Full transcript
Ludwig Wittgenstein, Tractatus ve Dil
0:02Şan bir filozof bildiğiniz gibi ve çok
0:06ünlü bir eseri var. Traktatus
0:09eee felsefenin şeyi böyle kutsal metni
0:12filan derler. O kadar arı duru soyut eee
0:17eee indirgemiş nasıl der kristalize
0:20edilmiş bir anlatılır ki okumanız
0:22öneririm. çözmedir. Olağanüstü etki
0:26yapar insanda dil bakımından o
0:29önermelerin arka arkaya gelişi, onların
0:31sezgi yaratışı olağanüstüdür. Şimdi
0:35gençler şöyle diyor. Diyor ki, eee, biz,
0:39e, dünya dediğimiz zaman, yaşam
0:41dediğimiz zaman eee, aslında böyle
0:44birtım nesneler dışarıda birtım
0:46ilişkiler, birtım şeyler, eee, özneler
0:49onlarla ilişkiler bir toplum tabii ki
0:51böyle bir ortama bakıyoruz ama diyor
0:54bunları biz nasıl
0:57alımlıyoruz,
0:59nasıl ifade ediyoruz ve nasıl
1:02kavruyoruz? bunu araştırmasını yapıyor.
1:04Diyor ki bunu sonuçta kavrama işi dil
1:07olgusudur.
1:09Dışarıdaki nesneler aynı da olsa
1:12bir eee
1:15educated yani eee eğitimli bir dil
1:19bilen düşünen kavrayan bir insanın
1:21çevresini algılaması farklıdır.
1:25diğer eee eğitimde daha şey dili daha
1:29eee zengin olmayan, kavrayışı daha net
1:32olmayan insanların aynı çevrede
1:34bulunuyorlar ve algılıyor zannediyoruz.
1:37Hayır.
1:38Onların algıları ve kavramlarının eee
1:41etkisiyle çevreleri de değişmiştir.
1:43Nesneler de değiştirmiş. Yani kısaca
1:45Vitgenç'ten şunu söylüyor. O benim
1:48dünyam dilimin dünyasıdır
1:53ve dilim olguların dünyasını
1:56eee temsil eder ve düşüncem, kavrayışım
1:59ve halkım budur. O halde
2:02böyle insanın bilincinde bağımsız dış
2:04gerçeklik mutlaka orada aslında
2:06gerçeklik var. Biz işte ona bakıyoruz
2:08filan. Böyle bir şey yok diyor.
2:11Peki çok ilginç.
2:13Dilin kadar vartın. Hım. Dilin kadar
2:16kavruyorsun. Dilin kadar algılıyorsun.
2:19Kadar olmaz tabii. Bu yanlış. Hani
2:21Türkçesi daha güzel. Dilin dili değil
2:24mi? Daha güzel. Kadar ölçülüyor çünkü.
2:26Hani kadar şu kadar bu kadar ölçülüyor.
2:29Dilin delili var. Peki ondan sonra bizim
2:32hani geleneksel şeydir sohbetlerde de
2:35geçti. Dildir dil arayı eyler dilber.
2:39Dildir dil arayı eyler biran. Şimdi dil
2:42burada üç anlamı taşıyordu. İşte Farsça
2:45bir sözcük dil. Türkçemizi de
2:47kullanıyoruz. Alımladık. Artık bizim
2:49bizim de oldu. Eee dil eee organ olarak
2:53tat alan bir organ olarak ağzımızın
2:55içindeki eee ne işaret eder? Dil bir
2:58organ. Ama dil aynı zamanda bildiğimiz
3:01gibi lisan demek. Lisan dilimiz diyoruz.
3:04Türk dili, İngiliz dili filan. Demek ki
3:07aynı zamanda lisan. Ama Farsça çok iyi
3:10bildiğiniz gibi dil gönül demek.
3:13Şimdi dildir Dilara eyler dilber. Dilara
3:17sevgili demek. Gönülden yani gönüldaş
3:21dilara sevgili ama sevgili dilber güzel
3:26yapan
3:28lisanımızdır. Dildir. Biz eğer bir
3:34insana karşılaştığımızda iltifat edersek
3:37bu şey değil. Sahtekarlık anlamında
3:39iltifat değil. Hani onu görüp ondan zevk
3:42aldığımızı ona yansıtırsak dilimizde
3:45hoşnut olmuyor mu? Gülümsüyor, teşekkür
3:48ediyor. Rica ederim diyor. Ne güzel de
3:51fark ettiniz filan diyor. Ne yaptık onu?
