28[homurdanır]
7:29>> Evet. Böyle bir egzantrik bir şey
7:32yapıyorlar ve sonra herkes bunu
7:34tartışmaya başlıyor. Öyle miydi böyle
7:36miydi? Çekiştiriyoruz filan. Bu e yorum
7:39bilimi herkesin işe katılmasını,
7:42anlamaya çalışmasını sağlayan bir şey.
7:44[homurdanır] Yoksa diskursif bugünkü
7:46gibi, öğreti gibi, doktrin gibi
7:49anlatılsaydı o zaman katılamıyorsun.
7:51Hani açık yapıt diye bir şey var modern
7:53değil mi? Anlatımda açık yapıt okuyanın
7:56da özneleşmesi
7:59ve o metnin içine girebilmesi, yeniden
8:02üretebilme olanağı. Şimdi bu eskiden
Mitos, Şiir, Sembol
8:04tabii açık yapı filan öyle modern eee
8:06şeyler terimler bilinmiyordu. Ne vardı?
8:11Mitos dedikleri ya da destanlar vardı.
8:15İşte mitosta eee şeyler vardır. Örtük ve
8:19açık şeyler anlatılar vardır. Yani şiir
8:21şiir dili
8:22>> sembolik. Şimdi sembol bir şeyi açarken
8:27hani daha önce konuştuk bir şeyi açarken
8:29eee aynı zamanda kapatır. Dolayısıyla
8:32eee dekoltedir derim ben. Sembol
8:34dekoltedir.
8:36>> E apaçık değildir. Apaçık olan
8:38felsefedir, kavramlardır. Nettir. Bilinç
8:40onu tanır. Ama semboller ruhsaldır.
8:44Dolayısıyla ruhsallık böyle bilince,
8:47akla tam aktarılamaz. Yani örneğin
8:50seviyorum dediğimiz zaman söz dilimden
8:53çıktı. Aklımda bu sevgi nedir dedi. İşte
8:57birinin ötekinde kendini bulmasıdır
9:00filan bir kavram. A ne kadar iyi. Sevgil
9:03ne ilgisi var? Ya da sevgiye dair hiçbir
9:05şey veriyor mu?
9:07Sevgi yaşantısı olan bir insana ha biz
9:11[boğazını temizler] bu böyle bir şey mi
9:12yapıyorduk galiba filan değil mi? böyle
9:14biraz garipseten bir şeydir. Eee, demek
9:17istediğim şu, akla ait bilimler, eee,
9:21felsefeler, bilimler teori teoridir.
9:24Kuram oluşturur.
9:26Eee, içinde imge yoktur, simge yoktur.
9:29Her şey açıktır. Bir kuramdır. Ama bir
9:32de eee, zihin dediğimiz,
9:36>> zihin, duyularla birlikte olan düşünme
9:39tartımız. E, onda da, eee,
9:41algıladıklarımızı konuşuruz. günlük
9:43yaşamı idame ederiz filan. O da zihin.
9:46[homurdanır] Eee, bir de ruhsallık var.
9:50İnsanın ruhsal deneyimleri var. Ve
9:53ruhsallık eee,
9:56en öz varlığımız, öz benliğimiz olan
9:58tırnak içinde görünmez ama etkileri
10:01bilinir olan. O nedenle ruh yani rüzgar
Ruh, Ruhsallık, Kalp
10:04denmiştir. Rüzgar hani kendisi görünmez.
10:06Şeyleri, yaprakları uçurduğu görülür.
10:09Eee, ruhsal. Şimdi benle konuşurken hep
10:12alışkanlık oldu. Gülgün Sinan'la bir
10:16şeyim var. H
10:17>> eee
10:19bazen de Serhan tabii Serhan şimdi böyle
10:21oldu. Böyle dönersem sofraya yüzümü
10:24dönmüş olacak böyle. Ondan sonra eee
10:27şeyler haklı olarak izleyiciler diyor ki
10:30e niye hiç Gülgün Hanı'a bakmadı bu
10:31adam?
10:32>> Allah Allah.
10:33>> Ben en iyisi böyle yapayım değil mi?
10:35>> Gülgün'le konuşayım. Siz orada sizinle
10:37epeydir konuştum. Gel bekleriz.
