Free YouTube Transcribe

Video transcript

Çilingir Sofrası 208 / An ve Zaman

Çilingir Sofrası · 2,346 words · 11 min read

Want to search this transcript, jump the video from any line, or download it as TXT, SRT, or VTT?

Open in the transcript tool

Full transcript

Sinan ve Serhan Yasdıman, bestesi Tanburi Akın Özkan’a, güftesi ise Mehmet Erbulan’a ait “Gönül Aşık Oldu Sana” isimli eseri meşk ediyor.

0:02[müzik]

0:08[müzik]

0:13[müzik]

0:24[müzik]

0:29[müzik]

0:36[müzik]

0:38Gönül aşık

0:41oldu sana. [müzik]

0:43Gezer durur

0:46yana yana.

0:49Uzak olsan [müzik] da sen yamana

0:53bana benden de yakın [müzik]

0:57mısın

0:58gönül? Aşık oldu [müzik] sana.

1:03Gezer durur

1:05yana yana. [müzik]

1:09Uzak olsan da sen bana,

1:13bana benden [müzik] de yakınsın.

1:18Bekliyorum,

1:21bekliyorum

1:23sevgilim [müzik]

1:26seni.

1:28Bekliyorum,

1:29[müzik]

1:30bekliyorum.

1:33Sevgilim

1:35bekliyorum. [müzik]

1:46>> [müzik]

1:53[müzik]

1:57>> Gece olur düşündüm [müzik]

2:01bu sevdalı

2:03başımdasın. [müzik]

2:06Neye baksam karşımdasın

2:11bana. Benden de yakınsın [müzik]

2:16gece olur düşümdesin

2:20bu sevdalı [müzik]

2:23başındasın.

2:26Neye [müzik] baksam karşımdasın

2:30bana benden de yakınsın.

2:35>> [müzik]

2:35>> Bekliyorum.

2:38Bekliyorum

2:40sevgilim. [müzik]

2:42Kaç senedir

2:45bekliyorum.

2:47Bekliyorum. [müzik]

2:50Sevgilim

2:53bekliyor.

2:58[müzik]

3:01>> Maşallah.

3:03Yani sofraya güzel bir ikramla başladık

3:06değil mi? Çiringir sofrasına. Şifa

Sohbet ve Müzik

3:08olsun. Hoş geldiniz.

3:10>> Ne güzeller getirdiniz.

3:11>> Maşallah

3:13>> efendim. Çilingir sofrası. E hep

3:15söylüyoruz, anımsatıyoruz. Y sohbetler

3:18yürüdükçe 200 küsü geldik galiba.

3:20>> 100. Eyvallah.

3:21>> Eee, şimdi unutulmasın diye ben habire

3:23tekrar şey diyorum. Çilingir işte

3:25kalpleri açan bir miftahtır değil mi?

3:28>> Evet.

3:28>> Yani bir anahtardır, miftahtır.

3:30>> Dolayısıyla eee, sohbetler bir gönül

3:33açsın, bir kalplere bir şeyler

3:35ulaştırsın diye yapılan bir şey. Bir

3:37iddiası yok, bir

3:38>> eee, diskur değil, bir doktrin değil.

3:41>> Sohbet.

3:42>> Evet. Dolayısıyla eee sohbetin

3:44konferanstan, seminerden veya diskurdan,

3:47doktrinden farkı var. Eee sohbet müziğe

3:50benziyor.

3:52Şimdi müziği eee yargılayarak

3:54dinlerseniz tadını lezzetini alabilir

3:56misiniz?

3:58>> Yani bir icra yapılıyor, bir müzik

3:59yapılıyor. Bir otorite olarak ya da eee

4:04anlamaya çalışma gibi işte orada hangi

4:06notaya bastı bak oraya tam basmadı. İşte

4:09bu akoruk biraz şey bastı

4:10>> de. Ararsan bulursun illa.

4:12>> Yok illa kusur aramak adına

4:14söylemiyorum. Yani doğruluğunu da

4:15saptamaya kalkarsan yani yargılayarak

4:18müziği dinlersen müziği dinlemiş

4:20olmazsın.

4:21>> Dışında kalırsın ve eee ona

4:24yabancılaşırsın.

4:26Tadını alamazsın. Eee ve sende ruhsal

4:29bir etki yaratmaz. A ama bir şey denetim

4:33için yapılabilir. Bir sınav için

4:35yapılabilir. Bun bunları kastetmiyorum.

4:38Ama eğer müziğin akışına kendini teslim

4:41edersen, müziğin içine yerleşirsen

4:45>> o zaman bir iç zaman oluşur insanın

4:47kendisinde. Zamana dıştan, objeye dıştan

4:51bakmak yerine içine oturursun ve onunla

4:53birlikte akarsın. hani nehirle akar

4:55gibi, rüzgarla beraber eee sallanır

4:58gibi. Eee orada bir bütünleşme var. İşte

5:02sohbette eğer yargılayarak acaba doğru

5:07mu söyledi, yanlış mı söyledi onu ben

5:09başka evvel de duymuştum. şası öyle

5:11değil filan diye ve aktif dinleme

5:13dediğimiz, etkin dinleme dediğimiz bir

5:15şekilde dinlenirse o sohbet değildir. Ha

5:17bu şeydir. Eee logostur yani bilinçli

5:21bir faaliyettir. Eee edebiyat için

5:23yapılabilir, yapılmalıdır. Felsefe için

5:26yapılabilir. Bilim için bunlar tabii ki

5:28olacak ama sohbet özel bir form. Orada

5:32yargılayarak

5:34dinlenmez. Kusur veya övgü arayarak

5:37dinlenmez.