3:53Dilber yaptık.
3:56Dilberle gül yüzünde güller açan. Hemen
3:58gülümsedi. Letafet çıktı ortaya. Bir
4:02ilişki aslında bu bir sohbet işte.
4:04Sohbet böyle oturup birtım şeyler
4:06üzerine konuşmak değil.
4:08sohbet eee hayatın içinde bu gönüldaşlık
4:13ortayaık çıkar her eee davranış, ilişki
4:18sohbet o zaman dildir, dildir tadalan.
4:23Şimdi eee vücudumuza gıda nereden
4:26giriyor? Yani genel olarak işte tabii
4:28hava burundan da girer ama ağızdan
4:30giriyor genelde değil mi? Tabii kelam
4:32gıdası da bu kulaktan giriyor. Ayrı
4:34konu. E ağızdan girer. Bütün
4:38organlarımız, vücudumuzun organları,
4:39böbrek, karaciğer işte ne bileyim göğ,
4:42kulak filan yattıkları yerde
4:44besleniyorlar. Kan getiriyor onlara.
4:46Buyurun diyor efendim. Kargo geldi. Kan
4:49gidiyor bütün organlara. Kargo geldi. Ya
4:51bunu kim yolladı? Postane nerede? Ağız
4:53ağız. H
4:55>> bütün zahmeti az çekiyor. Yani dişlerle
4:58filan çiğniyor zahmetli. Ondan sonra
5:02pity yalin çıkartıyor. Onları işliyor
5:04filan. İşte mide kolay sindirsin. Ondan
5:08Allah. Öbürü yattığı yerde
5:12evin annesi sanki çalışıyor. Çocuklarda
5:14beleş geçiniyor gibidir. Bedenimiz böyle
5:16değil mi? Doğru böyle. Ama tadı da
5:21ağız alıyor.
5:23>> Dille, damakla
5:25tadı da o alıyor.
5:26>> Şimdi hizmet de böyle bir şeydir
5:28tasavvufta. Geleneksel olarak sadece
5:30tasavvuf, İslam tasavvuf adında değil,
5:32tüm dünyayı kapsayan bir şey olduğunu
5:33anlatmıştık. Bir yerde adına gnosis
5:35isterler, bir yerde tasavv, bir yerde
5:37hikmetler, bir yerde Sofya'da
5:40>> yani isimleri değişir ama aslı aynı.
5:43Bu zevki eee almak için ağız gibi tat
5:49alabilmesi için o zahmeti çekmesi lazım.
5:54O zahmet o tadı lezzeti ortaya
5:57çıkartıyor. Demek ki zahmet rahmeti
5:59doğuruyor.
6:01Zahmet ya bu işi yapamam. Nasıl yapılır
6:04bu hizmetlerle? O rahmete kavuşman için
6:07o zahmet
6:09eee ön koşul. Bu da insana sabrı,
6:12tahammülü, tenezzülü öğreten bir şey ve
6:15sohbet dediğimiz bütün bunların içinden
6:17intişar eden bir öykü. Şimdi icra
Aşk - Yanma - Nikap
6:20ettiğiniz şeyde ne güzeldi. Eee, bir bir
6:23söz vardı orada. Bana yakın dedi.
6:26>> Bir oraya tekrar
6:28>> gönül aşık oldu sana. Gezer durur yana
6:31yana. Uzak olsam da sen bana, bana
6:35benden de yapırsın.
6:36>> Şimdi bu paradoks değil mi?
6:38>> Evet.
6:39>> Benden uzaksın.
6:40Ama bana benden yakınsın. Nasıl
6:43olabilir? Ama eğer o öncekiler aşık aşk
6:46yoksa yanma yoksa
6:49o uzak olan bana benden yakın olamaz.
6:52Şimdi yanma bende olmuyor mu?
6:54>> Yok.
