Full transcript
Hz.Musa, Sina Dağı, Yanan Çalı ve Ben
0:02Sina dağına çıkar. Musa nebi, İsrail
0:06kavmi eee der ki, "Beni Tanrı çağırdı.
0:09Siz burada bekleyin. Eee, dağın eteğinde
0:11bekleyin. Sakın girmeyin. Burası
0:14mukaddes Fadidir. Girmeyin. Ben
0:17çıkacağım. Bu bir volkan tasarımıyla
0:19anlatırım. Çünkü bu da bir metafordur.
0:22>> Yani dumanlar çıkıyordu, alevler
0:23çıkıyordu dağda. Ne demek? Bir volkanmış
0:25demek.
0:26>> Hı hı. Ama işte a bir volkan var bize
0:28onu yutturuyorlar filan değil. O bir
0:30metafor olarak baktığınız zaman bir
0:32kendi iç dünyasındaki bir yükselişi
0:34anlatıyor. Dışta da e volkana benzeyen
0:37bir şey diye anlatıyor. Neyse böyle
0:38buraya geçelim. Bu tasavvuf hikayeleri.
0:41>> Çıkıyor bir ateş görüyor. Bir çalı
0:43yanıyor.
0:45Olabilir. Herhangi bir yere bir yanan
0:47çalı görmüyor muyuz? Ama biraz sonra o
0:50çalı yanar biter. Dumanlar tutar orada.
0:53Burada çalı yanıyor, duman çıkmıyor.
0:56Çalının kendisi tükenmiyor. Sanki çalıda
0:59bir ışık çıkıyor gibi düşünün. Öyle
1:02şaşırıyor
1:04ve oradan bir ses geliyor.
1:07Çalıdan mı geliyor? Ona baktığı zaman
1:10kendi iç sesi mi dile geliyor? Ayrı bir
1:12konu. İşte birisi tasavvuf birisi eee
1:14dış anlatımı.
1:18Sesleniyor ona. Musa. Allah Allah. Bir
1:20ses geldi şimdi bana.
1:22Peki ne arıyordu?
1:25Eşi hamileydi.
1:27Hava soğuktu.
1:29Dışarıdaydılar. O dağın eteğindeydiler.
1:31Hava soğuktu. Eşi titriyor. Doğum
1:33şeyleri var. Sancıları var. Ateş
1:35arıyordu.
1:36>> Evet.
1:38>> Şimdi burayı unutarak hemen gitti
1:39tanrıyla konuştu falan. Öyle değil. ateş
1:42arıyor ve hakikaten eşinin üşümekte
1:46olduğunu bir çocuk doğacak olma paniği
1:48içinde bir şey diyor. Yani eee et
1:51çevresindeki başka hiçbir şey onu
1:52ilgilendirmiyor artık. Doğrudan doğraya
1:54ateşe odaklı ve gidiyor orada bir ateş.
1:58Sanal bir ateş mi? Reel olsa o şeyi
2:01yakardı. Sanal olsa rüya mı gördü? O
2:04zaman hanımefendiyi ne götürecektiler?
2:07Bunlar tartışılabilir. Ha biz şimdi
2:09serüvenin iç dünyası.
2:12Ben senin rabbinim diyor. Ben senin
2:14tanrınım.
2:17Vay can. Senelerce üzerine düşündüğüm
2:20işte Mısır öğretisi, bilmem
2:22hiyeroglifler, Amonra öğretileri, şunlar
2:24bunlar. Sonra gelip Mezopotamya filan
2:27>> böyle bir dedikodusu olan
2:29bir şey doğrudan bana hitap ediyor. Ben
2:32senin tanrınım.
2:34Şimdi diyor ki ben eee İsrail kavmine
2:41döneceğim
2:43ve bana soracaklar.
2:46Seni kim kim gönderdi? Ben ne diyeyim
2:49onlara? Senin adın ne yani? Kimsin sen?
2:54Bir ses ama
2:56bir ateşten konuşuyor. Kendisi yok. Yani
2:58bir ses var görüntü yok.
3:01Hatta erini ya Rabbi ey efendi seni
3:04göreyim diyor. Lenterani göremezsin
3:07diyor. Neye göre? Kur'an'a göre. Yani
3:10görünmez olan bir ses. Dışarıda görünmez
3:13olan fakat sesi olan dışarıdan bir ses
3:16gelirse dillik
3:18sesi var. Kendisi görünmese bu insanın
3:20vicdan sesidir.
3:22>> Vicdanından bir ses. Diyor ki ben senin
3:25rabbin. Peki ben gideceğim bana
3:29diyecekler ki seni kim gönderdi? Ne
3:30diyeyim?
