Full transcript
Meçhule çıkmak, Seyr-i Süluk (224.Bölüm’den Devam)
0:02Seyri sürük ilk önce insanın kendinden
0:04çıkması, mevcut egosundan çıkabilecek ve
0:08yeni bir ama yeni bildik bir yer değil.
0:13Çöle çıkacak, meçhule çıkacak.
0:16>> Kabzı mı yiyecek? Önce bir kaps oradan.
0:19>> Hayır, orada yani o tür şeyler tabii
0:20tabii bunları söyleyebiliriz. İşte
0:22bunlar metot üzerine konuşmalar ama
0:24hayır burada şöyle bir şey var. Ha ben
0:26bunu aldım.
0:28Seyahate çıkacağım demek gibidir. Evini
0:30bırakıyorsun gidiyorsun işte bir seyahat
0:33şeyine. Şimdi modern dünyada eskiden
0:36devesine atına şeyine neyse biner
0:38>> çeker gidermiş.
0:39>> Mesela Yunus Emre'nin değil mi? Gezgin
0:41derviş.
0:42>> Eyvallah.
0:42>> Hiç bir yere durmuyor.
0:44>> Evet.
0:44>> Habire gidiyor.
0:46>> Oradan oraya gidiyor. Oradan oraya
0:47gidiyor. Ve hatta işte ozanların hepsi
0:49öyle çıkıyorlar Anadolu'da.
0:52>> Eee Abdalan diyoruz değil mi? Evet. E
0:55mesela Neşettaş gibi değil mi? Onun
0:57babası gibi filan ve on diğerleri gibi.
0:59Ne yapıyorlar?
1:00>> Gidiyor bir düğüne orada bir bozlak
1:02söylüyor filan. Oradan çıkıyor başka bir
1:03köye gidiyor. Orada mı? Seyah ya senin
1:06yerin yurdun yok mu diyor. Seyir süluk
1:09içinde yolun kendisi evdir.
1:14Oh. Yolu ev edinmişlerdir. Onlar Mevlana
1:18bunu çok güzel söyler. Hatta Sezen Akso
1:20da bunu dile getirmişti. Her gün her gün
1:23bir yerden
1:24>> değil mi? Göçmek ne geysel.
1:27>> Bulanmadan donmadan akmak ne hoş. Dünle
1:29beraber gitti canım.
1:31>> Şimdi şimdi
1:32>> şeyin eee durgun suyun
1:35>> durgun suyun zaman içinde bakteri
1:37ürettiğini koku psik kokular ürettiğini
1:40içilmez hale geldiğini biliyoruz.
1:42Sargısı tut
1:43>> ama akarsuyu her zaman taze her dem taze
1:47değil mi? İşte bu bunlar aynı zamanda
1:49gerçeklikte var ama bunu sembolik olarak
1:52insan yaşamının, ruhsal gelişimin eee
1:55sembolleri haline getiriyor. Bakın şimdi
1:57sembol işte nasıl su arınıyorsa
Durgun Su Sembolü, Sembolik Dil
2:00durur kendi başına yalnız kendi içine
2:02kapalıysa, kokuyorsa
2:04>> ve bakteri üretiyor, zehir üretiyorsa
2:07>> sen de öylesin.
2:09>> Sadece kendi inançlarını ve itikatlarını
2:11içine haps olursan. Şimdi bazen
2:12söylüyorlar dedim bizim sofra için
2:14diyorlar [homurdanır] ki ya kardeşim
2:16tamam ne güzel anlatıyordun. falan
2:18birden bire gittim. Pitagoras,
2:19mitagoras. Kim bu adam ya? Ne işimiz var
2:20yani? Şimdi nerede çıkarttınu? İşte
2:23Mısır'a gittin bilmem her mes falan.
2:25Bize ne yani? Çünkü kendi mahallesinde
2:28insan konfor içinde ve kendini mutlu
2:32hissediyor. Ama tehlikelere
2:35kapattığı için kendini risk almadığı
2:37için aslında kendi içine kapanıp durgun
2:40bir göl gibi oluyor.
2:41>> Bir müddet sonra kendinden de
2:42hoşlanmıyor. Sıkıntı çıkıyor, tat
2:44almıyor kenden. Fakat sebebini bilmiyor.
