Full transcript
Halil Develioğu: “Üç’e eyledim taksim, kimse bilmez bunlar kim.” 225.Bölüm’den Devam
0:02Evet. Eee, Halil Debelioğlu'nun üç
0:04Eyledik Taksimi, eee, sözünü ettik. Onu,
0:07e, tamamlayalım.
0:08>> Evet.
0:09>> Bu üç kişiden söz ettik, değil mi? Bir
0:10tanesi Aziz Şenol Efendi diyelim. Yani
0:14bir hürmeten. Ondan sonra İsmail Efendi,
0:17İsmail Emre Efendi. Ondan sonra diğeri
0:20de Mahmut Gülcüler Efendi. Bu Taksim
0:22neymiş? Üç eyim taksim. Evet.
0:24>> E diyor ki eee bu Halde Veloğlu'nun
0:27bizzat kendisinin eee yazıları var.
0:30Söylemiş. Diyor ki eee ilmimi Azize'e
0:34verdim.
0:36Halimi Mahmud'a verdim. Aşkımı Emre'ye
0:39verdim.
0:41Bakın bu üç eylediğim takdim böyle bir
0:43şey. Nitekim eee Mahmut Gülcüler böyle
0:48konuşan işte yazıları çıkan, söylemleri
0:50olan birisi olarak bilinmez. Yani çok
0:53kimse de hiç duymamıştır adını. Ancak
0:55yakinen tanıyanlar. İsmail Emre mesela
0:58kendisini sürekli ziyarete gider. Hal
1:00ehli. Hal ehli konuşmaz.
1:03Duruşu yeter. Hale bürünürsün. Yanına
1:06gittiğin zaman böyle melt al olursun. A
1:09filan. Tasavvufta bunlar. Bir de nazar
1:11ehli vardır. Nazar ehline gidersin. Bir
1:13bakar irşat eder.
1:16>> Eee alimin arifin yanına gidersin. Aklın
1:18kelamlarla donanır filan. Aşk ehli
1:21gittin mi hepsini yakar.
1:24Şimdi bu böyle bir gelenek e bugün eee
1:28eğer deneyimlememişsek insanlara nasıl
1:30anlatılır bilemiyorum
1:31>> ya.
1:32>> Değil mi? Böyle bir dedikodu yapıyoruz.
1:35>> Yapacak bir şey yok. Elimizden gelen bu.
1:38Evet. Buyurun efendim. Ağzınıza sağlık.
1:40>> Evet. Buyurun efendim.
1:41>> Onlar öyle dediler. Siz de böyle
1:42dediniz. Bize teşekkür ederiz.
1:44>> Allah eyvallah.
1:45>> Buyurun efendim.
Serhan ve Sinan Yasdıman, güftesi Yunus Emre’ye, bestesi ise Selahattin Pınar’a ait “Dertli Ne Ağlayıp Gezersin Burada”” isimli eseri meşk ediyorlar.
1:51Eee, şeyi
1:53>> dertli mi? Hangi ne istiyorsun şimdi?
1:55>> He, dertliği.
1:55>> Dertli.
1:56>> Tamam.
2:07>> [müzik]
2:16[müzik]
2:31[müzik]
2:38>> H [müzik]
2:43[müzik]
2:49[müzik]
2:57[müzik]
3:02[müzik]
3:08>> [müzik]
3:15[müzik]
3:17>> Defline [şarkı söyleme]
3:19alayı
3:23[müzik] gezersin
3:25burada.
3:28[şarkı söyleme]
3:29[müzik]
3:30Dertini alayım.
3:34[şarkı söyleme]
3:36gezersin
3:38[müzik] burada.
3:43Ağlatırsan [şarkı söyleme]
3:45mevlam
3:47[şarkı söyleme]
3:49[müzik] yine güldür.
3:52[şarkı söyleme]
3:56Ağlatırsam [şarkı söyleme]
3:57[müzik]
3:58evlam
4:02[şarkı söyleme]
4:03yine güldürürüm. [müzik]
4:09Nice [şarkı söyleme]
4:10aşık
4:11kondu,
4:15göçtü [şarkı söyleme]
4:16buradan.
4:19[müzik]
4:22Nice [şarkı söyleme] aşık kondu, [müzik]
4:29göçtü [şarkı söyleme] burada.
4:32[müzik]
4:36Ağlatırsam [şarkı söyleme][müzik]
4:38mevlam
4:42yine [şarkı söyleme][müzik] güldürür.