3:33Ehye. Aşer ehye. Onlara de ki, "Ben olan
3:38ben beni gönderdi." Birkaç tane ben
3:41geçti ya. Ben olan ben beni gönderdi.
3:48Şimdi ayır bakalım.
3:50Rab Musa'yı ayır birbirinden.
3:54Bunu ben benim diye çevirirler
3:57aslında. Ehye aşer ehye ben olan ben iki
4:01ben var. Birisi soyut birisi somut.
4:04Arada olkunmak var.
4:07>> Yani
4:10ben benimden öte öte özneyi daha ileri
4:16taşıyacağımız hiçbir eee aşama yoktur. O
4:19nedenle özne yani bilincin, kendilik
4:22bilincinin en yüksek biçimin özdeşlik
4:25diyoruz ona. Ben benim
4:28ve diyor ki nesiller boyunca benim adım
4:30böyle çağrılacak.
4:32Şimdi nesiller boyunca çağırılacak ne
4:34demek? Ebediyen böyle çağıracak ne
4:35demek? Aşılamaz demek.
4:38Peki herkes benim adımı anacak diyor.
4:41Hayda nasıl olur ya? Şimdi öğreteceğiz
4:44insanlar. Lütfen işte Tanrı'nın adını
4:47anınız. Hayır demenize gerek yok. Tüm
4:50dünya ister Japon olsun, ister İngiliz
4:52olsun, ister Türk olsun, ister kim
4:53olursa olsun, inancı ne olursa olsun,
4:55dinli dinsiz ne olursa olsun ben diyor.
4:57Bitti.
5:00Ben diyor ya.
5:02Ben beni herkes anacak. Zorunlu yani.
5:04Bak zorunluluğa geldik. Ben diyorsun.
5:07Ben de ben diyorum. Şimdi ne olacak?
5:11Değil mi? Ben diyorsun. E ben de ben O
5:12da ben diyor. O da ben diyor. O da ben
5:14diyor. Hayda ne olacak şimdi? Burada
5:16final bir şey. Mürşid-i kamil. Mürşid-i
5:19kamil yani en kamil tahrik edici, irşat
Mürşid-i Kamil Nasrettin Hoca ve kabak hikayesi: “Tak, Tak, Tak”
5:23edici olan demek kim? Nasrettin Hoca. En
5:26yüksek odur. Spiritüel yani.
5:29>> Yani kendiyle dalga geçebiliyorsa
5:32o tamam duracı. Başkasıyla dalga
5:34geçiyorsa o mürşit değildir. Başkasını
5:36aşağılıyorsa başkasını eee siz işte
5:39bilmezsiniz gelin ben size öğretiyorum
5:41filan.
5:42kendiyle dalga geçerek irşat eden
5:45Nasrettin Hoca. O nedenle hoca Nasurdin
5:48efendidir ve bir Bektaşi dervişidir
5:51yani. Evet. Neyse bu Bektaşiliği illa
5:54öne çıkarmak falan zannediyorlar. Öyle
5:55değil yani. Kaynağını söyleyeceğim. Ne
5:57yapayım yani? Yunus Emre diyorum.
5:58Kaynağı ne? Bektaşik. Ben ne yapayım
6:00şimdi? Yani yani illa Alboru başka bir
6:03yere koymam mı gerekiyor filan. Şimdi
6:05hoca Nasrettin koş.
6:08irşat kendi mürşidinden ya da kendi
6:11yolundan her neyse irşat olmuş ya da
6:14olmak üzere olmak da neyse artık onları
6:17biz şey etmeyelim kesinleştirmeyelim.
6:19Bir kabak eee şey içi boşaltılmış kabak
6:21siz kullanıyorsunuz müzikte.
6:23>> Evet.
6:23>> Hani şıkkıdık şıkı ne o?
6:25>> Shaker.
6:26>> Shaker o içindeki şeyler var.
6:28Çekirdekleri var. Onlar
6:29>> onlar kurutunca o
6:31>> vurdukça duvarlara içerideki duvarlara
6:33vurdukça çıkarttıkları sesten bir ritim
6:35üretme şey mi?
6:37>> Şimdi o kabağı on kabaktır o. O kabak
6:40kurutulmuş o kabağı beline bağlıyor hoca
6:43Nasrettin
6:45>> ve bir akçe alıyor eline. Yani bir
6:48madeni para akçe akakça karagün içindir.
6:53Alıyor şeye vuruyor kabağa.
6:56Çıkan ses tak.
6:59Tak.
7:01Tak. Yankılanıyor değil mi? Bir de tak.