2:47aksaydı
2:48>> ya
2:49>> orada itikattan öbür itikada o zevkten
2:52başka bir zevke aksaydı o zaman kendi
2:56seyri sülukunu rahatlatacak yani
2:59pınarlar denize gidebilecek yollar
3:02arayacaktı. İşte tasavvufla ilgili
3:04sembolik anlatılar böyle bir şey. Şimdi
3:08dolayısıyla bunu ha öyle değil de ya
3:10şunu doğru dürse anlatsana kardeşim
3:12yalnık metot gibi alalım şunu yapalım
3:14bunu yapalım. O neyse gidilecek gidelim.
İbrahim Nebii’ye verilen “Leh Leha” emri
3:17Nitekim İbrahim nebi için şeyde eee
3:21tora-ı şerifte yani eee lehleha diyor.
3:27Böyle bir tabir var. Çok ilginç.
3:28>> Lehleha.
3:29>> Lehleha. İbranice bir sözcük Tevrat'ta.
3:33Git ve git demek.
3:35>> Git ve git. Şimdi çok ilginç. Yani
3:39İbrahim Nebi'ye Rabbi bir şey söylüyor.
3:43Bir kelam rabi ona dedi ki diyor lehla
3:47git ve git. Ha demek ki git kal demiyor.
3:50Yok yola çık.
3:54Bir bir yere bir Oğrak'a geleceksin.
3:56Tabii gittiğin bir yer olacak değil mi?
3:58>> Buradan çıktım işte
4:00>> şeye Yalova'ya gittim. Tamam.
4:03Lehleha git ve git. E Yalova'dan da git.
4:07Ya oradan da gittik abi bu Bursa'ya. Ne
4:09yapacaksın? E git git. Ne iznike git git
4:12Anadolu'yu seyran et dön. Sen artık aynı
4:16sen değilsin.
4:18>> Seyir sülük insanı dönüştüren. Sadece
4:20değiştiren değil sadece değişikliklerin
4:22içine sokan değil. O değişikliklerde
4:25ruhsal dönüşümlere neden olup
4:27>> olgunlaşarak geri gelmek. O zaman şeyde
İsmail Emre’nin doğuşu
4:30İsmail Emre çok güzel söyler. Eee 1970
4:35vefatı yani
4:38>> 1900 doğumlu yani çağdaş.
4:40>> 1970 eee bu anlattığımız bütün tarihte
4:44hep böyle geçmişte Yunuslar, Mevlana var
4:47diye anlatıyoruz. Sanki günümüz kurumuş
4:50gibi. İşte 1970 vefatı İsmail Emre
4:53Adanalı. Irmak akıyor daha. Devam ed
4:55>> Irmak tabii ki ırmak akıyor. Nitekim
4:57şöyle söylüyor. Bir zaman ben baktım
4:59Yunus Emre'den.
5:02>> Evet.
5:02>> Battı ise
5:04>> çıktı Aşık Emreden.
5:07>> Her zaman diridir benden Emreden.
5:11>> Dirisi dururken ararlar mezer.
5:14>> Taş ile toprakta bu hal ne gezer?
5:15>> Ne gezer?
5:16>> Şimdi bugünkü insan
5:20tarihte birtım kişiler gelmiş. Bunlar
5:23işte arifmiş, sufiymiş, peygambermiş,
5:25azizmiş, filozofmuş, sanatçıymış filan.
5:28Hep bunları duyuyoruz. Eserleri de var
5:31işte onları da okuyoruz
5:32>> karşım.
5:33>> Ama ya şöyle bir tanısaydık, bir araya
5:36gelseydik, bir iki laf etseydik filan.
5:38Yok onlar artık yok kardeşim. Kurumuş
5:40çölüz yani. Halbuki var canlısı var
5:43diyor.
5:44>> Var. Dirisi diyor.
5:46>> Dirisi dururken gidip mezarları ziyaret
5:49ediyoruz. Peki mezarları ziyaret edenler
5:52ahmak mı diyelim? Şimdi bazıları öyle
5:53diyor. Hayır.
5:55>> E bulamamışsam ben şeyini dirisini hiç
5:58olmazsa ölüsüne değil ama o anıt yani o
6:02mezarın sembolik şeyi ziyaret değerine
6:06giderim. Belki oisi de oraya gelir.
6:09[iç çeker] Evet.
6:10>> Adres ç
6:10>> orada buluşuruz yani. Orada belki bir
6:13bakar nazar eder. Ha bu arıyor. Tamam bu
6:15samimi. Bunun ahlakı güzel filan. Gel
6:18bakalım bir kahve içelim şurada. Hı.
