Full transcript
Zeliha Aktan ve “Yurttan Haberler”
0:02Tekrar hoş geldiniz soframıza. Şeref
0:04verdiniz, onur verdiniz.
0:06>> Evet.
0:07>> Zenginleştirdiniz.
0:08>> Sağ olun.
0:10>> Eee, Hollanda'da
0:13büyüyene kadar bir Türk ailesi olarak
0:16neler yaşadınız? Hani mesela BBC'de
0:19galiba bir şeylerden bahsetmiştin. Baba
0:21Radyo. Onu bir açabilir misin?
0:22Anlatabilir misiniz?
0:23>> A, evet. Şimdi eee, müzikten
0:25bahsetmiştik. Tabii.
0:27>> Eee, tabii bu bahsettiğim dönem
0:30babamların gittiği dönem 70'li yılların
0:32başı olduğu için o dönemde uydu yok.
0:34İşte Türkçe yayın yok. Sadece pazar
0:37günleri saat 10'da başlayan bir saatlik
0:40Türk sanat müziği ve yurttan haberler.
0:44>> Bir de o var tabii. Gazete yok çünkü
0:46aynı zamanda Türk gazetesi de olmadığı
0:48için
0:49>> eee, babam her pazar günü bizi o radyo
0:52sesiyle böyle cızır cızır ses
0:54çıkartırdı. Son ses açardı. Biz onunla
0:56uyanırdık. Böyle bir anım.
0:57>> Biz dediniz kaç kardeştiniz?
0:59>> Biz dört kardeşiz.
1:00>> Dört karde hepsi orada mı yaşıyorlar?
1:01>> Hepimiz oradayız. Evet.
1:03>> Klasik müzik mi icra ediyorlar BBC'de?
1:06>> Sanat müziği. Türk sanat müzik. Türk
1:07sanat müzik.
1:08>> Sen onunla tanıştın yani. Orada
1:10tanıştın.
1:10>> Orada müzikle tanıştım. Eee ve babam da
1:12çok sever.
1:13>> Ama sonra nasıl olduysa böyle bir
1:15>> sonra sen söylemeye nasıl başladın? Yani
1:17nereden ateşlendin? Aslında çok
1:18enteresan girdi de bir de söyleme şar
1:20olmuş şarj ol.
1:21>> Nasıl olduğunu bilmiyorum ama eee
1:23çocukluktan hakikaten böyle şey geldi
1:25şimdi aklıma. Eee fotoğraf albümlerim
1:28hani çocukluk albümleri olur ya orada
1:30hep böyle bir yerdeyiz. Bir Türkler
1:32arası toplantıdayız. Ben podyumdayım 3
1:34yaşında ve babam mikrofon tutuyor. Y
1:36böyle böyle resimlerim olduğu için
1:38herhalde oradan bir şey [kahkaha] Evet.
1:41>> Sahne
1:41>> nasıl bilmiyorum ama herhalde babamla
1:44alakalı olsa gerek. Çok güzel
1:46>> babaya selam olsun. olsun.
1:48>> Eyvallah.
1:48>> E o zaman hadi bakalım bize o zaman
1:50ikram
1:50>> bu zevk ettiğin şeylerden, eee,
1:52içselleştirdiklerinden bakalım neler
1:54var.
1:55>> Evet. Eee,
Zeliha Aktan, Yunus Emre’nin “Aşk Bezirgânı Sermaye Cânı” isimli doğuşunu meşk ediyor.
1:57şimdi içimde aşk bezirgendiğ Hazreti
1:59Yunus Emre'den dinleyelim bir de gönül
2:01şey özgürlük macerasını.
2:03>> Öyle mi? Hadi bakalım.
2:05>> Ne güzel.
2:06>> Aşk ve özgürlük.
2:07>> Aşk ve özgürlük.
2:08>> Aşk ve özgürlük yan yana nasıl olabilir
2:10ki abi?
2:10>> Tamam. Aşk insanı özgürleştirir.