10:39[kahkaha]
10:41>> Şimdi ruhsallık dediğimiz şey, eee,
10:44özellimizin etkilendiği örneğin sevgi.
10:47Sevgi akılsal değildir. Zihinsel de
10:50değildir. Sevgi ruhsaldır.
10:53[ani nefes alır]
10:53Tabii sadece sevgi değil. Ama şimdi bu
10:56kadarla bırakayım. Bir de kalp diye bir
10:58şey var. Kalp ruhla akıl arasında bir
11:01şeydir. Bir ne diyelim? eee görünmez bir
11:05organdır. Kalp tekallen hale geçmeyi
11:08anlatır ya. Gene sen bak. Gene senana
11:12bakıyorum yani. Olacak işim. Şimdi ben
11:14dürt.
11:15>> Tamam. [kahkaha]
11:17>> Şim dolayısıyla kalpte halden hale
11:19geçme. O da duygular.
11:20>> Hı hı.
11:21>> İnsan zaten ne bedende yani içküllülerle
11:25işte ruhsallığıyla psikolojik anlamda
11:29ondan sonra bilinç dışı bilinç filan bir
11:31modern şeyler terimler var.
11:32>> [homurdanır]
11:33>> Şimdi bütün bunlar eee dile geldiği
11:36zaman bir benlik olarak çıkıyor.
11:39>> Yani bir bütünlük olarak konuşuyoruz.
11:41Halbuki içeride parçalı
11:43ama birbirinden kopuk değil. Birbiriyle
11:46hem ayrı hem aynı olan bir organik bir
11:49yapı var. Dolayısıyla eee şeyler
11:54eee varlık dediğim zaman
“Varlık bir gölge…”
11:58niye gölg varım? Varsam bu bir hakikat.
12:03Ama varlık bir gölge,
12:06illüzyon maya. Sen var mısın kardeşim?
12:10Buradaki söylenen söz aslında geçici
12:12olduğumuzu söylüyor. Geçicisin, kalıcı
12:16değilsin. Çünkü varlık kalıcılık verir.
12:19Peki kalıcı olan ne? Kalıcı olana hak
12:23denmiş.
12:25Hak ne? E hakikat olan. E hakikat ne?
12:27Kalıcı olan. Hayda değil mi? döndüğün
12:31bir peki o zaman eee enel hak hım enel
12:37hak dediği zaman varlık bir gölge
12:38olmaktan çıktı
12:40>> yani.
12:41>> Peki o zaman ego enel hak demiş olmuyor.
12:45>> Gölgem kayboldu seni bulunca diyor
12:47zaten. Gölgem kayboldu. Ego kalktı seni
12:50bulunca hakkı bulunca. Çünkü hak kaim.
12:54Hak varlığın bizzatihi varlık olması.
12:57İşte buna tanrı diyoruz. eee varlık
13:00diyoruz. Eee şeyde tasavvuf
13:03terminolojisinde hariflerin dilinde hak
13:07Allah demek değil. Eee ama Allah'ın eee
13:12hakikatte hak olduğunda dolayısıyla hak
13:15bir sıfat. Uluhiyetin bir sıfatı
13:18anlamında. Yani nedir o sıfat? Varlık
13:20sıfatı. Ama şimdi Allah vardır anlamında
13:24bir sıfat mı? Hayır. Allah varlık verir.
13:28Varlık vermek ayrı bir şey, var olmak
13:30ayrı bir şey. Şimdi dolayısıyla hallaç
13:34enel hak dedi, berdar oldu.
13:38Yani hata etti ve işte katledildi filan.
13:44Ya da
13:46enel hak dedi. Egosu berdar oldu.
13:51>> Hak
13:52>> eyvallah. Gölgesi o zaman kayboldu.
13:54>> Gölgesi kayboldu. Hak zuhur etti. Eee,
13:57yani onun dilinden egosu ben demedi. Ben
14:00hakkım demedi. Hak hak onun dilinden ben
14:04hakkım de. Hani Cenabı Nebi eee Kur'an'ı
14:08söyledi. Söz sözle kendisi söyledi ama
14:12söyleyen o değildi. Onun dilinden hak
14:15söyledi.