4:47>> [müzik]
4:48>> Ağdatırsam [şarkı söyleme]
4:52[müzik]
4:52evlam
4:55yine güldürürüm.
4:59[müzik]
5:05[müzik]
5:12>> [müzik]
5:22[müzik]
5:26>> Sevdaya [şarkı söyleme] salıma
5:30şu [müzik]
5:32verip başına. [şarkı söyleme]
5:38>> [müzik]
5:39>> Sevdaya
5:41[şarkı söyleme] salma
5:43şu [müzik]
5:45garip başını
5:52[müzik]
5:53aktır gözünden [şarkı söyleme]
5:59kanlı yaşı
6:02[şarkı söyleme][müzik]
6:06akut
6:06>> [şarkı söyleme]
6:07>> gözünden [müzik]
6:12[müzik][şarkı söyleme] kanşını
6:19kerimdir [şarkı söyleme]
6:20onar
6:25[müzik] kulun [şarkı söyleme] işi
6:31[müzik]
6:32kerimdir [şarkı söyleme]
6:33ona Ağır
6:37[şarkı söyleme]
6:38kulun
6:39şiiri [müzik]
6:45ağlatırsam [şarkı söyleme]
6:46[müzik]
6:47mevlam
6:50[şarkı söyleme]
6:51yine [müzik] güldür.
6:55[şarkı söyleme]
6:57>> [müzik]
6:58>> Ağlatırsan
7:00mevla [şarkı söyleme]
7:04[müzik]
7:05yine [şarkı söyleme] güldü.
7:13[müzik]
“Gaflet Uykusundan Uyanmak”
7:15>> Gönlüne sağlık.
7:17>> İşte bu.
7:18>> Eyvallah.
7:18>> İşte dert değil mi? Dertten söz ediyor
7:20işte. Biraz önce de biz
7:24>> dertli divaniden söylemiştik. Dert. Bu
7:26dert
7:27>> eee tabii bütün dertler bunun içine
7:29girer ama burada sözü edilen dert
7:33aslının derdi.
7:35Şimdi efendim
7:37eee gaflet uykusundan uyanmaktan söz
7:39etti biraz önce dertli divanı ve ne
7:42dedi? Cahiller kendini aklar, kamiller
7:46özünü yoklar. Gerçekten öyle bir cahille
7:49konuşulduğu zaman bu hangi anlamda
7:52cahil? Bu mana ehlinin dışında kalan ve
7:56bunu anlamayan burada ne oluyor bitiyor
7:58bilmeyen insanlar için
8:01>> ve onların bu neşede olmamalarını
8:04kendilerine bir biçimde ihsas
8:07ettirildiğinde onlar kendilerini
8:09savunmaya geçerler.
8:10>> Evet. [homurdanır]
8:11>> Rasyonalizasyonlar başlar.
8:13>> Yani şirket gerekçesi bu da vaktim var,
8:15işim var, gücüm var. Yani şimdi bunlara
8:16vakit mi ayrılır? Siz ne diyorsunuz?
8:18Dünya hallerinden haberiniz yok mu filan
8:20gibi birçok şeyler duyarız. Yani siz boş
8:23vakit buldunuz herhalde bu işler filan.
8:26Eee bu e buna cahiller kendini aklamaya
8:29çalışır ama kamiller kendilerini
8:32savunmazlar. Yani kamili nasıl ayırt
8:34edeceğiz? Kendilerini söz konusu
8:36ekmezler. [homurdanır]
8:37>> Onlar özünü yoklar. Özünde ne zevk varsa
8:41onu masaya sunar. Yani ortaya koyar.
8:44İsteyen içer, isteyen yer, isteyen
8:47bırakır.
8:47>> İkram eder, koyar.
8:48>> İkram eder. Evet. Mükrimdirler. İkram
8:50ederler. Şimdi gaflet uykusundan uyanmak
8:54eee dediğimizde hani orada dedi ki eee
8:58şeye gafletten uyandığımda doğru yola
9:01bastın. Kadem sıratel müstakim'e adım
9:04attım.
9:06>> Kadem kıdem şey adım atmak.
9:08>> Evet.
9:09>> Ha gaflet uykusuna uyanmak ise derdi
9:11düşmekle mümkün. Yani adım dediği o ilk
9:14adım derde düşmek. Sizin biraz önce icra
9:17ettiğiniz gibi.