6:20verir belki değil mi? Dolayısıyla her
6:22şeyi olumlu yanından
6:23>> almak değil belki bir poleyanacılık
6:25değil ama bu sembolik anlatımda bu tür
6:28anahtarlar var. Bunu umuma tavsiye edip
6:32bu budur böyle öğrenin. Bunlar değil.
6:35Sembolik olmasının nedeni bu. Metodik
6:37değil. Herkes için değil.
6:39>> Talip olan için.
6:40>> Evet.
6:41>> Kim arzuluyorsa, kim istiyorsa ona yol
6:44göstermek için.
Nutuk - Natık - Mantık
6:45>> Eyvallah. Ve buna eee yine şeyde sufi
6:48geleneğinde, arif geleneğinde, ozan
6:50geleneği diyelim. Daha hepsini kapsayan
6:53eee dertli divanen
6:55>> eee bir şey bir eee nutuk. Bir de nutuk
6:59diyoruz değil mi?
7:00>> Evet. Nutku şerif var. Düzenli anladığım
7:02bir de nutuk var. Eee nitekim Atatürk'ün
7:05de şeyi İstiklal Savaşı'nı mecliste kaç
7:09gün arka arkaya okuduğu e şeyin adı
7:12Nutuktur.
7:13>> Evet. Büyük büyük nutuk diye geçer.
7:15>> Eee ve tüm öyküyü anlatır orada
7:18>> değil mi? Belgeleri iş huku filan. Bu
7:21nutuk sözü yani bu anlamda. Çünkü nutuk
7:23sözü ilginç. Eee nutk natık mantık
7:28>> h
7:29>> aynı kökten türetilmiştir. Yani mantık
7:31mantıklı söz.
7:33Akıl alır bir söz.
7:35>> Nutuk herhangi bir eee şey değil. Yani
7:39anlaşılmaz bir şey söylemiyor.
7:40>> Akla hitap eden.
7:41>> Akla hitap eden. Nutuk dediğimiz zaman
7:44böyle nutku şerifik bunun yazıya
7:45dökülmesi veya okunması aynı şeydir.
7:49Aynı anlama gelir. E şerif de şerefli
7:51onurlu eee demek değil mi?
7:53>> Evet.
7:53>> Şimdi dertli divani erenler
Dertli Divani
7:59habı gaflette
8:02affedersiniz habı bende okuma özürlülüğü
8:04var malum.
8:05Habı gafletten
8:07uyanıp doğru yola bastım kadem.
8:11>> Doğru yola bastım kadem.
8:12>> Cahiller kendini aklar.
8:15Kamiller özünü yoklar.
8:18>> Değil mi? Ne kadar büyük bir söz. Şimdi
8:19bu. Şimdi bu eee
8:21>> eğer eee
8:24>> tarihsel kişiliğini araştırsak dert
8:26divanı hangi fakültede profesör,
8:28[homurdanır] hangi felsefe hocası
8:30nerenin edebiyat hocası filan diye
8:32ararız. Bugün modern insan böyle
8:33bakıyor. Haklıdır
8:35ama bir bakıyorsun böyle birisi
8:36çıkmıyor. Mesela şey vardı değil mi?
8:39Sohbetlerimizde de adı geçiyor sürekli.
Fani Efendi (Lütfi Filiz)
8:40Fani Efendi diyoruz.
8:42>> Eyvallah.
8:42>> Eee noktanın sonsuzluğu dört çift eee
8:45eseri olan ki kendisi oturup yazmamış
8:48söylemiş.
8:49>> Çevresindekiler onu eee düzenlemişler,
8:52sabtetmişler ve yayınlamışlar.
8:54>> Lütfi Filis.
8:55>> Evet.
8:55>> Çağdaş. İşte o da çağdaş. Çok yakında
8:57vefatı. Ben kendisini tanıdım.
9:00>> E hürmet ettim. saygı gösterdim. Bu
9:02geleneğin son büyük temsilcilerinden eee
9:05Mevlevi kendisi. Hatta belki Can şey
9:09yapar bir videonun bir kenarına şey
9:11eder, link koyar. Onun eee kendisinin
9:14besteleri var.
9:15>> Var.
9:15>> Kendisi söylüyor. Hem şiir hem Evet. Çok
9:19>> oğlu da pırıl pırıl bir neyzen.