2:12>> Eyvallah.
2:13>> Buyurun.
2:16Aşk bezirganı,
2:20sermaye
2:22canı
2:25aşk bezirganı
2:30sermaye
2:32canı
2:35bahadadır
2:36gördüm
2:40canı
2:42yarı.
2:44Ah
2:46bahadır gördüm
2:50canı.
2:54Zehir bahadır
2:59can terki nuru.
3:03Zeh bahadır
3:08can terki nuru.
3:12Kılıç mı keser?
3:16Ah himmet giyen
3:20ah kılıç mı? keser
3:26himmet giyen
3:31aşık olanın
3:35nişanı
3:37vardır.
3:40Aşık olanı
3:44nişanı
3:46vardır.
3:51olur
3:54belli beyanı
3:57aet
4:00olur [müzik]
4:03belli beyanı
4:08çünur
4:10gördüm
4:13ol benem dedi
4:17çünm [müzik]
4:18Ansur gördü
4:22ol benem dedi. [müzik]
4:27O da yaktılar
4:32işitti kanı.
4:35Aa o da yaktılar. [müzik]
4:40İşitti
4:43kanı.
4:44[müzik]
4:46O da yandırdı.
4:51Külün savurdu.
4:55O da yandırdı.
4:59[müzik]
5:00Külün savurdu.
5:04Böyle mi gerek?
5:08Allah seni severim.
5:13Allah böyle mi gerek
5:18seni [müzik] severim
5:23zinhar? Ey Yunus
5:26[müzik]
5:28gördüm deve
5:32zinhar ey yunus [müzik]
5:37gördüm demeki
5:40[müzik]
5:42dağara çekerler
5:45[müzik]
5:46gördüm diye
5:50ahlara
5:52çökerler.
5:54>> [müzik]
5:56>> Gördüm.
6:00[müzik]
6:01>> Aşk olsun. Ne güzel. İşte bak burada
“Gördüm deme!”
6:04İzzetin ne dedi? Eee Yunus gördüm deme.
6:09Gördüm diyeni dara çekerler. İşte
6:11Lenterani
6:13>> Musa'nın
6:14>> demek ki bir aşamada görmek mümkün
6:17olmadığı için gördüm derse bir nevi eee
6:21şey yapar yalan söylemiş olur. Ama
6:25ikinci şeyde aşamada Musa gördü diyoruz.
6:29Eee o gördüğünü de söyleme sakla.
6:33Yani bu e edep diyoruz buna. Çünkü
6:37insanlar
6:38surete baktığını zanneder.
6:41sureti görüyorsun ve sureti
6:42tanrılaştırıyorsun
6:44zanneder. Dolayısıyla her akıl bunu
6:47kavrayamadığı için bunları sembolik dile
6:49dönüştürüyorlar. Şimdi sembolik dil
6:51diyoruz. Bir aynı zamanda şiir dili.
Şiir Dili - Bilim Dili
6:54Hatta şeyler efsaneler, mitoslar filan
6:56hep simgesel işte metaforik sözlerle
7:00anlatılıyor. Bir bakıma hem gizliyor hem
7:04açıyor. Eee ben ona dekolt ediyorum.
7:07Yani ne çarşaf ne çıplak. Arada bir
7:10dekolte var. Yani sezgilere de
7:13keşfetmeye de izin veriyor. Bunun tam
7:17karşıtı olan felsefe ve bilim dili eee
7:20şiir dilini kullanmaz. Sembolik bir dil
7:22kullanmaz ve kullanmamalıdır.
7:24Çünkü orada eee bilim yapıyoruz. Gizli
7:28eee şeyden gizlenen bir şey olmamalıdır.
7:31A o zaman da ne oluyor? Felsefe ve bilim
7:34doğrudan doğruya akla
7:36açık.
7:38eee bilim yaparken, bir felsefe yaparken
7:41yüreğimiz, eee ruhumuz coşmaz.