9:19>> Eee, Muhidin Ihya, mürşid-i kamilim
Muhiddin İhya Efendi: ”Bedende buluğa erdim, başladı eş arama derdi, akılda buluğa erdim, başladı aslımın derdi.”
9:22benim. Muhittinya efendi şöyle der: "Ee
9:25bedende buluğa erdim.
9:28Başladı
9:29eş
9:31arama derdi."
9:33Değil mi? İnsan öyledir. Yani buluğa
9:35erdiğimiz çağda, ergenlik çağında artık
9:38karşı cinsi fark ederiz. ondaki e
9:41cazibeleri eee temaşa ederiz. Hangisine
9:44çekiliyoruz, hangisine çekilmiyoruz
9:46değil mi? O kendiliğinden olan bir şey.
9:48Ergen olmayan bir çocukta böyle bir şey
9:50olmaz.
9:51>> Evet.
9:52>> Dolayısıyla [homurdanır] o yani ben bunu
9:53metot olarak yapıyorum. Kendime bir eş
9:55arıyorum değil. İçindeki o dert eee
9:58ergenliğin getirdiği dert kendini eş
10:01arar böyle. Ama diyor akılda bulua
10:04erdim.
10:05başladı aslımın derdi. O nedenle Kerem
10:08ile aslı meselesi de budur. Evet. Kerem
10:11dışarıda bir aslı diye bir kıza aşık
10:13olmuş diye anlatılıyor öykü ama aslı
10:16kendi aslının arayışıymış.
10:19>> Bu tasavvu işte böyle sembolik alakolik
10:20anlatımlar. Bir bakıyorsun dışarıda bir
10:22masal ama arkasındaki anahtarları
10:26açtığın zaman arkasında bir mana dünyası
10:29ve ne yapmak gerektiğine dair bir yol
10:31haritası. Bir navigasyon diyorlar bugün.
10:34Yol haritası. O da güzel. Navigasyon
10:37şeyi de ilginçtir. Navigation'dan
10:39geliyor değil mi? Denizcilik yani.
10:41>> Demek ki deryada seyahat etmek için
10:43aslında seyir var, kaptan var, seyir
10:45defteri var ama deryadasın.
10:47>> Aman Allah.
10:48>> Rota önemli.
10:49>> Evet. Şimdi Niyazi tabii Niyazi
Derman arardım derdime, derdim bana derman imiş.
10:52Malatyeviyi
10:54derman arardım derdime. Bakın gene dert.
10:57Derman arardım derdime. Derdim bana
11:00derman imiş.
11:02Burada çok ilginç. Hak derdine düşen
11:05tabii durup dururken olmaz bu bir
11:07dertliğe
11:08uğramak lazım ki derdin aşısını alalım.
11:12Ya bir dertli göreceğiz. Vay canına bu
11:15neyin derdinde değil mi? Mal mülk
11:18derdinde mi? Makam mevki derdinde mi?
11:20Halinden, kelamından anlarızsın.
11:22>> Ama aslının derdine düşmüş bir insanda
11:25dışarıya yönelik hiçbir şey görmüyorsun.
11:27Hal ehli dediğimiz bu. gidiyorsun. Bir
11:30dert dertli ama böyle ağlak bir şey
11:33değil. Derin
11:34>> reklamını yapmıyor derdinin.
11:36>> E bravo.
11:37>> Derin bir duruş içinde ama derdi
11:40olduğunu anlıyorsun.
11:41>> Şimdi bu neyin derdinde?
11:43Bunu bana öğretemez ki. E ne olacak?
11:48Oradan aşılanıp nasıl ağacı aşılıyorsun?
11:51Meyvesi
11:52>> tatlanıyor.
11:53>> Oradan eee o hal dediğimiz evvela hal
11:56gerek neylesin?
11:58Bu hale aşine olanlar
12:01sonra gayri ihtiyari, irade dışı
12:05kendilerinde bir hasret başlar.
12:11>> Onlar hasrettedirler.
12:13Hasretin derde düştüler. İşte bu dert
12:16kendisi yol gösterendir. Rehber odur.
12:19Bir kişi değil.
12:20>> Hepsi konuşuyor artık. Bütün alem
12:22konuşuyor. Her biri
12:23>> değil. Eee, o zaman, eee, derman arardım
12:27derdime. Derdim bana derman armış.
12:31>> Sorardım aslımdan.
12:34Aslımdan soruyormuş. Aslından sorardım
12:37aslımdan.