9:21>> Oğlu da neyzen çok e Şenoğul ki kendi
Hafız Halil Develi ve 3 öğrencisi Aziz Şenol (Şapkacı Aziz), İsmail Emre, Mahmut Gülcüler
9:24mürşidinin adını koymuş. Aziz Şenoğlu.
9:26Aziz Şen
9:27>> Evet.
9:28>> Şapkacı Aziz miydi? Efendim?
9:29>> Şapkacı Aziz. Evet. eee, Tarsuslu
9:31Develi'nin
9:32>> Hafız Halil Develi
9:35>> eee, melamet şeyidir. Eee, kaynaklıdır.
9:39Onun, eee, üç öğrencisi, üç talibi
9:44birisi eee, Şapkacı Aziz diye kendisinin
9:47develinin tabiri bu. Aziz Şenol Efendi
9:51>> buna eee, o şey talebelerin içinde
9:55temayüz eden diyelim. Öyle denir değil
9:57mi? Eskide temayüz eden, göze
9:59girenlerden biri. Evet. Birı da çokça
10:02kullandığımız biz de doğuşlarını
10:03okuduğumuz İsmail Emre.
10:05>> Bir de çok fazla adı geçmeyen e şeyde de
10:09literatürde de çok fazla duyulmayan
10:11Mahmut Gülcüler.
10:13>> Bunlar hepsi Adanalı. Eee sonra tabii
10:16Yazı Şenoğlu oradan Adana'dan İzmir
10:17tarafına geçiyor ve eee şeyde bu saat
10:22saç
10:23>> Tire'e saatçi
10:24>> Tire. Evet. Tire'ye eee o tirede Mevlevi
10:28neşesi almış olan e Lütfi Filiz Efendiin
10:31eee son rastladığı dede diye o onlar
10:35öyle tabirler kullanmıyorlar.
10:36>> Eee Aziz Şanoğlu ve eee o Mevlevi
10:40kaynağı ve melami kaynağı orada buluşmuş
10:42ortaya Fani Efendi gibi derya bir
10:45şahsiyet hem zevk hem irfan hem müzik
10:49eserini de tavsiye ediyorum. Noktanın
10:51sonsuz 4 chteşemdir.
10:53Şimdi
10:54>> eee İsmail Emre'nin de şeyleri e ben
10:57şeyde buldum İsmail Emre kütüphanesi
10:59diye eee eee internette insanlar girip
11:04bakabilirler. Hani şeyleri
11:06bulamayabilirler kitapları çünkü basılıp
11:08insan ulaşamıyor bu tür şeylere. Ama
11:11girip orada mecaren girip her türlü şey
11:14alabilir. Şimdi Develi oğlunu şöyle
“Üç’e eyledim taksim, kimse bilmez bunlar kim.”
11:16diyor. İsmail Emre pardon bir doğuşunda
11:20develi oğlunun ağzından konuşmuş gibi
11:23böyle şöyle alır. Üçe eyledim Taksim.
11:27Kimse bilmez bunlar kim.
11:29>> Üçe eyledim Taksim. taksim etme ve üç
11:32sonra çünkü yaşadığı dönemde bu
11:35mürşitler öyledir. Yaşadığı dönemde eee
11:39göstermezler
11:40eee şeyi eee ne diyelim?
11:43>> Haleflerini mi desek?
11:44>> Yani böyle bir kelime var. Evet. Ama
11:45yani o tam ifade ediyor mu?
11:47>> Ayrı
11:47>> neyse. Evet. Y
11:49>> sonrakiler yani
11:50>> taliplerinin eee yetişkinlerini,
11:53olgunlaşanlarını
11:55>> haset fesat olmasın diye göstermezler.
11:58Kendilerini sonraya bırakırlar. Hep
12:00sembolik olarak onları örterler. Hatta
12:02bazen hor görürler.
12:03>> Evet.
12:04>> Yani herkesin içinde methetmezler.
12:07Azarlar zemedler.
12:08>> Zemmederler. Azarlar işte melamet filan
12:10gibi söylenir bu. Şimdi
12:12>> en çok hazırı dervişler yiyor zaten. De
12:15gözlemlediğim kadar değil mi? Öyle mi?
12:17Tamam. Evet. Öyledir. Şimdi Develioğlu
12:19diyor ki üçe yani İsmail Emre
12:22Develioğlu'na söyletiyor ki üçe eledim
12:24Taksim. Kimse bilmez bunlar. Ama hakka
12:28yürüdükten sonra böyle söylenir değil
12:30mi? Şey vefat etmek de güzel bir sözdür.