6:55>> Aşık isem ona, o uzaktakine benim
6:58ruhumda bir coşku ortaya çıkıyor. Bir
7:00dert çıkıyor. Bir özlem çıkıyor ve ben
7:02yanmaya başlıyorum. İşte bu yanma
7:06ona onun uzakta olan onun ruhumdaki
7:11tesiriyle ortaya çıktığı bana benden de
7:14yakın olan egomdan yakın ruhum.
7:17>> Evet.
7:17>> Hem uzaktasın hem bendesin. Bana benden
7:20de yakınsın. Hatta ne diyordu Yunus
7:22Emre? Geçen şey Bülent eee icra etmişti
7:25burada. Yunus Emre ara yerde nikap nedir
7:28dedi.
7:29>> Evet.
7:29>> Hatırladın mı?
7:30>> Evet. Doğru. Evet.
7:31>> Şey nasıldı bir şey?
7:33Birinci satırı
7:38nedir?
7:40Nedir?
7:42>> Yunus'u sözüydü.
7:43>> Evet.
7:43>> Bak gitti. Aldı kaçtı.
7:45>> Aldı kaçtı.
7:46>> Aldı kaçtı. Getirir bizim bizim şey
7:48Kentter Dede öyle derdi.
7:51>> Tam bir şey unuttu mu aldı kaçtı derdi.
7:53>> Sensin bize
7:55>> şimdi bakın çok güzel.
7:56>> Sensin bize bizden yakın.
8:00Görünmezsin.
8:01Hicap nedir?
8:02>> İşte bu. Sensin bize uzakta sandığımız
8:06Tanrı.
8:06>> Evet.
8:07>> Yunus diyor ki herkesin uzakta sandığı,
8:10gökte sandığı, uzaklarda, gaipte bir
8:13tanrı anlayışı var ve bağırarak dua
8:16eder, çığlık atar ya da imdat kimse yok
8:18mu, görmüyorum yani. Yok mu yardım eden
8:21filan der? Evet.
8:22>> Ama Yunus diyor ki sensin
8:26bize. Çoğul da yapıyor bunu. Bizden
8:29yakın işte uzaktasın biraz evvelki şeyde
8:33şarkı bakın ne kadar şeydir. Geleneksel
8:35bir şarkı bu. Ama şarkının içindeki
8:37kültürün bu zevki, bu anlayışının nasıl
8:40yansıdığını görüyoruz. Onu bir ilahi
8:43olarak yazmamış yazan. Bildiğiniz gibi
8:45Zeki Müren de okumuştu bunu. Gayet şey
8:47popüler,
8:48>> sade şarkısı
8:49>> ama kültür, kültür o aşkla ilgili
8:53duyguları tam da bu forma büründürüyor.
8:55Gördüğünüz gibi Yunus gibi bir şeymiş,
8:58sözmüş. Yani
8:59>> şimdi uzaktasın
9:01ama bana benden yakınsın. Çünkü ruhumda
9:03kaynayan ateşsin sen. Bakın şimdi bu
9:07sohbet denen şey bu. İşte bu sohbet o
9:10onu yaşayan sohbet. Onun dedikodusunu
9:13yapmak da sohbet ama yani birine doğuş
9:16birine değiş diyorduk değil mi? O anda
9:18doğuyor yaşıyorsun. Ateşi var. Şimdi
9:20diyoruz ki bir ateşi varmış bir ateşimiz
9:22ama yok. Ateş yokken ateş var demek
9:25>> Evet.
9:27>> Yalan
9:27>> yalan. O zaman demek ki sohbet hakiki
9:31yaşantının daha şimdi de bu anda olduk.
Dünyamız dilimizdir.
9:35Gene bitken dönelim. Dil dildir demiştik
9:38hani. Dil dil ara. eee ve şeyi dünyamız
9:42dilimizdir. Dil logos kavramı
9:45anlayışımızı bilgimizi oluşturur. Tamam
9:49ama diyor
9:51olgulara yansıtır. Doğru. Dünyamızda
9:53budur. Evet. Ama konuşulamayacak yerde
9:56susmalı.
9:57>> Müthiş bir şey söylüyor.
10:00Bu şeyler pozitivist bakanlar kendisine
10:02de pozitivist mantıkçı pozitivizm filan
10:04derler. Yani ben benim için bir gençler
10:06öyle mantıkçı pozitivist filan değil.