12:39Bürhan bir delil. Bir delil ver. Aslımı
12:44arıyorum ama bir delil, bir yol
12:46izleyeceğim. Bir işaret, bir şey ver.
12:48>> Aslın bana bürhanmiş. Allah.
12:51>> Niyazi ne kadar derin bakın. Ne kadar
12:54dinek.
Aşık Yunus: “Derdim vardır, inilerim.”
12:55Şimdi gene dertten gidiyoruz tabii. Aşık
12:58Yunus.
13:00Ben bir usanmaz ozanım.
13:03Derdim vardır. İnilerim.
13:06>> H
13:06>> aa derdi nasıl onlar gerçekten inler?
13:12İnlemek diye bir bir tabiri var. Şimdi
13:14nasıl tarif edersin? Ah oh mu diyor?
13:18>> H im ne diyor? Ne yap
13:20>> bunu taklit edemezsin.
13:22>> Eyvallah. Dertlin
13:24derin
13:25>> ona has
13:26>> inlemesine tanık olman lazım. Müşahede
13:29>> şahit olman lazım. O zaman bana
13:32sorduğunda eee Serhan e abi sen dertli
13:35gördün mü?
13:37>> Ah
13:39gördüm. Görmenin bir ahı var.
13:42>> Ben onunla ona anlar. O bu adam dertliği
13:46görmüş. Kendi de derde düşmüş.
13:49>> Eyvallah. Şimdi put sufi yolu böyle bir
13:51şey.
13:53Böyle laflar, o lafları öğrenmeler,
13:55kitaplardan araştırmalar yapay zekayla
13:57da indiriyorsun. Harika tasnifler,
13:59müthiş filan ama hal yok.
14:02Hal olmayınca bu yoldan söz etmiyoruz.
14:05Ona şeytaniyet diyorlar.
14:08>> Halsiz ilim şeytaniyet,
14:13ilimsiz hal meczubiyet.
14:16ilmi hal
14:19sıratel müstak
Aşık Veysel
14:22>> e aşık veysel de büyük aşık
14:26>> gizli dertlerimi sana anlattım
14:29çalıştım sesimi sesine kattım bebe gibi
14:32kollarımda yaylattım
14:35hayali hatır et ben unutma sazına
14:38söylüyorum
14:41sazına söylüyorum
14:42>> Allah
14:43>> onlay ömür boyu sazıyla dertleş
14:48Aslının derdini sazıyla paylaşmış. Öyle
14:51insanlara ş olsun diye şarkı söylemiş
14:53filan değil. Derdini sazıyla paylaşmış
14:56ve hani gitar gibi işte Serhan değil mi?
15:00bir bebek gibi koynumda diyor kollarımda
15:03yaylattım diyor.
15:05>> Ve inanın şey bile vardır. Yani kimse
15:07yokken eee kendi kendisine sazıyla
15:11kaldığında söylediği ve asla
15:14kaydedilmemiş o kadar nefesi vardır ki
15:17belki bir bu kadar da bilinmeyen ve o
15:19anda
15:20>> eee uçmuş gitmiş olan da var.
15:21>> O an zor Evet. Evet.
15:23>> Belki İsmail Emre'nin de çünkü diyor ki
15:25altta kaydeden bu.
15:26>> Evet. Yani İsmail Emre'nin de
15:28kaydedilmemiş bir sürü olduğu kendisi
15:29mesela
15:30>> kendisi söylüyor. Kendisi söylüyor. Bu
15:31hal geldiği zaman diyor.
15:32>> Evet.
15:33>> Kendim kontrol edemediğim için bu hal
15:35geldiği zaman sokak aralarına kaçardım
15:38ve doğuş tamamlanınca kendime gelip
15:40uyanıp ondan sonra hayata devam ederdim.
15:43>> Evet. O doğuşları bilmiyoruz.
15:44>> Bilmiyoruz. Binlerce var tabii.
15:46>> Tabii.
15:48>> Aşk söyletir, dert dinletir.
15:50>> Dinletir.
15:52>> Bu sözü hepimiz biliyoruz. Yani bu
15:53Anadolu'da bu sözler ekilmiş yani hep
15:56varlar. Hanımsatmak sadece
15:59>> böylece dertlerle aşıklar buluşurlar ve
16:03sohbet muhabbet başları işte sohbet
16:05muhabbet dedikleri dertliyle aşık
16:07buluşması. Maracel Bahreyni yeltekan
Sûre-i Rahmân 19 ve 20.Ayetler: “(Suları acı ve tatlı olan) iki denizi salıvermiştir; birbirine kavuşuyorlar. (Fakat) aralarında bir engel vardır, birbirine geçip karışmıyorlar.”