12:33>> Öldü demi demezler. Hı hı.
12:35>> Hakka yürüdü derler ya da vefat etti.
12:38>> Vefatta vefa var.
12:40>> Yani bu sözcük bunlar basit sözler değil
12:42başta verdiğin söze vefalık.
12:44>> Evet. Ya bir insan için vefat etti demek
12:48sözünde durdu.
12:48>> Durdu.
12:49>> Va yani hakka söz vermişti.
12:53>> Eyvallah.
12:53>> Ve şimdi sözünde durdu. beliği demiş
12:55>> çünkü beliiydi dediği Evet. Değil mi
12:57onlar? Şimdi onları görsek çoğu dalları
12:59takakları ama beli diyenlerin anımsayan
13:02anam nesiz onun bir ben söz vermişti
13:06anımsayanlar vefalı olduğu için onlar
13:08ölmezler.
13:10>> Arifler der aşıklar ölmez.
13:13Onlar vefat ederler. Sözlerine dururlar.
13:17Yalar rruh demiş Arapçada. Hadi git
13:19demek. Hı.
13:20>> Yalaru
13:22bir emirle yani hadi dünyaya değil mi?
13:25Yalaru hadi git sonra taal
13:28gel.
13:30Şimdi gel emrini duyanlar vefalıdır.
13:34Ötekiler biraz hastalandığında, biraz
13:36şeye eee arızalar başladığında ölme
13:39korkusu başlar ya. [homurdanır]
13:40>> Ve ölmemek için oraya buraya tutunup
13:43tırnaklarıyla geçirirken sanki dünya
13:45sonsuz bir yaşam ve orada herkes
13:48sonsuzacak. O bir tek ölecek filan değil
13:50mi? Panik içinde. A o hastane, bu
13:52hastane parası varsa Avrupalılar şural
13:54kurtulayım yani. Nereye kurtuluyorsun?
13:56>> Geciktiriyorsun yani. Değil mi? Ama
13:59tahal emrini duyanlar gel
14:01>> o
14:01>> gel. Kim çağırıyor? Sevgili çağırıyor.
14:05>> Tabii
14:05>> değil mi? Mevlana diyor ya ne
14:08üzülüyorsunuz diyor. [boğazını temizler]
14:09>> Vefat esn bu diyor düğün gecesi.
14:12>> Evet.
14:12>> Ben düğüne gidiyorum.
14:13>> Evet. Ev.
14:14>> Şimdi o ama Selahatdin Zerkubi gözyaşı
14:19Mevlana'nın yüzüne damlıyor.
14:22Gözünü açıyor. Mevlana sen de mi
14:23Selahattin diyor. Yani sen biliyorsun bu
14:26talih. Sen biliyorsun şimdi benim düğün
14:28gecem olduğunu.
14:29>> Fakat senelahattin
14:31büyük bir tam benim şeyimde tavrımda
14:35büyük bir söz söylüyor. Evet efendim
14:38diyor. Sizin için Şebiar Ruz bizim için
14:40hasret. Yani
14:42>> ya ben benim gözyaşım bu hasrete bizi
14:46bıraktın. Seninle olan neşemizde,
14:49zevkimizde eee biz sütemiyorduk yani.
14:53>> Sen bir de kendini benden gör yani.
14:56[kahkaha]
14:56>> Ne güzel değil mi? Hadi görelim senden.
14:59Beni bırak.
“Teal” (Gel) Emri ve bu emre vefa gösterenler
15:00>> Zaten şarkıda da söylüyor.
15:03>> Diyor ki yalancıdır hep aynalar. Gir
15:05kalbime gör kendini. [homurdanır]
15:07>> Ama canının aynası yalancı değil. Hakkı
15:09ki arkada duruyor.
15:10>> Evet. Can canım. Can Hanım
15:14>> başlamadan geçen haftalarda Gülgün Hanım
15:16buradayken eee Niyazi Mussi'den bir şey
15:18okumuştunuz. Onda da Niyazi dön duran
15:21durmasana gel oldu diyordu.
15:23>> Evet. Evet. Durma sana gel oldu. Durma
15:25sana gel oldu. Evet. Evet.
15:26>> Gel oldu. Gel. Emir geldi gibi.