7:03Şimdi beline bağladı. Bak sembolik bir
7:05anlatı.
7:07Kabağa vuruyor. Tak. Tak. Aslında kendi
7:10benliğine vuruyorsa
7:13o tak olmuyor da. Hak hak oluyor.
7:16>> Hak hak.
7:20Ama şimdi şey yapıyoruz. Sanatsal dışa
7:23vurun yani Nasrettin'in kendi anlatımına
7:25geçiyoruz. Kabağı bağladım ve ora
7:27vuruyorum. Tak.
7:29Ve her tak tak vuruşunda diyor kendinden
7:31geçiyormuş hoca Nasrettin. Hanımı da ev
7:35işleri yapıyor. İşte zahmetli ev
7:37işlerini yapıyor. Fakat bakıyor ki
7:39beyefendi hoca Nasruddin şeye uzanmış.
7:43Orada kendinden geçiyor. Tam uyanıyor.
7:46Kendine gelecek tekrar kabağa vuruyor.
7:48Vuruyor vuruyor. Tekrar kendinden
7:49geçiyor. Biraz sonra diyor hoca hoca
7:53diyor akşama yemek yiyeceğiz. E şu şeker
7:57lazım, tuz lazım işte şu lazım, bu
7:59lazım. Sen orada habire şeye kabağa
8:01vurup duruyorsun. Kabağa vurmak biraz da
8:03kafaya vurmak gibi olmuyor ama hani.
8:04>> Hı hı.
8:05>> Yani hak hak tak tak
8:09bırak şu tak takı da diyor yani laklakı.
8:12Tak tak aynı zamanda laklak yani
8:14gevezelik konuşma mesela benim için tam
8:16şu anda laklak işte.
8:18>> Şimdi hanımefendi benim destek orada ya
8:20bırak şu laklakı da git şimdi alışveriş
8:22yap falan. O can tabii diyor. Tabii
8:25tabii. Hemen çıkıyor dışarıya gidecek
8:28bir şeyler alacak. Çocuklar da
8:30bilirsiniz halen vardır. Köylerde bu çok
8:32olur. Şehirde pek olmuyor. Köylerde
8:35böyle mezuplar eee köyün delilleri filan
8:39>> çıktığı zaman sokağa çocuklar hemen
8:41hemen etrafına toplanırlar. O bir şeyi
8:43yapar. Onlar da onu şey eder. Takl
8:46yansılarlar. Yani taklit ederler. Bir
8:49bakıyorlar ki hoca yolda giderken de tam
8:52böyle gidiyor normal tak tak vuruyor ve
8:54şöyle bir sallanıyor sarhoş oluyor filan
8:56duruyor kendine geliyor gene yürümeye
8:59başlıyor biraz sonra tak tak o da eli
9:01otomatik vuruyor sanki yani vurma da
9:03yürü işte hayır arada tak gene
9:06sallanıyor filan çocukların hoşuna
9:08gidiyor bir tanesi gidiyor bir kabak
9:10bağlıyor o da
9:11>> geçiyor hocanın karşısına
9:13hoca tak tak vurup böyle kenden geçince
9:17çocuk başlıyor tak Tak tak vurmaya.
9:19Çocuk şey vurunca hoca ayık
9:24çocuğa bakıyor. Sonra kendisi vuruyor.
9:26Gene kendinden geçiyor. Gene çocuk
9:28vurunca ayıkıyor.
9:30Hoca diyor ki sen ben, sen ben kimim?
9:36>> İşte final.
9:38Anlayan anlasın.
9:42>> Sen bens ben
9:44sen ben bak ben sen demiyor çünkü. Ben
Ene’l Hakk - İnne’l Hakk
9:47hak hak diyorum. Sen de hak diyorsun. Bu
9:49hakkın belirlenim edatı neydi?
9:53Enel hak.
9:54>> H.
9:55>> E senel hak diyorsun. Ben el hakel.
9:58>> Şimdi enel hakta kaldık mı? Enel hakkı
10:01böyle çok yüceltiyor modernler falan.
10:02Kendileri ferdiyet filan olduğu için
10:04özgürlük falan filan. Enel hak
10:08sen ben ben olmuş. Halbuki enel hak.
10:11Enel hak. E ne olacak şimdi? Innel hak.
10:15>> Biz hakkız.
10:17Enel hak, innel hak olmadığı zaman
10:19egoizm. Egoizm modernizm demek.
10:23Modernite değil.
10:25Modernizm egoizm.
10:28Innel hak demiyor. Atomik bireyler,
10:30soliptik benler, herkes ben diyor.