16:11>> yani iki deniz kavuştu.
16:13>> Hı hı.
16:14>> Ama
16:14>> karışmazlar. Kavuşurlar ama karışmazlar.
16:18Dertliyle aşık bu. Ama başka anlamlara
16:21da Evet. Her mertebede farklı anlamı
16:23var.
16:24>> Aşkla, dertle de gene aynısı. Maracel
16:27Bahreyn, yeltek. Kav onlar kavuşurlar.
16:30İki iki derya ama karışmazlar.
16:33Bu tatlı su, deniz suyu gibi de
16:35sembolize edilmiştir. Evet. Kavuşurlar.
16:38>> Evet. Şeylerden biri tuzlu biri şey
16:41>> ve karışmaz. Kavuşurlar.
16:43>> Hatta nehir e şeyde vardır. O kaşta
16:46falan da vardı. Denizin içine akar.
16:49Orada tatlı su bakarsın şeydir ve
16:52kendini korur yani. Hayırdır?
16:53>> Amerika dönüşündüe okyanusta da aynı
16:55şeyi uyarıyordu kaptan pilot. Biraz
16:57sonra göreceksiniz. Bakın hakikaten
16:59böyle çizgi renkler de parçal. Şimdi
17:00bunu mucize diye almaya gerek yok. Bu
17:02bildiğimiz fiziki bir olay. Ama bu
17:04sufiler bunu hemen bu sembolik
17:07>> benzetiyor. Bir şeye benzetiyor.
17:09Kendindeki bir şeye benzetiyor.
17:11>> Ama öyle yapacak işte.
17:12>> Evet.
17:12>> Ki taşınsın bugüne kadar.
17:14>> Fihi mafih. Dünya bende. Ben dünyadayım.
17:16>> Evet. İçindeki içinde. Ben onun içinde.
17:19O benim içimi. Şimdi hakikaten
17:20>> o zaman benzetebilirim dünyayı kendime.
17:22>> Aynen. Bedenimiz şu anda zaten evrenin
17:25içinde değil mi?
17:26>> Açık net.
17:27>> Peki evren bilgi olarak bilincimizin
17:31içinde değil mi?
17:32>> İçindeki içinde.
17:33>> İçindeki içinde.
17:33>> Fihi ma fih.
17:35>> Mevlana selam olsun.
17:37>> Selam olsun.
17:38Bilgelik sohbet muhabbetle gönüllere
İhvan - Gönül Kardeşliği
17:41çalan, mayayla manevi kardeşlik bağı
17:45oluşturuyor. Buna eee innemel muni
17:49ihfetün ihvan sözü onun için tasavvufta
17:52hep ihvan. İhvan kardeş demek ama hal
17:55kardeşi başka bir şey.
17:57>> E mana kardeşi anlamında kullanılır. O
17:59zaman hani yüzük kardeşliği filan
18:01vardır. Böyle filmler filan çekiyorlar.
18:03Yok bilmem ne taş kardeşliği ama bu
18:06gönül kardeşliği.
18:07>> Evet.
18:07>> Onlar aynı anadan aynı babadan
18:10doğamadılar. Bedenleri farklı farklı
18:12genetik soylardan geldiler. Ama bir
18:15gönül mabedinde onlar hal eee
18:19birbirlerine bulaştırdıkları halle
18:21hallenirler.
18:23İşte hal ehli dertli dedi. On onların
18:26derdi var. Bu manevi bir ortam tabii
18:29değil mi? Bir bilgelik ortamı aynı
18:31zamanda. Eee ve bu neşet eder. Yani
18:35orada coşar, kaynar, buharlaşır ve
18:39yankılanır, yansır diğer insanlarda
18:41tetikler.
18:42>> Bu illa doğrudan karşılaşması da
18:44gerekmez. Onun kelamı da gittiği zaman
18:46tetikler. iç alemi uyandırır. Uykudan
18:49uyanma dedikleri de böyle bir şey. Tabii
18:53bu ortam edep erkan gerektirir. Böyle
18:56dangıl dungıl bir ortam değildir.
18:58Muhabbet ortamı, sohbet ortamı bir edep
19:00erkanı vardır. Ve buna ahlak-ı hamide
Ahlâk-ı Hamîde
19:03denir. Yani sufilerde aranan birinci ya
19:07bunlar sufi mi değil mi kardeşim ne
19:09bileyim ben diye bak bakan insanlar için
19:12onlarda ahlak-ı hamide vardır. Övgüye
19:15layık ahlak demek.