15:28>> Eyvah. Ama bak bu emir şeyde haklısın.
15:31Bu askeri bir emir gibi değil.
15:32>> Evet. [homurdanır] sevgilinin, talebini
15:35emir olarak algıladığı onun için yani
15:38çağıran yaratıcı bir insanın kendi
15:41yaratıcısı onu çağırıyorsa
15:43>> nereye duruyorsun ya?
15:44>> Ne yapıyorsun? Seni yolladık ama niye
15:46gelmiyorsun? Koşarak giden aşk bu
15:49koşarak
15:50>> o tale gele koşarak gidenlere aşk
15:53diyoruz. Onlar gaflet uykusundan uyanmış
15:55kişiler. Dolayısıyla dertli divan'nin
15:59habı gafletten uyanıp değil mi dediği
16:03eee doğru yola kadem basmak
16:05>> sözünün eri olanlar.
16:06>> Bu doğru yol dediği ne? Sıratel
16:07müstakim.
16:08>> E sıratel müstakim dost doğru yol.
16:10İstikameti olan yol.
16:12>> E bu istikamet nereye? Vektör. Çünkü
16:16kaynağına.
16:18Kendi rabbine, kendi ruhuna. Yani gayri
16:20bir yere. Dışarıda değil taşrada ne
16:23gezersin
16:24>> ya?
16:24>> Dışarıda ne gezersin?
16:25>> Olacağın içinde canan.
16:26>> Olacağın içinde canan imiş. O halde
16:29kendi kaynağına dön. Çağırır seni senin
16:32ruhun.
16:33>> Şimdi buradan öt buradan oraya.
16:36>> Buyurun efendim.
Serhan Yasdıman, güftesi Rıza Polat Akkoyunlu, bestesi ise Selahattin Pınar’a ait “Yalancıdır Hep Aynalar” isimli eseri meşk ediyor.
16:40[müzik]
16:44>> [müzik]
16:49[müzik]
16:57[müzik]
17:02>> Ev
17:04[müzik]
17:10[müzik]
17:19>> [müzik]
17:24[müzik]
17:28[müzik]
17:33[müzik]
17:41>> yalancı [şarkı söyleme]
17:48Hep [şarkı söyleme]
17:49ayn
17:55gir [şarkı söyleme]
17:56kalbime
18:00[şarkı söyleme]
18:02gör kendini.
18:06[şarkı söyleme]
18:10>> [müzik]
18:13>> Gerçek [şarkı söyleme]
18:15yüzün
18:19bir [şarkı söyleme][müzik]
18:20bende
18:22var.
18:24[şarkı söyleme]
18:25Gir [müzik] kalbime
18:31[müzik] gör [şarkı söyleme] kendini.
18:37Gir [şarkı söyleme]
18:38kalbime
18:42[şarkı söyleme]
18:43[müzik] gör kendini.
18:49Kah güller [müzik]
18:52[şarkı söyleme]
18:53erde
18:56gül
18:58nefesin
19:01kah bülbülde [şarkı söyleme]
19:07şakrar
19:09sesim
19:10[müzik]
19:12nereye gitsem [şarkı söyleme]
19:18benim [müzik]
19:21desin.
19:23[müzik]
19:24Gir [şarkı söyleme]
19:25kalbime
19:31gör [şarkı söyleme] kendime. [müzik]
19:36Bir [şarkı söyleme] kalbime [müzik]
19:42[şarkı söyleme] yörkendir
19:58[müzik]
19:59pınarlarda [şarkı söyleme]
20:05[şarkı söyleme] kı Kış
20:07gibi
20:10halılar [şarkı söyleme]
20:13da
20:16nakış [şarkı söyleme]
20:18gibi [müzik]
20:22[şarkı söyleme] sevgide
20:27bakış [şarkı söyleme]
20:29gibi [müzik]
20:33yırka. [şarkı söyleme]
20:35Kalbime [müzik]
20:39gör kendimi [şarkı söyleme][müzik]
20:44gir kalbime [müzik]
20:49[şarkı söyleme]
20:51[müzik]
20:52kendini.
20:58[müzik]
20:58>> Muhteşem. Teşekkür ederim. Yani hepsini
“Kültürümüz tasavvuf geleneğinin yankılarını yaşamın her alanına taşımış.”