10:33Bizi söyleyen benler innel hak olan enel
10:37hak. Enel hak innel hakta erimiş değil.
10:41Yani kendi hakikatini eee diğerinin
10:44hakikatiyle bütünleştirip bir toplum
10:47eee şeyine eee üst benliğine eee şeye
10:52eee halk tinine eee öznel tini halk
10:56tinine hizmet eden. Çünkü o bir kere
10:59yapılmış bir şey değil. Taş bina değil
11:02bu. Yani sürekli ben eee şeye toplumuma
11:05hizmet edeceğim. Sen sürekli o süre
11:07herkes kendi işini yaparak adalet.
11:09>> Evet. Sen müziğinle yapacaksın işte ben
11:11kelimelerle yapacağım. O yazılarıyla,
11:14romanlarıyla işte diğer şeyler diğerisi
11:16resmiyle filan. Herkes kendi hakikati
11:20eee çalışmasını enel haklarla hakikati
11:23enel hak kendisi hak. Ben batıl mıyım
11:25ya? Diyorlar ki enel hak demiş adam bak
11:28görüyor musun? E ne batıl mıyım
11:30diyecekti ya. Kendisindeki hakkı
11:32hakikati hizmete sokmak anlamında. Yani
11:36dolayısıyla yanlış anlamalarla eee
11:38hakikatler de kirleniyor ve günümüzde de
11:41bunları meteden de zemmeden de problem
11:44yaratabiliyor.
11:45>> E peki biz bunları düzeltebilir miyiz?
11:47Bizim işimiz değil. Y biz biz kimseyi
11:51düzeltmek için falan. Şimdi biz ne
11:52yapıyoruz? Yani müzik dersi vermiyoruz
11:54değil mi? Ne yapıyoruz? Çalıyoruz,
11:55eğleniyoruz işte isteyen dinler, isteyen
11:58dinlemez.
11:59>> Zevk ediyor. Bu bir ders değil. Kimseye
12:03bazıları işte öyle talepte bulunuyorlar.
12:04İşte bir kursunuz var mı? Gelelim. Bir
12:06eğitiminiz var. Ne yapacağız yani? E
12:09niye konuşuyorsunuz o zaman? Tahrik
12:11oluyorsan ne güzel işte. Ha tahrik
12:14oldun. Git o zaman bir müzik aleti al.
12:15Başla çalışmaya işte.
12:16>> Evet.
12:17>> Kelamına çalış ya da neyse esinlendiysen
12:20tamam işte buyurun. Hayır seninle senden
12:23bana ver. Yani burası şey değil ki
12:25hakkal dükkanı değil ki burada hakikat
12:27satılsın.
12:28>> Gel raftan al bir tane bana hakikat ver.
İsmail Emre’ye soruyorlar
12:30İsmail Emreye böyle birisi soruyor. Çok
12:33üst bir soru soruyor. Şimdi o soruyu
12:34söylemeyeyim. Eee, Oat alanda kaçan mı?
12:39>> Ha,
12:40>> öyle bir soru soruyor ki yani kendi
12:42hakikatimi bana söyle. Alanda kaçan mı
12:45diyor.
12:46>> Kendi hakikatin diye sen aslında böyle
12:48dışarıdan alınacak bir şey zannediyorsan
12:50alıp gidersin. Ya
12:51>> tabii ki
12:51>> o dükkanda kalmazsan o dükkandaki mal
12:54raftan alıp gidersin.
12:54>> Ucuza satarsın. Sonra da
12:56>> ve satarsın. Demek ki o hakikat olmaz.
12:58>> Evet. Evet. Demek ki onun adı hakikat
13:00değil.
13:00>> Evet.
13:02>> Hoş geldin
13:04ya. Bunlar bereketli oluyor. Hep
13:06çağırmayalım. Çok bereketli oluyor.
Gülgün Hanım’ın sorusu
13:08>> Sen sen bensin. Ben ben kimim? Sen doğru
13:12mu söyl? Ben bensen
13:13>> sen bensen
13:14>> ben kimim?
13:15>> He ben kimim dediği felsefeci söylersek
13:18şey Hegelti'nin tözü özgürlüktür.
13:20Özgürlükte saltık başkasının
13:22kalmamasıdır.
13:23>> Ama işte orak şeye saltıka gidiyor.
13:26>> Saltığa gidiyor.
13:27>> Halbuki saltık eee Hegel diye onu
13:30felsefesinde söylersek İbn Arabi
13:32gibidir. İbn Arabi'de ayanı sabiteler
13:35tahakkuk ederler.
13:37>> Yani ayı sabiteleri ararsanız onun
13:39tahakkukunda arayın.