10:08Aksine mantıkçı pozitivizmin rasılı
10:10masılı tamamen eleştiren bir şey
10:12söylüyor. Yani bu anlatı
10:16>> konuşulmayacakları susmalı ana gelmek.
10:19Konuşma zamandır.
10:22Konuşma zamandır. Geçmişi, geleceği,
10:25kaygılarını, geçmişin anılarını ya da
10:28şimdinin durumlarını konuşursun.
10:31>> Yani konuşmanın içinde şimdi var, geçmiş
10:33var, gelecek var. zihindesin. Zihinde
10:36zaten dillen oluşuyor. Himgeler ve dil
10:39kavramlar. O halde olgular dünyanın seni
10:42bu zaten. Şimdi diyor susmalı.
10:46Şimdi bu susmalıyı ben şimdi böyle
10:48yorumlayacağım. Ne malum işte diğerleri
10:50başka türlü yorumluyor. E hangisi doğru
10:52filan diye insanlar tabii ki haklı
10:53olarak sorgularlar. Şimdi kendisinden
10:56hareketle diyor ki çok ilginç bir şeydir
11:00bu.
11:02eee sonsuza girmek diyor ebediyete yani
11:07eee bitken sonsuza girmek şimdiye
11:10girmektir diyor. Yani sonsuzluk andadır.
11:16Zaman akışının bitimsizliğinde değil.
11:19>> Zaman akışının bitimsizliği
11:22diye. Yani öngöremiyorum
11:25şeyini, bitimini diye. Eğer bir yerde
11:28bitseydi zaman olmaz zaten hep sürekli
11:30akacağına göre bitimi de yok. Ona sonsuz
11:32diyebilir mi? Hayır. O eee
11:36sonlanmamış bir hareket olarak
11:38düşünebilirsin
11:39ama sonsuzluk burada şey gibi değil. Bir
11:42hareketin sürekliliğinin devamlılığı
11:44gibi değildir. Niye? E peki yanlara yani
11:48hacim olarak Bravo. Lineer bir
11:50harekettir. Hacim olarak volüm olarak
11:53düşündüğünde küre olur. Küre olduğunda
11:56hiçbir yere gitmez.
11:57>> Evet.
11:57>> Sonsuzluk küredir.
11:59>> Evet. Formlar içinde sonsuzluk küredir.
12:02Bir diğer bütün formlar eee kesiklidir,
12:05şeydir, köşelidir filan. Bütün formlar
12:08bir noktadan başlarsan Pythagorasının
12:10yaptığı bir şeydir. İşte üçgen, sonra
12:12genler, beşgen, dörtgen, sekizgen,
12:14dokuzgen filan genler, genler, genler
12:17yani açılar, açılar, açılar. Sonra
12:19açıların hepsinin kalktığı anda küre
12:22ortaya çıkıyor. Açılar kalktı. eee
12:25belirlenimler, tikel belirlenimler, cüzi
12:30eee şeyler, sınırlamalar kalkar. Külli
12:34holon
12:35>> start alacağın bir nokta yok artık.
12:37>> Hayır alırsın merkezi. Holon yani
12:40bütünsellik çıkıyor. Eee bu bütünsellik
12:44sonsuzluktur.
12:46O zaman sonsuza girmek nasıl ki kürenin
12:49görünmez bir merkezi var değil mi?
12:51Kürenin görünmez bir merkezi var. O
12:54merkezdeki nokta, sanal noktaya göre
12:57eşit uzaklıktaki çeperdeki noktaların
12:59bireşimidir küre.
13:01>> Evet. O halde ana girmek küreden yani
13:05çeperdeki zamandan
13:08merkezdeki noktaya inmektir.
13:13İşte pergelin bir ucu Mevlana'nın dediği
13:17>> pergelin bir ucu anda olsun
13:20gerisi hareket haline olan diğer
13:23çizilecek olan kızım Pergerin zamanda.
13:27Demek ki andan zamana, zamandan ana bir
13:32döngüden söz ediyoruz. O zaman sensin
13:34bize bizden yakın. Görünmezsin. Bak
13:37görünmüyormuş.
13:39Hicap nedir? Perde ne peki o zaman?
13:41Perde bizim zihnimiz.