21:01söyledi şimdi. Gördün
21:03>> değil mi? [kahkaha]
21:04Yani kültürümüz bu tasavvuf eee
21:08geleneğinin yankılarını
21:11eee yaşamın her alanına taşımış. Böyle
21:14sadece mutasavvuflar, sufiler birileri
21:16varmış. Onlar şöyle şöyle yaparlar değil
21:18artık. Bakın bu eser kimin?
21:21>> Bu eser güfte yani söz Rıza Polat
21:24Akkoyunlu diye birinin beste Selahattin
21:27Pınar.
21:28>> Buyurun. Yani bunlar eee şey mevlevi
21:32dervişi filan değiller ya da neyse başka
21:35bir ne diyim teknik olarak bir tarikatçı
21:38filan veya nasıl
21:40>> değil mi?
21:40>> O kadar kültür artık bunu kendisinden
21:44>> özümsemiş ve yansıtıyor ki eee kendi
21:47gerçek sevgilisi için
21:50>> söylediği söz
21:51>> hakka taşı hak için geçerli.
21:53>> Evet.
21:54>> E beşeriyete taşı beşeriyet için
21:55geçerli. Zevke taşı zevk ama aynı
21:58zamanda kalite bir müzik değil mi?
22:00Tasavvuf böyle bir şey demek istiyorum.
22:02Yani yaşamsal bir şey.
22:03>> Evet.
22:04>> Yaşamsal böyle özel bir departman değil.
22:07>> Kültürün her yerini sızmış. Eee ve
22:10yaşamı dönüştürmüş. Hatta işte şeyle
22:14arada Serhan'la konuşuyorduk. Eee
22:17şeyde herhangi bir su ikram edecek eee
22:21Anadolu'daki bir aile gider insana
22:23gider. böyle süra böyle getirip küt diye
22:25ortaya koymaz. Bir garson gibi.
22:28>> Elinde şöyle tutar, alttan tutar. Böyle
22:29biz
22:30>> şifa olsun der,
22:31>> şifa olsun der, aşk olsun, şifa olsun
22:34der sunum var. Şimdi bu
22:36>> bir köylünün kendi kendine icat edeceği
22:37bir şey değil. İşte bu tasavvuf
22:39geleneğinin ondaki yankıları. Onlar
22:42günörmüş diyoruz onlara.
22:44>> Onlar günörmüşler. eee şeyde eee
22:49geçtiğimiz eee diyelim 100 yıl 200 yıl
22:51önce daha önceleri hatta daha enteresan
22:54eee Anadolu'nun her tarafı ozanlar ve
22:57onların dergahlarıyla doluydu ve
23:00seyahlar o dergahlara bir nevi uğrar ve
23:02giderlerdi. Git ve git
23:04>> gitle git.
23:05>> Yani diyelim buradan çıkmış Suriye'ye
23:08gidecek, Irak'a gidecek.
23:09>> Eee gittiği yerlerde hep bir yerde
23:11kalacak. O zaman böyle zenginlik şeyler
23:14filan var ama çok az kişi de var. Halk
23:16fakir. Nasıl yapacak? Onların dergahlara
23:19sığınırlar. O ahi dergahları var,
23:23Bektaşi dergahları var.
23:24>> Onlara giderler. Orada otururlar,
23:26yerler, içerler, yatarlar. Hatta eğer
23:29mangır varsa o zaman mangır denirdi.
23:31Eğer
23:34>> mangırı varsa eğer para demek yarifen
23:37>> e oraya bırakır mangırı bırakır. Gelen
23:39öbürüne de yemek çıksın diye. Yoksa
23:41bulaşık yıkar.
23:43>> Çıkar orada bir hizmet yapar. Eee böyle
23:45girip de şey gibi otele girdim çıktım
23:47gibi değil tabii. Gider öbür dergaha
23:50öbür ve gidip haca kadar gidip geri
23:52dönen insanlar üzerlerine 5 kuruş para
23:55olmaksızın bunu yapabiliyorlardı.
23:57>> Evet. [homurdanır] Bu misafirperverlik,
23:59eee, konukseverlik o dönemde böyle
24:03konukseverlik olsun diye yapılmıyordu.
24:06>> Zevk olsun diye yapıyor.
24:08>> Zevk. Şimdi
24:09>> gönül yapmak için gönül yapmak.
24:10>> Gönül yapmak için.