7:45Aklımız bir iş yapar. E onlar geride
7:49ruhumuz ve kalbimiz geride kalır. Yani
7:52eee nesnenin, şeylerin, olguların,
7:56olayların bilinmesini istiyor çünkü. Ama
7:59iş neşeye geldiği zaman insan ruhu
8:03coştuğu zaman, kalbi sevdayla dolduğu
8:06zaman dediği gibi Yunus Emre'nin oda
8:08yanmaya başlar. Ot biliyorsunuz ateş
8:10demek Türkçe, prototürkçe.
8:13>> Oda yanmak, ateşe yanmak. Bu ateşe
8:15yanmak tabii dışarıdaki bir ateşin içine
8:18girmek değil. Bu bir mucize, keramet işi
8:20değil. Ama hakikaten mucize işi nedir? O
8:22ruhunu coşturmak. Ruhun coşması aslında
8:25mucize. O e aşk hali insanı
8:28dönüştürüyor, arındırıyor.
8:31Nefsinden, eee, egoizminden
8:34kendisini kurtaran bir süreci yaşamaya
8:37başlıyor. Dönüştürücü bir şey. O nedenle
Simya
8:40simyacılar da bu ateşe, bu aşk ateşine
8:44hem dış dünyada eee, bir deneyle
8:47karşılık veriyorlar. Yani bilim olacak
8:51bir eee kimyasal bir e metallurji
8:54anlamında daha doğrusu bir metal
8:57arındırması işi yapıyorlar. Potaya eee
9:00topraktan çıktığı gibi eee altın
9:03curufunu yani altınla karışıp başka
9:05bakırdır, başka metallerdir filan öyle
9:08çıkar. Doğadan öyle saf altın çıkmıyor.
9:12Bunu alıyorlar potaya koyuyorlar. eee,
9:15yüksek derecelere çıkınca eee, şey, e,
9:19altın ağır metal olduğu için o dibe
9:23çöküyor. Diğer şeyler, eriyen diğer
9:25metaller curuf olarak yukarı çıkıyor ve
9:28onu böyle kepçeyle alırlar. Başka yere
9:31saf altın elde ederler. Şimdi bu şey
9:35eee, süreç buna eee, simya denir. Kimya
9:38değil de simya.
9:40Bu doğrudan doğruya bir metal arındırma
9:42ve metallurji işi gibi de görünüyor ki
9:44eee şeyde Süleyman Peygamberin inşa
9:48ettiği Tanrı adına inşa ettiği
9:50muhabbette de bütün oradaki şeyler
9:52altından yapılan eee şamdanlar işte
9:55diğer süslemeler filan bu metolurji
9:58yoluyla eee eriterek ayrındarak
10:01yapılıyordu. Fakat simyacılar
10:05eee
10:06bugünkü bilim gibi, science deney
10:08bilimleri gibi sadece nesneyi ve
10:10nesnenin kendisinin eee işlevlerine
10:13ulaşmayı amaçlamıyorlar.
10:16Hem onu yapmak, o zanaati yapmak. Ama
10:19hem o zanaat yaparken o zanaatte nasıl
10:22altın arınıyorsa
10:24kendisi de ruhu da insanın o şekilde
10:28arındırılmalıdır. Yani hem zahir hem
10:30batın dedikleri yani hem iç dünya ruhsal
10:34dünyaya bir yol gösterme ruhun da
10:37curufundan, kötü ahlaklardan
10:40arındırılarak eee bir şey altın gibi
10:44arındırılmalı.
10:45ve eee aynı zamanda da bunu bir zanaat
10:48olarak yani zanaatin
10:51hayır ayrıca ben şimdi gideyim ruhumu
10:52arındırayım sonra da gelip zanaat
10:54yaparım gibi değilmiş o zaman. Nitekim e
Anadolu Ahiliği ve ayakkabıcı Selahattin Amca ve “Yorgan Sofrası” ve Neyzen Yaşar Baba
10:57Anadolu ahiliğinde de bu böyledir.