13:41>> Ne demek o? Varoluşta
13:44ortaya çıkmıştır. Varoluşta onu bulun.
13:47>> Ağaç meyvesi.
13:47>> Zihninizde değil meyvenin içinde bulun.
13:50çekirdeği demiş. O heegelde öyledir.
13:53Saltığa gitmek için bize bir şey yol
13:55göstermez. Saltığın tezahürlerine
13:57gitmek. Zitli gayet.
13:58>> Evet.
13:59>> E varoluşlar nerededir? Saltık varoluş
14:02dedim ya. Elmanın kemali varoluşta.
14:04Saltığın güzelliği orada.
14:06>> Ben saltığı nasıl göreceğim?
14:08>> Saltık bir ide. İde görünmüyor.
14:10>> Evet.
14:10>> Zat görünmüyor.
14:12>> Zat görünmüyor dediğimiz bu. Ama bir
14:14elmanın eee en yetkin halinde bir eriğin
14:17en yetk halinde. Hep ben meyveciyim ya.
14:19Demek ki Allah. Lahana olsun. Lahananın
14:22en yetkin halinde
14:23>> kabak
14:24>> ama benim için lahananın en yetkin hali
14:26turşuzdu. Şimdi hayda
14:28ne yapalım? Demek ki epistemoloji de
14:30giriyor orada. Ontoloji Lana'nın kendisi
14:33epistemolojisi turşusu. Ben turşusu çok
14:36severim.
14:36>> Turşu. H.
14:38>> Peki burada bir şeye dönmek istiyorum.
14:40>> Tezahürler. Yani
14:42>> iziniz olursa.
14:43>> Estağfurullah. eee, hüsnü mutlak
Serhan Yasdıman’ın hüsn-ü mutlak sorusu
14:46kavramında,
14:48eee, hüsnün yani güzelliğin göresiz
14:52olarak güzellik oluşunu söylediniz.
14:54>> Eğer eee, bir güzellik varsa yani biz
14:58bir güzellik anlayacaksak güzelliğin
15:01karşıtı olan şeyin de olması gerekmiyor
15:03mu bize orada güzellik diyebilmemiz
15:05için? Yani mutlak olan bir şey sadece
15:08kendisidir diye algılıyorum ben. Onu
15:10güzeldir, çirkindir değil yani.
15:12>> Eee,
15:13>> mükemmellik, yetkinlik demek. Mutlak
15:15olan şeyin karşıtı olamaz.
15:17>> Olamaz. Onun için göreli değil.
15:19>> O zaman sadece
15:20>> o zaman görünüşe çıkmaz.
15:21>> E o zaman nasıl hüs ona nasıl güzellik
15:24diyoruz biz? Karşıtı yoksa
15:25>> şimdi şimdi çok güzel söylüyorsun. İşte
15:27>> söylenen şey bu. Zat bilinmez lafı da
15:29bu. Zat görünmez, zat bilinmez lafı bu.
15:33Yani varoluşta bu meon mümkünat aleminde
15:36mutlak hiçbir şey yoktur demek
15:38istiyoruz.
15:39>> Hı hı. Evet.
15:40>> Bak tersi değil. Sen mutlak nerede?
15:42Mutlaka nasıl düşüneceğim diyorum
15:44diyorsun veya onu nasıl göreceğim?
15:46Mutlak görmem lazım ki mutlakı
15:48algılayım.
15:49>> Diyoruz ki bu alemde meonda
15:52>> mutlak güzellik yoktur.
15:54>> Hı hı.
15:55>> Mutlak doğruluk yoktur. Mutlak hakikat
15:58yoktur. Onun için dini söylemi de şu.
16:01Eee, mutlak, mutlak olan Allah'tır.
16:05E niye diyeyim onu ben? Yani
16:08algıladığın, yaşadığın ortamda mutlaka
16:10arama. Burada olmaz. Burada her şey
16:13göreli. Her şey izafi. Ama
16:17buradaki izafi olan, göreli olan
16:19şeylerin Evet. birbirine oranı
16:20karşıtları bu daha güzel. Bu daha daha
16:23güzel. Bu mutlak güzel yok.
16:27Bu mutlak güzeli bulsak hayat bitti
16:30aslında. Yok hep daha güzel var, az
16:32güzel var. Orta derece. İşte güzelli
16:35yarışmaları yapıyoruz. Dereceli birinci
16:38diyoruz. İkinci, 3üncü. Neye göre peki?
16:40Neye göre o birinci?