14:16>> Kur'an hak dilidir.
14:18>> Şimdi bunlar eee gerçekten
14:22çok zarif, dikkat isteyen bir seyri
14:26sürülük gerektiren konuları olduğu için
14:29böyle ortaya söyleyince herkesin eee
14:31kulağında başka şeyler yankılanıyor. Ben
14:33de yaparım diyen bile oluyordur.
14:34>> He tabii. Hatta modern insanın en
14:36sevdiği şey ben dikkat ediyorum
14:38>> işte ben hakkım falan böyle yani
14:40özgürlük konuştuğum hak hani öyle öyle
14:43bir yere gidiyor.
14:44>> Eee dolayısıyla bunları böyle açmadan
14:47hepsini e tam öğreti haline getirmeden
14:51insanlara ulaştırmak mümkün değil. Biz
14:53ne yapıyoruz? Sofras sofra yani biraz
14:55ondan biraz bundan ordından
14:58atıştırıyoruz. eee sezgi uyandırmak.
15:01İnsanların bu konularda kendileri arzu
15:04edenler, bilenler biliyor. Bilmeyene
15:06selam olsun. Onlar da değil mi?
15:09Selametli olsunlar manasına selam olsun.
15:11Aman eline dokunm [boğazını temizler]
15:15>> şifa olsun. Şifa olsun yani. Evet. içine
15:18yani varlık
15:20varlık kendi egosuna varlık vermek
15:23anlamında bir gölgedir. Yoksa hak var
15:27vardır. Varlık verir ve bizatihi olduğu
15:31için bizatihi demek zatından var demek
15:35bir sebepten dolayı var değil. Kendisi
15:39varlığıyla kaim olmak demek.
15:42>> Sebep aramanın anlamı da yok zaten. Bir
15:44zattan bahsediliyorsa değil mi? Tabii o
15:47zaman yani sebep varsa zatiyet sebebe
15:49gider.
15:51>> Yani bir şeyin varlığının sebebi dışında
15:53>> başka bir sebepten dolayı varsa o zaman
15:56zatı kendinde değil zatı
15:58>> dışarıdır.
15:58>> Sebepte olur. Nitekim rasyonel
16:01rasyonalite dediğimiz şey de budur de.
16:03Nedensellik yani.
16:04>> Yani bir bilimde de herhangi bir şey
16:06vardır. Ne ile vardır diye sorarız. şu
16:10nedenle vardır. O zaman o neden onu var
16:12edendir. Bu bir kuvvettir. Tabiat
16:15kuvvetleridir. Bu ruhsal kuvvetlerdir.
16:17Ama bir şey ki
16:19sebebi yoktur. İşte o bizzatidir. Eee
16:23hak dediğimiz o. Hı hı.
16:25>> Eee bu hem felsefede bildiğimiz bir şey.
16:29Yani felsefe dışı bir şey değil bu. Hem
16:31bilimde enerji yağı olarak söylediğimiz
16:34bütün varoluşun nedeni enerji yağadır.
16:36Enerji yağanın nedeni nedir?
16:38Ev
16:38>> kendisidir yani.
16:39>> Evet.
16:40>> İşte bizatilik bu demek.
16:44>> [homurdanır]
16:47>> Şimdi insanın tabii bugün modern dönemde
16:49de özellikle yani bütün tarih boyunca da
16:52eee zihniyle beraber dış dünyaya
16:54açıldığı için ilişkilerinde, işlerinde
16:57eee toplumsallaşma sürecinde filan bu
17:00sefer zihin eee ayna gibi ilişkileri
17:05yansıtıyor ve kendisiyle perdeliyor. Y
17:09insan kendi öz varlığı zihninde
17:12perdelenmiş oluyor. Ama zihnimde
17:14düşüncelerim, dilim, hayallerim ne
17:17yapabilirim? Yani demek ki kendiliğinde
17:19bir şey bu bir hata yapıyor değiliz.
17:22kendiliğinden zihnimiz bir bilme,
17:26anlama, e, dile getirme, temsil etme,
17:29her türlü eee özelliğini yaparken aynı
17:33zamanda kendisini perdeliyor.