10:59Anadolu ahiliğinde diğer eee dini
11:02motifler olan veya süreçler olan tarikat
11:06tarikler denen tarikatlar dediğimiz yani
11:09kendi dönemi için tabii söylüyorum. eee
11:12böyle bir bir yerde işte zikirle
11:14kendisini arındırmak, oruçla kendisini
11:16arındırmak, işte ahlak şeyleri, bilgelik
11:19sözleri filan ile ve bir araya gelerek
11:22işte belki eee ilahiler söyler filan bir
11:26arınma şeyi vardır biliyorsunuz. Ama
11:28ahilik böyle değildir. Ahilikte
11:31meslekten ayrı değildir çalışma. Ya bir
11:34eee aday mesleğini icra ederek dış
11:38dünyada hizmete yönelik mesleğini icra
11:41ederek aynı zamanda da ruhunu
11:42arındırmak. Burada ayrıca ruh arındırma
11:45pratiği yapılmıyordu demek istiyorum.
11:47mesleğine
11:49tam tanrıya sunulacak bir yapıt, bir şey
11:54eee ürün ortaya çıkartma eee özen
11:58gösterme insanın ruhunu arındırıyor. Bu
12:01e ahiliğin eee bir fiil içinde hem
12:07mesleğini eee ürüne taşıyacak süreci
12:10yaşıyor hem de o sırada kendisi
12:12dönüşerek eee erdemli bir insan haline
12:15geliyor. Bu çok ilginç bir şey. Eee,
12:20ben e çocukluğumda eee, o zamanlar
12:23Fatih'te oturuyorduk. Eee, yani
12:27çocukluğuma dediğim zaman demek ki eee,
12:2975 yaşında olduğuma göre yani bakın her
12:32ne kadar sene önce bir olay. Eee,
12:36diyelim 12 13 yaşlarımızda delikanlı
12:38falan daha olmamışız. O zaman bizim
12:40mahallede bir Selahattin amca vardı. Bu
12:42ahiydi. Ahi kökenli şey eee kavafiye eee
12:48yani ayakkabıcılık yapıyordu. O zamanlar
12:51böyle hazır ayakkabı filan yoktu
12:53Türkiye'de satılan. Belki vardı da biz
12:55çocuktuk bilmiyorduk. Ondan sonra hep
12:59gidersin siparişle bir ayakkabıcı bunu
13:01yapar. çeşitli e ayakkabıcılar vardı ama
13:06babam hayır Selahattin'e gideceksin
13:08derdi. Ben de Selahattin amcaya gider
13:11ayakkabıçları işte alır. O beğendiğimiz
13:13bir ayakkabı işte veya onun kendisinin
13:16tasarladığı bir şey. Hatta daha sonra
13:18biraz daha büyüdükten sonra dostlarım,
13:19arkadaşlarımdan eee Avrupa'ya gidip
13:22oradan geldiğinde işte bizim hiç
13:24görmediğimiz bir takım çizmeler filan
13:26biz de genc çizme dikkatimizi çekiyor
13:29filan. Rokçuluk filan meselesi. O
13:31çizmeleri nereden aldın? Elondra'dan
13:34aldım. E biz gidip şimdi Londra'dan
13:35alamayacağımıza göre ne yapacağız? Bu
13:36çizmeye böyle bakardık.
13:39Selahattin amcaya götürürdük. Selahattin
13:41amca ayak ölçümüzü alır. O çizmenin
13:43aynısını bize yapardı. Fakat bir gün eee
13:47şu gün gel çizmeni al dediği gün eee
13:50gittim eee çocuğum geli işte
13:52delikanlıyım. Selahattin amca yaşlıca
13:55bir şey böyle nasıl diyeyim? eee
13:59>> Halim Selim,
14:00>> Halim Selim ustalığın getirdiği bir
14:02böyle oturmuştuk böyle şey değil ne
14:05diyim? Cingöz falan değil. Böyle
14:06hareketli filan böyle bir dingin filan
14:08bir şahsiyet. Ben tam gittiğimde eee
14:11şunu gördüm. çizmeyi almış.