24:11>> Gönül yapmak. İşte şifreyi gene
24:13açıkladı. Biraz evvelki eserde diyor ki
24:16aynalar yalan söyler. Gil, gir kalbime,
24:21>> gör kendime. Hı hı. Gerçek gönlünü benim
24:23kalbimde, kendini benim kalbimde,
24:26gönlümde görebilirsin.
24:28>> Şimdi aslında ne ilgili? Peki aynalar
24:30yalan söyler. Ha bildiğimiz cam aynalar
24:32da kastediliyordur muhakkak. Ona bakt
24:35yalanın nerede?
24:36>> Ben görüyorum orada aynaya bakıyorum.
24:39Niye yalan olsun ki?
24:41Aa ben aynaya baktım da sevgimin
24:45yansımasını görmüyorum. Hı hı.
24:47>> Sevgimin yansımasını sevgilimde
24:49görebilirim. O zaman sevgilimin ayna
24:52aynalaşması onla aynalaşmak. Eee iki iki
24:59kişi de desek olmuyor bak. İki sevgili
25:01desek fena değil.
25:03>> Ev gönül bir. Gönül bir. Eee kişiler
25:07ayrı. Böyle diyelim gönül hayasında
25:11kendisini seyretmek. Bu zaman her
25:13insanın aslında bilerek ya da bilmeyerek
25:16aradığı
25:18bir gönül mabedi.
25:20>> H
25:21>> bu o gönül mabedine girip orada kendi
25:24ruhsal deneyimlerini seyretmek, temaşa
25:26etmek. Bakın gene seyri sütuk çıktı.
25:29Gene temaşa ama bu ruhsal temaşa etrafa
25:31bakmak değil
25:32>> iç dünyaya bakmak. Duygularımlarının
25:35ortaya çıkışını seyretmek. O da sanatsal
25:37bir eee olgu olduğu için ya şiir olarak
25:40ortaya çıkar ve sohbetlerle ya da müzik
25:43olarak çıkar. Hatta cuşa gelirse raks
25:46olur.
25:47>> Mevlana gibi çıkar oynarsın. Yani ne
25:49diyor İsmail Emre? Diyor ki Mevlana aşka
25:51düştü. Aşka düştü. Kalktı oynadı. Biz
25:56bugün onu bir ritüel olarak bakıyoruz.
25:58Efendim tenuremizi giyeceğiz şeye. Tabii
26:00buna eleştiri olsun diye söylemiyorum.
26:04>> Çıkacağız. Ayin-ı şerif icra edilecek.
26:06Biz de semamız yapacağız. Geleceğiz.
26:08Oturacağız tabii ki. Yani ne yapalım
26:10kardeşim? E tamam ama bunun ibadet
26:13olmadığını bilir. Ritüel yapıyorsun.
26:14İbadet değil. İbadet olan kendi içinden
26:18o coşkuyu duyup kalkıp oynamak.
26:20>> Belki de yalnızken evde
26:22>> belki de mesela yani değil gerçek daha
26:25çok gerçek
26:26>> hatta daha çok riya hiç yoktur on hiç
26:28yok.
26:28>> Evet hiç yok. Kimseye gösterm riya
26:32sözünü biliyorsunuz. riyakarlık falan
26:34hep eleştirilir. Aslında Riyarın
26:36Türkçesi ya da Türkçe değil pardon
26:38çağdaş terimi şov demek değil mi?
26:41>> E çağdaş dünya şov dünyası yani modern
26:44modern yaşam şov dünyası. gidiyorsun
26:48sanat sanat da şov sahne çıkıyor icra
26:50ediyor şov ya aslında rüya rıya rüya
26:54algılar filan bu kötü bir şey değil ama
26:57ayırmak için deneyimin kendisiyle bunu
27:01bir gösteriye dönüştürmenin
27:04sanatsal bir sunuma dönüştürmenin
27:06farkını anlatmak için ikincisinde ibadet
27:09yok sanat var
27:10>> Hı hı
27:11>> ama ibadet yok ibadet nereden çıktı
27:14şimdi yani ruhsal bir adam Yok
27:17>> orada teknik, yaşamsal, mesleki
27:21>> icralar tabii ki sanat var. Yani burası
27:23yanlış anlaşılsın istemem. Bu türkçeler
27:25çok zor anlatılıyor. Hele ben de
27:27beceriksizim. Estağfurullah güzel.
27:29>> Bu burada eee ruhsal deneyim kısmı
27:32>> Hı hı.
27:33>> ayırmak için söylediğimiz şey bu.