17:36>> Demek ki illüzyon zihin,
17:39hak değil, doğa değil. Şimdi doğa
17:43simülasyon bu
17:45>> yaz bugünkü anlatılan simülasyonla
17:47bilgisi yok. bir bir alegori olarak
17:50böyle benzetme anlamında
17:51söyleyebilirsin. Ama eee doğa doğa
17:56nesnelerin hepsi değişir birbirine
17:59değişirler dönüşürler ama ortadan
18:03kalkmaz. E ama küllü küllüen aleyfan
18:06demiştir. Her şey yok olacaktır. Ama
18:09arkasında var Allah'ın yüzü baki
18:10kalacak. O ne? İşte bizzati hak. Yani
18:14enerji halden hale geçebilir. Tüm şeyler
18:18infilak edebilir. Gönlü gezegenler işte
18:20bildiğimiz
18:21>> eee şeyler ne derler? Fiziki sonuçlar.
18:24Ama enerji oradan kalkmaz. Buna bir
18:26kudretullah da denir.
18:28>> Kudretullah.
18:29>> Kudret eee enerji e Allah ha eee
18:33Allah'ın kudretiyse o zaman Allah'ın
18:35kalkması lazım ki kudret kalksın.
18:38Kalkmayacağına göre kalkmaz. İşte
18:40dolayısıyla hatta İbn Arabi bu bizim
18:42gölge varlık dediğimiz kendisi de gölge
18:44varlık diyor. Eee tabiatta gölge varlık.
18:47Bizlerin bedenleri hep gölge varlık
18:49diye. Bu tabii bir metafor olarak gene
18:52gölge varlık. Eee bunu böyle koyuyor.
18:56Fani dünya, geçici dünya, gölge varlık.
18:58Bizler de öyleyiz. Ama arkasında diyor
19:01ki bunlar hayanı sabitelerle tespit
19:05edilmiştir. Yani ilahi kudretle, ilahi
19:09sıfatlarla
19:10desteklenmiştir.
19:12O zaman da eee ilk önce fani dedi,
19:14geçişçi dedi ortadan kalkar dedi. İkinci
19:17aşamada diyor ki Allah var oldukça onlar
19:19da vardır. Kalkmaz.
19:22>> Sabitlenmiştirler. ayağını sabite yani
19:25sabit özler özlerdir. Demek ki bütün bu
19:28varoluş bir yanıyla gölge gölge varlık
19:32ama bir yanıyla da hak. Ha o zaman
19:35insana geldiğimizde insanın üzerine işte
19:38uygulandığında
19:40eee bakacağız kendimizde gölge varlık
19:43olan ne? Ne diyorum? Kim demiyorum tabii
19:46değil mi? Ne? Köszsel olarak o o siyasi
19:49ne? Bir de hak olan ne? İşte tasavvuf
19:54irfanın da bu gölge varlık dediği beden.
19:59Beden şeyden devşirilmiştir. Tabiattan
20:03devşirilmiştir.
20:04Tabiata iade edilecektir. Yani
20:06mineraller, su, hava işte ne varsa
20:09tabiattan alınmış değil mi? Bu beden
20:11tabiattan alınmıştır. Evet. E tekrar
20:14iade edilecektir oraya. Demek ki eee
20:18beden
20:20insan için, insanın kendisi için bir
20:23gölge varlık, bir geçici varlık. Eee
20:26[boğazını temizler] insanın ruhu ise
20:28ona, eee bir ilahi, eee, bağış olarak
20:33söylenir. İlahi bağış olarak, ilahi
20:36bağış olarak verilmiş olduğu için eee,
20:38ruh rabbin emrindir ayeti gereği. O
20:40zaman o kalkmaz. Demek ki hak olan ruh
20:44efendim batıl değil geçici olan yani
20:48fani olan beden. Şimdi gölge ile hak
20:51meselesi. Şimdi varlığın kendisi hak
20:55fakat kendine gölge eee yani bedenin
21:00bilincindeki bene, egoya varlık vermek.