16:43Birinciye göre öbürlerinin hepsini
16:44sıralarım. Birinci buysa bu ikinci, bu
16:47üçüncü diyebilirim. Birinciyi nasıl
16:48koyuyorum? En güzel bu. Mesela şeyde
16:51vardır diyelim. Güzellik, kadın
16:53yarışmaları, dünya güzelleri değil mi?
16:55Kainat güzeli falan tatıyorlar. Sanki
16:58şey etmişiz. Aylılar, Marslılar da
17:00devreye girmiş gibi.
17:02>> Hadi dünya güzeli diyelim. Neye göre
17:05seçiliyordu?
17:07>> Şablon olabilir.
17:08>> He şablon neydi yani?
17:10Eee şikema eee temel form
17:14>> 90 60 90'dı bir zaman.
17:15>> O zaman
17:16>> hayır şimdi bu onlar onlar şey 60'lı
17:18yıllardaki
17:20>> modacıların modacıların söylediği şey.
17:22Hayır.
17:23>> Hayır. Bunun bir klasiği var. Hı.
17:25>> Klasik olmazsa bak klasik olmazsa şey
17:28olmaz. Eee, görelileri bulamayız.
17:31Klasiği var. O klasiğe göre göreli.
17:33>> Evet.
17:34>> Çok ilginçtir bu.
17:35>> Hı hı.
17:36>> Kadınlar için Afrodit heykeli. Hı hı.
17:39>> Antik Yunan'daki Afrodit heykeli
17:42>> ona
17:42>> kadınların ona göre bedenler beden
17:46olarak bedenlerin ona göre güzel olup
17:49olmaması. Yani klasik olan her dönemde
17:52referans alınacak olan şey e Afrodit
17:56heykeli.
17:56>> Afroditek kimse yok çünkü ortada.
17:58>> Afrodin heykeli.
18:00>> Erkek yarışmalarında da
18:02>> Adonis.
18:04>> Adonis erkek bedeninin ideali.
18:07>> Hı hı.
18:08>> Ideal beden.
18:09>> Hı hı. eee
18:11Afrodit'te kadınlar için ideal bedelim.
18:13Belki o dönemde hani olabilir 171
18:17yaşında ya da 20 yaşında eee kendi
18:19aralarındaki algıda güzellik olarak
18:21gördükleri insan bedenlerini heykele
18:24dönüştürmüş olabilirler. Ama biz eee
18:27sanat tarihinde bunu böyle okumuyoruz.
18:29diyorlar ki, eee, idealize ettiler. Yani
18:32bir kadın bedenini aldı ama onun, eee,
18:36hayalinde yontarak böyle, eee, olmayan
18:40hiç rastlamadığı bir beden olarak en
18:42idealini bulunca işte bu Afrodittir
18:45oldu.
18:46>> Hı.
18:47>> İster öyle olsun, ister hakikaten öyle
18:48birisini bulup onu modele yap. Ama
18:51sonuçta o şeyi dünya güzellik
18:55yarışmalarını
18:56referansı bir heykel
18:58>> bir sanatçının imgesi demek.
19:00>> Bir heykel ne demek?
19:02>> Doğal bir şey değil.
19:04>> Sanatçının imgesinin en eee eee ideali
19:09yetkin olanı ölçüt oluyor. Diğerleri ona
19:12göre oluyorlar.
19:13>> Evet.
19:14>> Ne zaman eee bu değişti?
19:18Bu salt beden ölçüleri üzerinden
19:21bedenlerin arasında en beden güzeli
19:23seçiliyormuş. Sonra dediler ki hayır
19:25artık şimdiki yarışmalar öyle değil.
19:27>> Geri sualler karşı
19:29>> eee oturup kalkması, konuşması,
19:32zerafeti, yürüyüşü,
19:35edası konuşurken ha bedeni aştı. İş
19:39romantik olmaya başladı. Yani ruhsal
19:41tezahürleri
19:43bedenle
19:45örtüşen mesela taşkın kahkahasını ha
19:48filan yapıyorsa artık o bedeni istediği
19:50kadar biblo gibi Afroditin heykeline
19:52benzesin. O güzel değil.
19:54>> Bitmeyen baş yapıt gibi oluyor.
19:56>> Bitmeyen baş Evet. Bitmeyen bir başıt
20:00>> haline geli. O halde beden
20:02>> eee duyguların şeyi toplumsal o
20:06ortalaması değerleri filan. E aklı,
20:10zekası, onun kullanması bak artık
20:12bütünsel bir şey. Şimdi o ona bu kez
20:16referans alıp bu daha güzel, bu daha
20:19güzel. Ben son o ilk dönemlerdeki
20:23>> dünya güzellerini mesela seçin ilk
20:25dönemler isimleri var aklımda ama
20:27söylemeyeyim.