19:18ahlak Kur'an-ı Kerim'de çok ilginç.
19:20Fatiha suresi, giriş, anahtar, miftah.
19:23>> Eee, hatta o çerçeve içine alınıp
19:25Kur'an-ı Kerim'in şeyinde böyle eee,
19:28giriş şeyinde bir tek başına konur. Ön,
19:31ön söz gibi. Sonra Kur'an-ı Kerim başlar
19:35ve Fatiha suresi. Bu giriş, miftah,
19:37açılış suresi ilk ayeti. Elhamdü lillahi
19:43rabbil alemindir. Hemen bununla başlar.
19:46Yani hamtle başlar, övgüyle başlar.
19:51alemlerin rabbine övgü
19:53[boğazını temizler] denen söz eder. İşte
19:55ahlak-ı hamide onun mazharı olan yani
19:59hakkın mazharı olan kişideki o edep ve o
20:02erkana duyulan saygıyı söyler. O zaman
20:06onlar evet bir ihvfandırlar,
20:09kardeştirler. bir gönül bağıyla
20:11birbirlerine bağlıdırlar ama
20:13birbirlerine öyle saygılı, öyle hürmetli
20:17hepsi hakkı diğerinde görerek hakka
20:21boyun eğdikleri için o sofrada, o sohbet
20:25ortamında
20:26ahlak-ı hamide ışıldar
20:29ve onun eee şeyleri hem hali var hem de
20:33bugün artık öyle söyleyebiliriz. Eskiler
20:36buna feyz diyorlardı. Feyz feyyaz eder.
20:38Yani radyasyon demek. Ev
20:41>> ışıma demek face değil mi? [homurdanır]
20:43Şimdi ne diyoruz? Beyin dalgaları
20:45yayılıyor. İşte ölçülüyor, mölçülüyor.
20:48Alfası, bet'sı, gamması filan falan.
20:50İşte eskiler de buna feyz diyorlar. Yani
20:53öyle bir sohbette feyz yayılır dünyaya
20:57ve rahmettir diyorlar. Rahmet. O yüzden
21:00elhamdülillahi rabbil alemin.
21:02>> Hamd alimlerin rabbi olan çünkü rahman
21:06ve rahimdir. Errahman errahim. O rahmet
21:10yayılır. Yani insana aldığımız zaman bu
21:12sözler
21:14boşlukta kalır.
21:15>> Boş. Eyvallah.
21:16>> Eee ilahi kelamda baktığımız zaman sözün
21:20muhatabını bilmiyorsak o zaman bir Rab
21:22var, bir hak var. Nerede? Kim ne oluyor?
21:26Kimden söz ediyoruz bilinmez. Sözler
21:28askıda kalır.
21:29>> Bir müddet sonra da
21:31>> insanlar ya bunları niye söyleüp
21:32duruyorsun? Yani bir anlamı yok. Sadece
21:35bir övgü. Evet. Kime? al rabbine yani. E
21:39tamam onu söyledim. Ne iyi bir şey
21:42söyledim falan. Ha bir şey mi
21:43bekliyorsun? Yani bunu söylediğin için
21:45sen övgüye layık oldun mu?
21:47>> Hayır. Ödül mü bekliyorsun? Niye
21:49söylüyorsun? İşte irfaniyet bu sözün
21:54anlamını tanımasını
21:56kimden tezahür ediyorsa onu görmesini,
21:59>> onun haline bürünmesini gerektiriyor.
22:01Onun sohbetine girmesini gerektiriyor ve
22:05o halle hallenip övgüye layık bir ahlaka
22:08bürünmesi, edep ve ahlak sahibi olması.
22:11Onlar artık dediğin gibi en güzel şeyi
22:13söyle. Gösteriş için, rüya için,
22:15göstermek için yapma. O halde oldukları
22:17için cazibeler var. Bir gül açtığında,
22:21kokusunu saldığında çıkıp ortalıkta
22:24kendini değil mi? Bağırmıyor.
22:27>> Ama öyle bir cazibesi var ki, öyle bir
22:28cezbediyor ki gidip onu görmek ve
22:31koklamak istiyorsun. İşte hal ehli
22:33böyledir. Propaganda ehli değildirler.
22:36Onlar dertleri var yani dertliler.