21:05Gölge, illüzyon maya. Şimdi bu böyle
21:08anlaşılmayınca o insanlar işte ben yokum
21:12galiba yoksam bu ne filan gibi böyle eee
21:15işin kavramsal yapısını anlam deneyim
21:19yaşantı olmaksızın eee okumalarla
21:23dinlemelerle birbirleriyle konuşan
21:25insanlar beni çok çevremde tanıdığım
21:27için yani yıllardır eee bir konfüzyon
21:30var, bir bunalım var. Yani dini
21:33anlayamıyor, geleneği anlayamıyor
21:36insanlar. felsefeye e yatkın değiller,
21:39çalışmıyorlar. Her neyse böyle bir sorun
21:41var. Eee ama ne yapalım ki hayat böyle.
İnsan gariptir, gurbettedir.
21:46Fakat insanın asıl şeyi gurbette olmak.
21:50>> Gurbette
21:52ne demek? Gurbette
21:54garibiz.
21:56Dünyaya indirilmiş varlıklar olarak
21:59gurbetteyiz. Gurbette olmamız
22:02>> vatanımızda değiliz. Asıl vatanımızda
22:06değiliz. Gur o halde gurbette olan
22:08gariptir. Bakın bu kavramlar
22:10Türkçeleştirelim mi ya da başka? Bunlar
22:12Türkçe zaten ama başka bir dile
22:14çevirelim. Acaba aynı anlamı verir mi
22:15onu bilmiyorum. Y gurbet garip. Bakın
22:18aynı sözcüğü değil mi kullanıyoruz? Bu
22:21gariplik yabancılaşma.
22:23İnsan kendine yabancılaşıyor.
22:26Dünyaya gelerek kendine yabanc işte bu
22:30şeyde Platonda da vardı değil mi? eee
22:33bedene
22:35>> Evet.
22:36>> Soma beden bedene ruh hapsolmuştur
22:39diyor. Psüke somaya hapsolmuştur. Evet.
22:43Ve
22:44amneziye uğramıştır. Kendi aslını
22:47unutmuştur.
22:48İşte gariplik dediğim bu.
22:50>> Peki o zaman ne olacak? Kendini bulması
22:53lazım. Anam nesiz? Kendini anımsaması
22:56lazım. Nasıl olacak? Bir şeyi ona
22:59hatırlatması lazım. Kardeşim sen bu
23:01değilsin.
(Malatyavi) Niyazi-i Mısri
23:02>> Niyazi Baba ben taşlardan olacağın
23:04içinde can
23:05>> değil mi? Ev Niyazı Mısır'nin bu Mısır'ı
23:07ve Malat TVi şimdi ben eee ikide bir
23:10Mallat TV diye sanki düzeltiyormuş gibi
23:12olduğumu söylüyorlar. Yani her Niyazı
23:14geçtiğinde sen illa Malatyevi diyorsun
23:17yani. Tamam anladık bir karik Mısırı.
23:20İşte şimdi Mısır'da şey eğitim gördüğü
23:24için memleketine döndüğü zaman da
23:26nereden geldi? Mısır'dan geldi. Mısır
23:28demişler. Böyle bir unvan bu. Eee ama
23:31aslında Malatya'da onu
23:33>> Şemsi Tebrizi dedikleri gibi
23:34>> dediği gibi Tebriz Malatyalı Anadolu
23:37çocuğudur. Bunu Mısırlı zannedilmesin
23:38diye ne olacak? Mısırlı olsa ne olur?
23:40Yani bir şey sorun değil ama aynı
23:43zamanda Mısırlı demek zorundayım. Niye?
23:45Kendisi mahlası olarak kullanıyor şey
23:49>> biraz.
23:49>> Evet. Yani Malatyavi demiyor kendi için.
23:52Mısırı diyor. Çünkü öyle bilinmiş.
23:53Nereden geliyor? Mısır'dan gel. O halde
23:56Mısır. Tut bu bunları da böyle bu arada
23:58şey ediyorum sofraya koyuyorum çünkü. Ya
24:00bir de
24:00>> sualler geliyor. Şey
24:02>> geliyor ya ne sualler geliyor. Onların
24:04hepsine yanıt vermeye kalkarsak sofra
24:06şey eder. Eee süre gitmez. Eee ama arada
24:10bir de içinde sohbetin içinde de
24:12yanıtlar veriyoruzdur. Duyan duyuyor.
24:15Şimdi efendim
24:18asıl mesele
Garip - Karip - Akraba
24:20İzmir'den geldi şimdi Gülgün.