20:28>> Eee, bakıyordum. Eee, şey böyle etli
20:32mutlu, hatunlar falandı yani.
20:34>> Eee, balık eti filan sonra ortaya çıktı.
20:37Onlar pek balketi değildi. Goya'nın
20:39tabloları yani Goya'nın tablosundaki eee
20:42o kadın şeyleri, bedenlerine bakın. O
20:45dönemin güzelleriymiş herhalde onlar
20:47yani. Değil mi adam?
20:48>> Evet.
20:48>> Buün ama bugün o Goyanın tablosundaki
20:51hatunlara kimse bakmaz yani. Onu giyin
20:53giyin derler. Yani bir insan daha iyi
20:56olur.
20:58Yani her dönemin ölçütleri,
21:01>> beğenileri
21:02>> eee farklı ama klasikte
21:06yani Antik'daki o heykellerde
21:08hep her dönemi aşan bir ideal form.
21:12Beden için bu.
21:14>> İşte bu ruh için de ideal olan ama
21:16bunlar hiçbiri mutlak değil.
21:19Dolayısıyla hüsnü mutlak kişisel bir
21:21şeydir. Eee, şey
21:23>> dünyada örneklenebilecek bir şey yoktur.
21:25O zaman
21:25>> yoktur. Dünyadaki tüm örnekleri eee
21:29örneklemelerin eee hiçbirinin mutlak
21:32olmamasının ölçütüdür.
21:35Hiçbir şey mutlak değildirin
21:38ölçütü hüsnü mutlaktır. Mutlak güzellik
21:41Allah'a mahsustur demek hiçbir şey
21:43mutlak değildir demek içindir.
21:46>> Hiçbir şey mutlak değildir. Görelidir.
21:49Daha daha güzel daha az güzel falandır.
21:51Ve bu hep böyle olacaktır. Bir tam güzel
21:55hakiki işte her şeyi tamamlamış bir
21:58güzel olmayacaktır.
22:01O bir bitimdir, bir ölümdür.
22:03Sürekli e güzellik tezahür edecek.
22:06Tüketemeyeceğiz.
22:08Yani mutlak güzeli tüketemeyeceğiz. Bunu
22:11dinsel anlatımı Allah güzelliği sürekli
22:14yaratır.
22:15>> Mutlaktan kasıt sonsuz mansuz.
22:18Bak işte geldi.
22:19>> Hüsü sonsuz
22:20>> noktayı bastı.
22:21>> Hüsnü sonsuz. O zaman
22:22>> iyiyi İncil'de İsa'ya sorduklarında o
22:25nedenle iyi dünyada bir şeyle
22:27eşleştirmiyor. Kendiyle
22:29>> şeye tanrıya atıf yapıyor
22:31>> ya. Tanrıya atfetmek demek tüketemeyiz
22:33demek.
22:34>> Evet. Evet.
22:35>> Tüketemeyiz yani. Tüketilemeyen şey
22:37mutlak yani göreli değil. Koşulsuz
22:40>> tüketilemez. Koşullu bir form alıyor.
22:44Koşul şerait koşullar.
22:48Şeriat yasalar.
22:50>> Evet. Şeriat şeraitle buluştu mu hakikat
22:52oluyor.
22:53>> H
22:53>> kullanımı da marifet
22:56bilmek ve yapabilmek. Hepsi
Yol aşkına
22:59yani lezzetli bir iş yani. Eee bu şey
23:02derler arifler. Herkes bu işte bir
23:06nihayet ister. Her nihayet bir
23:09bidayettir bana diyor. Yani sen herkes
23:13bu yola girer. Bir son ister. Yani
23:15varacağı bir son ister.
23:16>> Evet. Her varacağı son yeni bir
23:19başlangıçtır.
23:21>> O zaman biz yol aşkına diyoruz işte.
23:25>> Yol aşkına.
23:27>> E hedef aşkına değil.
23:29>> Evet.
23:31>> Varacağım bir menzil için değil bu yola
23:33çıkmam. Bu yol beni dönüştürüyor,
23:35değiştiriyor. Yolda olmam iyi bir şey.
23:37İşte buna da aşk diyoruz.
23:39>> Evet.
23:40>> Yani bir türlü varamamak aşk. Vardın mı
23:43aşk bitti ya. Vuslat. Vuslat vuslat. Ve
23:46buat oldu. Aşk bitti.
23:47>> Bitti.
23:48>> Aşk o heyecandı. Aşk o coşkuydu. Aşk
23:50bütün değişimlerin kaynağıydı. Sen de
23:53diyorsun ki aşk bitsin.