13:44Zaman içindeki olgular, dilimiz,
13:46kültürümüz, inançlarımız,
13:48doktrinlerimiz. Bunlar perde noktaya
13:51götürmüyor bizi. Ana giremiyoruz. Anda
13:54sonsuzluğa giremiyoruz.
13:56bedenimiz, iç güdülerimiz yani
13:59arzularımız, emellerimiz, hayallerimiz
14:02bakın hepsi perde.
14:05>> O zaman bana benden yakın olması benim
14:09şeylerin eee ruhumun ateş alması. Hanım
14:13şeyde Pagoras'ın şeyinde, müzesinde yani
14:16mabedinde ora mabettir. Müze onun
14:18mabedin adıdır. Biz bugün müze birtım
14:21şeyleri sergilediğimiz yer diyoruz. Müze
14:24Pythagorasın mabet dediği yerdi. Şimdi
14:26orada ne vardı? Müz vardı. Uz müz vardı.
14:29Onları hep konuşmuştuk ama 9 müz 9 e
14:32genç kız şeyiyle heykelleriyle
14:35tasarımlanmıştı. Ortada da bir tanrıça
14:38vardı. Onun adı da Vestaı değil mi?
14:41Anımsadık değil mi? E Vesta ne? Ateşti.
14:44>> Ateş.
14:44>> Ateş. yüzlerini ateşe dönmüşlerdi.
14:47Yani ruhlarına dönmüşlerdi. Peki o
14:50ruhların ateşinden alıyorlardı
14:52esinlerini, müzlerini. Sanat, müz, müzik
14:56filan işte şiir filan buradan ruhun
14:59kaynamasından çıkıyor. Şimdi Zerdüç'te
15:02gitmiştik hanımsarsınız. Ateşti efendim
15:05işte dışarıda bir ateş yapıyor ona
15:07tapıyorlardı. Bunlar böyle ahmakmış
15:08böyle. Öyle değilmiş.
15:10O onun gösterimi, temsili, bir şeyi,
15:13ritüeli aslında ruhun kendisinin ateş
15:16almasından söz ediyormuş. İşte Uzak
15:19Doğuya gidiyoruz. Aynı orada da şeyler
15:22eee anlatılar hep aynı. Yunan'da öyle
15:25işte geliyoruz bu medeniyetin içine
15:28kültüre. İşte burada aşk deniyor. Aşk
15:31böyle bir şeyin bir şeye karşı olan
15:33sevgisi, muhabbeti filan değil. E ruhun
15:36kaynaması.
15:37>> Ruhu kaynamaz. O zaman bunu örtenle işte
15:41beden
15:43ve bir kişinin aşık olup olmadığını
15:46karşısında o da benim gibi bir bedenin
15:48ve senin gibi bedenini var oturuyor.
15:49Nereden anlayacağım?
15:51Onun artık dili şey eee düzgün cümleler
15:54kuramaz. O artık mantıksal konuşamaz. O
15:58eee bizim yaptığımız gibi böyle felsefe
16:00melsefe yapamaz. Ne yapar? Ateşli bir
16:02insan, yangında olamayız.
16:05Her söylediği şiirdir.
16:07>> Dans eder,
16:08>> dans eder,
16:09>> çalar, söyler.
16:10>> Çalar, söyler, şiir söyler. Kendine gel.
16:12Çocuk gibidir. Yani çocuklar nasıl böyle
16:15coşarlarsa yüksek
16:16>> değil mi? Buradan anlarsın. Bir de tabii
16:19sözlerindeki hasret vardır mutlaka.
16:23>> Aşık bir insanın sözünde aşkını dile
16:25getiren bir hasret vardır. O zaman
16:27sürekli bir hüzünle karışık coşku. Bir
16:30yandan coşar ve onun için çocuklara ben
16:32çok benzetirim. Çocuklar gülerken ağlar,
16:34ağlarken güler. Anında değişir bu. Eee,
16:38yetişkin olduğumuz zaman ağlanacak zaman
16:40var sanki o anda ağlarız. Yürecek zaman
16:43var o anda güleriz. İşte bu coşkulu,
16:45ateşli, aşklı insan enazesi yok.