14:15Böyle seyrediyordu.
14:18Kendi yaptığı şeyi, eee, ayakkabıyı,
14:21çizmeyi hayranlıkla
14:24seyrediyordu. Hatta ben içeri
14:26girdiğimde, benim girdiğimde dikkatini
14:28oradan alıp bana bakmadı.
14:30Ben girdim, onu o halde gördüm. Öyle bir
14:33edep içinde. Ben de onu incitmemek veya
14:37şey etmek, rahatsız etmemek için kenara
14:39gittim, oturdum, bekledim. Bir müddet
14:41öyle evirdi, çevirdi, baktı. Ondan sonra
14:46masanın üzerine koyup, "Hoş geldin
14:47evladım." dedi. "Ten de bitirmiştim."
14:50dedi. Ondan sonra paketledi, şeyini
14:53verdi. Şimdi ben bunu tabii algıladım
14:55ama ne olduğunu, neden öyle olduğunu
14:59bilmiyorum. Daha sonra eee annem eee
15:04yorgancı var gene mahallede. O
15:08yorgancıya ben yorgan ve yastık sipariş
15:10vermiştim evladım. Ondan sonra git bir
15:15şey et oldu mu? Tamamlandı mı bitti mi
15:17filan. Peki efendim. Gittim eee yorgancı
15:21böyle birkaç kişi eee çırakları filan
15:25kalpaları her biri yorganın bir
15:27tarafında tutmuş. Yorgan ortada. Onlar
15:29çevresine böyle bizim oturduğumuz gibi
15:32oturmuş. Yorgan sofrası bu. Yani herkes
15:35önündeki işi yapıyor. Sonra
15:37çeviriyorlar,
15:39yapıyor ve bir şeyin e bir yorganı eee
15:42üretirken
15:44sessiz
15:46kimse konuşmuyor.
15:48Ben içeri giriyorum bir sessizlik var. E
15:5156 kişi çalışıyor. Çıt yok. Konuşma yok.
15:55Gayri ihtiyari o sessizliği bozmak
15:57istemiyorsun. Gene kenara çekildim.
15:58Bekliyorum ki hani hoş geldin desinler.
16:01Ben de yorgan oldu mu diye sorayım. Hani
16:03girdim abi ne haber filan yorgan
16:05diyemiyorsun. Öyle bir sessizlik mabede
16:08girmiş gibi bir sessizlik. Kenarda
16:11onları izliyorum böyle
16:15her biri şey.
16:17Sonra biraz şey ettiler. Bıraktılar yani
16:21işi. Evladım hoş geldin. Hayır olana
16:23işte. Annem demişti şöyle böyle a
16:25yastıklar hazır dur bakalım işte aynı
16:27bizim ayakkabıcı gibi ay yastığı evirip
16:30çevirip bakıp beğendikten sonra kendisi
16:32beğendikten sonra bana verdi bunları
16:34götür yorganda falan gene gittim bu kez
16:38yorgan almaya baktım ki o son finalleri
16:41de yapıyorlar gene aynı sessiz kimse
16:43konuşmuyor. Kimse birbiriyle bir şey
16:45konuşmuyor. Olacak işte bu eee çocukluk
16:49şeyi eee duygusu. Çok etkilendim.