23:55>> Mutlak oldun.
23:57>> Aşk diye bir şey kalmadı. Efendim şimdi
23:59şöyle bir e ariflere ariflerin şeyi. E
24:02siz aşk diyorsunuz arada kaldınız.
24:04İkiliktir o. Siz hakikatten haberiniz
24:07yok. Hakikat tektir. Ona vasıl oldu mu
24:10aşk da biter. Aşkı ortadan kal
24:12yaşamıyorsun demek istiyorsun. Evet.
24:14>> E sen git babacığım. Sen de o hakikate
24:16git.
24:17>> Yaşamanın tadı, erişme arzusu ama
24:20erişmeme,
24:22sürekli erişme şeyinde. O zaman kendini
24:26yeniden üretme, yeniden üretme anlamına
24:28geliyor. Yaşamak zaten bu demek.
24:29>> Evet.
24:30>> Bir şey vardı. Eee, MF'nin bir şarkısı
24:32vardı.
24:35Heyecanlı, heyecanlı yani canlıyım.
24:38>> Canlı
24:39>> muhteşem
24:39>> yani. Canlı.
24:40>> Bakın şimdi mürşitli bunlar. Var mı
24:42sende
24:43>> ya? Yok abi.
24:43>> Ha yok. Bir dahaki sefere.
24:45>> Heyecanlı.
24:47Heyecanlı yani. Canlıyım.
24:50>> Evet. Yani heyecanlı olmak canlı olmanın
24:52kanıtı. Ben şimdi böyle bu da gibi
24:55otursam öyle bir heykel ne güzel heykel
24:58falan der.
24:59>> He de öyle. Dem öyle heyecanlı yani
25:03canlı olmak işte sürekli aşkta, sürekli
25:06tutkuda, sürekli üretimde sürekli
25:08paylaşımda ol.
25:09>> Organizma
25:10>> aşağı
25:11>> ya o şey gibi bir anlatabilir miyim? Abi
25:13buyurun. Biz sizi çağırdık ama biz
25:15konuştuk. Ne yapalım? Bir dahaki sefere.
Gülgün Hanım’ın “perspektif” anlatısı
25:17>> Eee şey perspektif ilk böyle bulunmaya
25:20başlandığında aslında şimdi 4. sınıf
25:22çocuğu perspektif yapamadığında fırça
25:24yiyor hocasından ama öyle şeyler beni
25:26çok etkiliyor. Mesela Hegel diyor ki 200
25:28sene önce bir matematik sorusunu
25:31profesör çözerken zorlanıyordu. Şimdi
25:33biz onu ortaokuldaki çocuğa
25:34çözdürüyoruz. Çünkü akılla kemaline
25:37eriyor ya. Perspektif Orta Çağ'dan sonra
25:40böyle Rönesans'la birlikte ilk
25:42düşünülmeye başlandığında ya mesela bu
25:44beni o kadar garip bir şey ki bakıyor
25:48buradan bir yola bakıyorum ben o
25:49ağaçları böyle çizeceğim biliyorum bu
25:51onlar için yeni bir şey ve öyle büyük
25:53bir heyecan yaratıyor ki hatta Avrupa'da
25:55müzelerde bu iki boyutlu resimler vardır
25:58ya
25:59>> adamın adını hatırlayamıyorum tam o
26:01dönemde perspektif hatta Boticelli bu
26:04Venüs kızları var ya ayağını bir türlü
26:07perspektifin denk getiremiyor. Botielli
26:10gibi bir adam ve denk getiremediği için
26:14otları uzatıyor. Uzattı
26:16>> hiçbir şey. Bu benim adını her hiç
26:19anlattığımda hiç hatırlayamam. Çok da
26:21böyle hakikaten onun tabloları var küçük
26:23küçük şeyde Avrupa'daki müzelerde hep
26:25böyle iki boyutlu iki boyutlu. O kadar
26:28heyecanlanmış ki eee perspektif olayı
26:32resme ve yaşamına girdiğinde karısı
26:34diyormuş ki artık yat ya gecenin bir
26:36yarısı oldu. Niye? Ama diyormuş ki
26:38perspekti aşığım ama ne kadar güzel
26:41değil mi? Karısı da oturuyordur. Çay
26:42içiyorlardır perspektif konu. Ne kadar
26:45canlı bir şey değil mi? Ne kadar güzel.
26:47>> İşte yaşamak sürekli keşfetmek sürekli.
26:50>> Evet. Çok muhteşem
26:53harika. Sağ olun.
26:54>> Hoş geldin. Ağzına sağlık.