16:48>> Şeye sığmıyor, elbiseye sığmıyor. O
16:50çocuk gibi o anda iç oyunlarını dışarıya
16:53yansıtıyor filan. Şimdi sohbet böyle bir
16:56şey yani dönüştürücü bir şey ise adı
16:59sohbet. Ama şimdi gel bir kahve sohbeti
17:02yapalım. Yani bir kahve içerim sohbetimi
17:03dedikodu yapıyorum. Çok güzel bir şey
17:05dedikodu. Yani insanlar birbirlerinin
17:06hakkında konuşuyorlar. İyi konuşsunlar
17:08tabii. Güzel bir şey ama buradaki
17:11anlatılan şey o değil. Sohbet yangı
17:15oluşturan, hasret oluşturan neye?
17:19Görünmeze. Görünmeze nasıl hasret duy
17:22değil mi? görünmeyene eee ancak ruhsal
17:26bir şeyle
17:28eee çekimle yani bir mıknatıs gibi
17:31>> bir çek bir cezbeyle ve o cezbenin
17:33tezahürleriyle işte ygılarla titremeler,
17:36haykırmalar, şiirler, müzikler filan ama
17:40bunları alırsın, kullanırsın olur
17:42profession,
17:44şair olursun, kitap yazarsın, para
17:46kazanırsın, gitaran alırsın, şarkı
17:48olursun filan
17:49>> şekilde akıl yoktur. Tabii ki bunlar
17:51olacak ama kaynağını yaratıcı yaratıcı
17:55kaynağını anlatmak için biz ona ona
17:57sohbet diyoruz. Vesta orada zer düştün
18:00ateşi yanacak. Mecusi olacaksın yani.
18:04Hadi aşk olsun.
18:11>> Buyurun efendim. Ne ikramınız var?
Sinan ve Serhan Yasdıman, bestesi Erol Sayan’a, güftesi ise Yunus Emre’ye ait “Dertli Ne Ağlayıp Gezersin Burda” isimli eseri meşk ediyor.
18:12>> Pek peki ikram.
18:14>> Aşk olsun dediğim zaman meşk yap. Meşk
18:16yap aşk olsun.
18:18Meş meşk yoksa aşk yok.
18:20>> Yat bakalım. Değil mi?
18:22>> Yakma. Uyandır. Uyandır
18:24>> uyandır.
18:25>> Söndürme. Dinlendir.
18:26>> Dinlendir.
18:29>> Kandil yakılmaz. Uyandırılır
18:31>> söndürülmez dinlendirilir. Efendim
18:34>> o ocak ocak kültüründe de anlatmıştınız
18:36zaten.
18:38>> Evet canım benim. Bak Can sohbete
18:40sofraya ikramda bulundu. Evet böyle.
18:43Ocak kültü dediğimiz budur.
18:45>> [müzik]
18:50>> H
18:52[müzik]
18:59[müzik]
19:03[müzik]
19:13[müzik]
19:19Detlini ağlayım
19:24[müzik]
19:25gezersin.
19:27Burada
19:31[müzik]
19:33detline
19:39[müzik]
19:39gezersin
19:42orda.
19:47Ağlatırsam [müzik]
19:49evlam
19:54[müzik]
19:54yine güldü durür.
19:59[müzik]
20:01Ağlatırsan
20:05mevl [müzik]
20:08yine güldürürüm.
20:11[müzik]
20:15Nice dertlik [müzik]
20:18oldu.
20:22Göçtüm burada.
20:25[müzik]
20:29Nice dertli
20:32kondu.
20:36Üçtü buralar. [müzik]
20:42Ahırsam
20:44[müzik]
20:50[müzik] yine güldür.
20:57Ağlatılsan
20:59[müzik]
21:01mevla
21:05yine güldün. [müzik]
21:13Aşk olsun. Aşk olsun.
“Girdim an’ın zikrine, azalarım dil oldu.”
21:15>> Harikaydı.
21:17Demek ki ana girmek, mabede girmek. Hem
21:20ağlamak hem gülmek.
21:21>> Evet. Girdim anın zikrine gindim. Evet.
21:26>> Girdim anın zikrine oldu diyor.
21:28>> Azalarım dil.
21:29>> Bakın ne güzel. Girdim anın zikrine
21:32>> azalarım dil oldu. Demek ki yansıtıyor
21:35>> yani. Bedeninden şey, ağzından şeydi.
21:38Onun için rakstı, şiirdi müzikti.