16:53Sonra eee işte biraz daha yaşımız
16:56geçtikten sonra bu sufilerle filan
16:59tanışmaya başlayınca Yaşar Baba filan
17:01İsmet Baba rahmetle onlarla melami ve
17:04kalenderi şahsiyetler onlarla tanışmaya
17:07başladık. Ha böyle bir dünya var. Böyle
17:09bir anlam dünyası var. Böyle bir zevk
17:11dünyası var. Sadece kavramlar,
17:14bilgilerle uğraşmıyorlar. Bunlar halleri
17:17var. Söz ediyorlar ama bir edeple bir
17:20hal. Birbirlerine saygıları işte Sin
17:23Hanım'ın yaptığı gibi bir bendiri alıp
17:25verirken mesela öpüp veriyor. Şimdi
17:28halbuki bugün al abi enstrüman yani ne
17:29çek bu enstrüman yani al dangık dangık
17:31çalacağız. Hayır. Ona bir saygı, onun
17:35emeğine, onun yaptığı işe bir saygı
17:38filan bunun gibi. Ve ben eee bu Yaşar
17:41Baba diye söyledim Neyzen Tevfik
17:44rahmetlinin neylerini açan onun eee şeyi
17:49eee ruhsal dostu, yakın dostu olan bir
17:51efendi. Eee dedim ki kendisine bizim
17:55burada Selahattin amca var dedim. Biz
17:58ayakkabı gidiyorum hiç konuşmuyor.
18:02İşini yaparken de sonra şey ederken ama
18:06çizmeyi böyle seyrediyor. Hayranlıkla
18:08bakıyor filan. Çok değişik geldi bana.
18:11Yani bir ayakkabıcı niye bunu yapar
18:14diye sordum. Ha dedi. O bizim ahidir
18:17dedi. Nedir bu ahilik?
18:20Ahi zanaatiyle kendini arındıran ve
18:24manevi bir yol izleyen. Zanaatın içinde
18:28manevi bir yol izleyenlere denir
18:29evladım. O ahidir. Başka dedim burada o
18:33zaman ahi var mı? Eee bizim mahallede
18:37var dedi. Yorgancı dedi. Hemen gittim
18:40yorgancıya dedim ki bizim Yaşar Babayı
18:42tanıyor. Evet tanıyorum sohbet
18:43ediyorlarmış.
18:45Sizin ahi olduğunuzu söylediler ve sizin
18:47yorgan yaparken ben geldim, gördüm,
18:49ettim. Hiç konuşmuyorsunuz dedim. Yani
18:51bu çıraklara işte şöyle yapalım, böyle
18:53yap falan veya o sırada hatıralarınızı
18:56birbirinize filan. Neden yok dedi. Biz
18:58dedi her iğnede zikrederiz.
19:02Ya hak, ya hak içimizde zikir, dışımızda
19:08iş özdeşleşir.
19:10Biz o zaman arınırız evladım. Biz ibadet
19:14olarak yorgan yapıyoruz. Aman aman aman.
19:17Nasıl bir iş bu? Bakın böyle bir
19:19kültürümüz var.
19:22Ve e şimdi sadece buraya ait falan başka
19:25yerde yok gibi. Hep herkes öyle zan
19:26illaki mahallemiz daha şeydir kutsaldır
19:30diye. Şimdi halbuki Platon'un
19:32okumalarını yaptığımız zaman orada
19:35gördük ki eee arete dediği söylediği bir
19:39eee ahlak diye çevirdiğimiz aslında
19:41meslek
19:43ar
19:46söylüyor Sokrates. eee, hekimliğe
19:50eğitilip onu filozofos
19:52eee, şey ederken, o mesleği elde ederken
19:55aynı zamanda kendisi de hikmetle dolar.
19:58Hekim ve hikmet.
20:00>> Kendisi de hikmetle dolar. Ve bu o
20:03mesleği icra ederken zaten diğer
20:06insanlara hizmet ettiği için, kendisini
20:08de dönüştürdüğü için arete somut bir
20:12ahlak haline gelmiş oluyor. Böyle
20:15kurallara uyayım. Bugün rasyonel ahlak
20:17gibi değil. Bugün diyorsun iş etiği
20:19yazıyor oraya birtım şeyler işte şunları
20:22şunları yasak, bunlar bunlar serbest, şu
20:24saatte çık, bu saatte gir. Böyle değil.