24:23Bugün için öyle bir şey söylenemez ama
24:25aslında gurbette.
24:27>> Evet.
24:28>> İşte garip yani. Şimdi bunun eğer burada
24:30gerçekten iyi ağırlanır, iyi bir
24:32misafirlik kendisini iyi hissederse
24:36eee gurbette
24:39garip olmaktan karip olmaya,
24:43>> yakın olmaya akraba. [boğazını temizler]
24:46>> Karip, garip, garip. Bakın bu sözcükler
24:50de çok hoş. Hı hı.
24:51>> Gariplikten, gurbetten kurbiyete geçmek.
24:54Kurbiyet. Çünkü eee Kur'an-ı Kerim'de
24:56gene böyle bir ayet vardır. Eee akrabaya
25:00ihsan ile, adalet ile muamele ediniz.
25:05Akraba diyor. Eee ama tabii bu yakın
25:09akraba işte ehlibeyte şey edilir,
25:11yorumlanabilir ama aslında her karip
25:14olan ehlibeyttir zaten. Yani evinde
25:16hissetmesi lazım değil mi? gurbete
25:19çıkmış. Garip ama öyle bir ortama
25:21gelmiş. O karşılanmış ki evimde
25:24hissettim. Eee dediği zaman değil mi?
25:27Gariplikten kurbet. Şimdi bir de bir bu
25:30dünyaya gelişteki gurbet gariplik. Ama
25:34bir de bu dünyadaki yaşantımızda
25:36bulunduğumuz toplumun içinde, kültürün
25:38içinde eee yaşarken başka bir toplumun
25:42içine, başka bir kültürün içine geçmek.
25:44[homurdanır] Dili dilim değil. eee,
25:47adetleri adetim değil ama bir biçimde ya
25:50seyahat için ya iş için gitmişim. Orada
25:53ne yapacağım? Gurbetteyim, garip olurum.
25:56Yani dilimden anlayan var mı? Halimden
25:58anlayan var mı? Beni konuk edecek insan
26:01var mı? Değil mi? Böyle bir duygu. Ama
26:04oradaki her bu ne kadar iyi ağırlanırsam
26:07ağırlanayım.
26:09Hani anavatan diye söyledikleri ya da
26:13anne kasted olunca baba vatan olmaz. Ana
26:17vatan anne dili. Anne anne yuvamız yani
26:22>> değil mi? Evet. O zaman ne kadar
26:23gurbette eee iyi halimiz iyi olursa
26:27olsun o yuvamızı, aslımızı özleriz.
26:31Kendi ülkemizi, kendi memleketimi. Oh be
26:34İstanbul'a indim filan diyorsin değil
26:35mi?
26:37Şimdi bunun her insan için bu böyle.
26:40Eee, hele eski dönemlerde göçebe,
26:42kültürden kültüre geçmeler filan çeşitli
26:45nedenlerle büyük göçler var. Savaşlar,
26:47göçler filan. Aman savaşlar eee şey
26:50olsun, kalksın göçler olabilir. İyi olur
26:53göçler. Fena değil. Şimdi [homurdanır]
26:55bunu eee
26:59arketipal bir yanı da var. Yani her
27:01insanla ilgili kökensel bir yanı var.
27:04Bunu dile döken mitolojide bulabiliriz.
27:09Özellikle dinsel mitolojide eee son
27:12derece eee dikkate değer olarak bunlar
27:16hem anlatılmış hem eee anlatılmasına
27:20anlamlar yüklenmiş, yorumlanmış ve canlı
27:22tutulmuş öyküler var. Bunlardan bir
27:25tanesi eee
27:28köken yani arketipal bir öykü olması.
27:32içinde bir de epik bir yanı var.
27:35Kahramanlık yanı da var. Eee, İbrahim
27:38>> peygamber
27:40>> o dünyada bir yeryüzünde bir yabancıydı,
27:43>> değil mi? O yeryüzünde bir yabancıydı.
27:46Buyurun efendim. Söz sizin.
27:50Nasıl hazırladım, sundum?
27:52>> Ya
27:52>> fena değil mutfağım değil mi? Yani
27:55>> çok lezz.