21:40azaları h
21:42>> temsil ediyor. Ana girenin yani zikri,
21:45anın zikri tezahürleriyle bilinir. Ama o
21:48tezahürler onun sadece temsilleridir.
21:52>> Kendisi değildir.
21:54>> Gizler, tesahürler
21:57perdeliyor. Hem ifade ediyor hem
21:59perdeliyor. Ne ilginç? Çok enteresan bir
22:01şey. O anın bahsettiğiniz
22:04ana girdiğin zaman
22:07bir eee olay vuku bulduğunda o olay vuku
22:12bularken bulurken zaman geçmiş olmuyor.
22:15>> Hı.
22:16>> Yani eee orada bir şeyin olması için
22:19gereken bir süre var. Stre olay oluyor
22:23>> ama o olay olduğu zaman yani olmamasıyla
22:27olmasının sonu arasında bir zaman geçmiş
22:30olmuyor.
22:30>> Aynen. İşte anı daim bu.
Hal-i İstiğrak ve Metin Bobaroğlu’nun “Meditasyon Tankı” anısı
22:33>> Anı daim dedikleri bu. Şimdi bu şeyde
22:35olur. Eee hali istirak derler.
22:38>> Eee hali istiraktayken işte şimdi moda
22:42moda terimle meditasyon dediğimiz o işte
22:46ibadetin asıl şeyi. Eee dalınç diyelim
22:50hani. Evet.
22:50>> Deep olan şey buna benzer. İlla tam vaki
22:54olması, mistik düy olması eee
22:57konuşmuyoruz ama her insanın bazen
23:00>> kendi kendine bir daldığı an olabilir
23:02filan. Sonra ne kadar zaman geçtiğini
23:06fark edemez.
23:07>> Evet.
23:07>> Bunun mesela şeyleri var. eee şimdilerde
23:10mitasyon tankları diye de bütün dünyada
23:13meşhur oldu. Arınmak için, dinlenmek
23:15için eee kullanılıyor bir fıçı ve
23:18fıçının içine bir jel koyuyorlar şey
23:21etmesin diye. Eee batmasın böyle şeyde
23:25tutsun jel koyuyorlar. Ben denedim bunu
23:27yani detoks bir yapan bir yere
23:30gitmiştim. Bir dostumun işlettiği. Dedi
23:33ki tanka girecek misin meditasyon
23:35tankına? Ben de duymuştum. Tabii
23:37gireceğim. Bir bakayım filan. Jel
23:39hakikaten maviyi de yapmışlar. Böyle
23:41güzel bir ışık filan koymuşlar. Eee,
23:44girdim.
23:45Eee, tamamen kapatıyor. Klosrofobin var
23:47mı filan dediler. Yok. Biz zaten mezara
23:49alışığız. Beden mezar, klosrofobim filan
23:52yok.
23:53>> Ondan sonra koy girdik. Tamam.
23:55Kapatıyorlar.
23:56şeyi de ışıkları da tamamen
23:59kaldırıyorlar ve karanlık ve jel
24:03jeldesin böyle boşlukta gibi
24:04hissediyorsun kendini gerçekten. Ve
24:08diyorlar ki biz açacağız yani.
24:10>> Ha
24:11>> ama bir düğüm şey koymuşlar buton
24:14>> yani olur da imdat benim buradan çıkarın
24:17deyince butona basarsın.
24:18>> Tamam.
24:19>> Peki
24:20girdik.
24:23Kendimi de zaten ben bu tür şeylere
24:25alışıım. E hallere hemen moda girmişim
24:28falan. Tamam güzel. Sonra bir ara işte
24:30Metin Bey, Metin Bey falan açmışlar
24:32şeyi. He dedim he
24:35>> yani ayıktı. Efendim? Ha kendime geldim.
24:38>> Buyurun. Tamam zaman tamam. E daha yeni
24:41girmiştik dedim. Hani hani
24:44>> şeydi bir seanstı bu.
24:46>> Ne kadar sürecek?
24:47>> Evet. 45 dakika diye seans ben okudum
24:49orada. 45 dakika kalacaksınız.
24:52>> Daha yeni yeni girdin.
24:54>> Yok efendim. 45 dakika değil. Hatta siz
24:57şey oldu. Eee işte oranın sahibi biraz
25:00açtınız filan dedi. Çıktım zaman
25:02kaybolmuş.