20:27İnsanın kendisini dönüştüren bir iş. Ama
20:30dış dünyayı terk edip bir yere kapanıp
20:32eee içinde böyle sadece zikirler birtım
20:34şeylerle değil doğrudan doğruya hüvel
20:38zahir hüvel batın dedikleri
”El işte, gönül oynaşta”
20:41işinde hani şöyle diyelim daha kısaca
20:44uzatmayalım. El işte, gönül oynaştı.
20:48Şimdi dolayısıyla gönül işleri
20:49şiirseldir.
20:51Eee, aklı bir kenara koyuyor ama yani
20:55aklı terk etmiyor. Akıl ve enstrüman
20:58nerede lazımdı bize orada alacağız,
21:00kullanacağız gibi. Şimdi gönül işleri,
21:03sevda işleri, aşk işleri eee şey olarak
21:06bir muhakeme metni olarak bir mantıksal
21:09tutarlı düz yazı olarak yazılırsa bir
21:11anlamı var mı? O şiirin ritmi,
21:14harmonası, bir müzik içeriyor olması,
21:17söz dizini ama içinde müzik var, ritim
21:20var, harmoniler var, o uyaklar var.
21:23Bildiğimiz şey şiir. Dolayısıyla şiirde
21:26insan ruhu etkilenir.
21:28Ama bir şeyde, düz yazı metninde insan
21:31ruhu etkilenmez. Aklını öğrenir, bilir,
21:35işe yöneltir, işini de yapar. Doğrudur.
21:38Şimdi dolayısıyla bu şeyler, dini
21:41metinler eee ikisini birlikte içerir.
21:45Hem Torada, Tevrat-ı Şerif'te eee hem
21:49diğer benzeri işte Bagavat kitaplar
21:51filan
21:53bir yanı şiirdir.
21:55Bir yanı düz yazı gibidir. Yani muhkem
21:59ayetler falan denir. Emir kipinde
22:01şeyler. Onlar düzdür. düz yazıdır. Orada
22:04eee ben hissedeyim işte oradan sezeyim
22:07filan yoktur. akla akla e hitap eder.
22:11Ama bakıyorsunuz aynı şey e metnin akışı
22:14içinde arada şeyler şiirsel
22:18anlatılar çıkıyor. O zaman da ruhun
22:20etkileniyor. Bu eee şey örneğin
22:25günümüzde geriye dönüp baktığımız zaman
22:27ya da akademik çalışmalar ya da bizim
22:29kendi eee amatör çalışmalarımızda işte
22:32Tevrat-ı Şerif dediğimiz zaman kimdir?
22:34Eee bunun manisi Musa Aleyhisselam.
22:36Tamam. Ne? Eee, nedir? Allah'ın bir
22:38açısı ne bildirmiştir? İşte şeriat
22:41bildirmiştir. Yani şeriat bildiğiniz
22:43gibi hukuk demek. Kendi döneminin o
22:45toplumu bir arada tutacak bir hukuk vaaz
22:48ediyor. Hatta batılılar laz diyorlar,
22:50değil mi? Yani kanunlar demek. Eee, ve
22:53şimdi eee, Musa Nebi hep bir hukukçu ve
22:58aynı zamanda bir lider. Tabii toplumu
23:01hareketlendirmiş, almış eee şeye eee
23:05özgürlük ülkesine taşımış yolda. Güzel.
23:09Aynı zamanda eğitmen yolda çadır
23:11kuruyor. O çadırın içinde ritüeller var.
23:14bir düzenden geçiriyor o şey insanları
23:17bir arada birbirlerine alışabilsinler
23:19diyor. O sırada orada o o ritüellerin
23:23içinde o sembolik eee ve ritüellik
23:27ortamda bu kez
23:30eee ruhlar etkilensin diye ilahi
23:32diyeceğimiz bugünkü anlamda ilahi
23:34diyeceğimiz şiir söylüyor. Yani Musa
23:36nebi bir hukukçu diye bilinir. Bir
23:38şeriat peygamberi diye bilinir ama aynı
23:40zamanda şairdir. şiiri var. Torada
23:43Tevrat Şerif'te onun şiiri var.