25:04>> Zihnimde ne kadar kaldımı algılayamadım.
25:08Sonra diğer deneyimde olanlar da benzeri
25:11şeyler yaşadıklarını söyler. Ha peki
25:13niye dedin bu fıçı bıçı ya? Nereden
25:15çıkarttınız bu meditasyon fıçısını? Bunu
25:17işte aslında şey yapan dünya tanıtın Oşo
25:20diye bir
25:21>> Bagvan Rajnş diye bir şey vardı. bir eee
25:26dahi zeki, müthiş provokatör.
25:29>> Of alt üst etti filan di yani böyle bir
25:32döneme damgasını vurdu. Onun kendi
25:35aşramında eee Oregon'da yaptığı şeylerde
25:38çalış aşramında böyle bir fıçıyı
25:42>> meditasyon fıçısı diye koymuş ve arınma
25:44süreçlerinin bir aşamasında herkesi o
25:47fıçıdan geçirerek eee şeye sürece
25:50alıyormuş. Peki demişler ki bu nereden
25:52çıkartır? Nereden icat ediyor? Bu demiş
25:54ana rahminin simülasyonu.
25:57Ana rahmi gibi o jerin içinde
25:59>> cenin
26:00>> cenin
26:01>> eee şeyin ışık yok ve oradaki boşlukta
26:05işte karanlık ve içe dönüyorsun. Belli
26:08bir süre sonra zaman algısı kalkıyor
26:10gerçekten
26:11>> ve ana giriyorsun. Gerçekten ana
26:13giriyorsun dedim. Yani dediğin gibi
26:15çıktığınız zaman ne kadar zaman geçti?
26:17>> Erbain de benzer. Erbainiler de öyledir.
26:20Yani tipik şeyler de sufiler, bilgeler,
26:23uzakdoğu bilgeleri filan bu deneyimleri
26:27eee yaparlardı. Yani deneyim olmayan
26:32tasavvuf olsun adı, felsefe olsun, diğer
26:35ideoloji olsun konuşmalar boş boş
26:38işlerdir.
26:40>> Rüya gibi bir şey aslında. Rüya
26:42>> söz sözleri var.
26:43>> Zamansızlığın
26:44>> sözleri var. Yaşantısı yoksa kopmuşsa
26:48boş konuşmalar boştur.
26:50>> Deneyimi var ve onun dile getiriyorsa o
26:54zaman o dile yansımalar o dışa
26:55vurumlarda müziğinde de
26:57>> Evet. O coşkunun bir yansıması olduğu
26:59için etki gücü, tesir gücü vardır.
27:03Yani aynı biraz evvelki şeye girdiniz. O
27:06girişte ben mesela hemen etkilendim.
27:08Aynı eseri başka birisi de çalabilir ama
27:11o dokunuşlar belki olmayabilirdi. Belki
27:14daha derin dokunanlar olacaktı
27:16bilmiyorum ama etkilenme
27:18>> hemen
27:19>> yaşantının dışarıya tezahürlerinde
27:22taşınabiliyor demek istiyor.
27:24>> Evet. düşüncelerimiz dalga olarak aynı
27:26zamanda beyin dalgaları olarak
27:28yayınlanmıyor mu? Yani sadece dilimizden
27:30çıkan foneye form vermek, sesler vermek
27:34ulaşmıyor insanlara. Beyin
27:36dalgalarımızda vücudumuzun eee eee
27:39şeyleri var. Aura dedikleri
27:41hektoplazmalar var. Bunlar da etki
27:43ediyor, etmiyor mu?
27:44>> Tabii ki.
27:45>> İşte sohbet tüm bunların birlikte olduğu
27:47bir hamam.
27:49Ben Hammamizade oldum şimdi. Ham gibi
27:53>> enerji
27:53>> arınma yeri yani.
27:55>> Evet.
27:56>> Hem bir sıcak hem şey rutubet var çok
27:59yüksek hem de yıkanıyorsun falan filan.
28:03Hamam da bir mabet değil mi ya? Zaman
28:05kopuyor. Oraya gidiyorsun yıkanmaya
28:06giriyorsun. Vaftiz oluyorsun. Zamandan
28:09kurtuluyorsun. Zihninden kurtuluyorsun.