5:39Musiki gibi, Grekçesindeki gibi müzik

5:42içine, onun iç zamanına yerleşmekle

5:46akışa kendini bırakmak, teslim olmak.

5:48>> Evet.

5:49>> Bu gönüllere eee ulaşan kelama dönüşür.

5:54Şimdi bu içine yerleşmek, zamanın içine

5:56yerleşme, müzik falan ne diyoruz yani?

5:59Değil mi? Çok ilginç bir şey. Yani aynı

6:02zamanda sohbeti de bir musiki olduğunu

6:04söylemiş oluyoruz burada. Çünkü musiki

6:06bizim günümüzde işte müzik diye eee

6:11Grekçi musiki müzik diye söylüyoruz. Eee

6:15kastımız ne? İşte enstrümanlarla bir

6:18melodi ritim içinde harmoni içinde bir

6:20eee dile getirme bir icra faaliyeti

6:23olacak ve biz de bundan zevk alacağız.

6:26hoşumuza gidecek bir şey ve yalnız bu

6:29ama Grekçede musiki hani Platonda,

6:32Sokrates'te ve genel olarak tüm Grek

6:35kültüründe, antik Grek'ten söz ediyoruz

6:37tabii.

6:37>> Evet.

6:38>> Grek kültüründe musiki yalnızca biz

6:40bildiğimiz bugünkü anlamıyla müzik

6:42icrası değildir.

6:44Musiki daha önce konuşmuştuk

Pythagoras ve Muse’leri

6:47anımsarsınız Pitagorasan dolayı. Müzler,

6:50musalar, mus. Müze de oradan gelir.

6:54>> Esinlenmeler demek. Müzler. Müzler bana

6:58dedi ki Homeros diyor bize. Müzler bana

7:00dedi ki müzler kim ya? Onlar Zeus'un

7:04kızlarıdır. Bakire kızlarıdır. Hani

7:06demişti. Ha nedir bunlar? Yetiler.

7:09İnsanın kendi yetileri. Zeusa da zekası.

7:12Zekayla insanın kendi yetileri doğuştan

7:15gelen yetileri birlikte eee ilhama

7:19dönüşür, sezgiye dönüşür. Bu akıl

7:22yürütme, yargılayarak bilme, doktrinel

7:25bilme, öğrenme değildir. İçe doğuştur.

7:27improvizasyon oradan geliyor. Müzik

7:30bununla şiir formunda çıkabilir.

7:33Ondan sonra enstrümanla bir ozan hem

7:36enstrümanla hem söyleyerek çıkabilir

7:39veya rak raks durumunda, raks formunda

7:42çıkabilir.

7:44eee bir harmonik bir şey, bir ritim,

7:48harmoni bir akış, bir melodi içeriyor

7:51olması sadece onu bildiğimiz

7:53enstrümantal müzik veya şarkı biçimi

7:55değil, dans,

7:57>> eee, tiyatro hatta

7:59>> eyvallah,

7:59>> eee, formlarında ortaya çıkabildiği için

8:02Antik Yunan'da musike tüm sanatlar için

8:05kullanılan bir şey. Çok genel bir

8:08kavram. Günümüzde bu kategorik olarak

8:10artık şey oldu.

8:11>> Evet. indirgendi. Bu bakımdan sohbette

8:15tüm bu içerikleri, tüm formları eee hani

8:20Mevlana'nın şiir, dans ve melodik hatta

8:25şarkı ve onun eee sohbeti bir aradaydı.

8:30Yani buna ne diyoruz? İşte aynı cem

8:32diyoruz ya da eee şölen diyoruz. İşte

8:36sohbet o total oluşan ruhun ya da gaytın

Zaman, An

8:41adıdır.

8:43Dolayısıyla bu şu sohbettir, bu

8:45değildir. Bu böyle kategorik hale

8:46getirdik mi bölüyoruz. Böldüğümüz zaman

8:48parçalıyoruz. Zamanı parçaladığımız için

8:51rasyonel zaman oluyor. Yani üretim

8:54birimleri zamanı. Şu saatte şuraya

8:56gideceğim, bu saatte şunu üreteceğim, şu

8:58saatte buluşalım. Bunlar zamana

9:00bölmektir. Rasyonel zaman yaşam için

9:02kaçınılmaz. Yani

9:04>> olmazsa olmaz. Ama sohbetin zamanı

9:06dediğimiz zaman bu parçalı zaman,

9:10parçalanmış zaman ortadan kalkar.

9:13Bütünsel bir zaman

9:15>> algısı oluşur ve o zamanın dışında

9:19değilsin,

9:21zamanın içine giriyorsun.

9:23Bu mabet kavramıyla eee anlatılır. Mabet

9:27şimdi eee modern yaşamdan biraz söz

9:30edeceğim. Modern modern yaşamın

9:31sorunları falan filan. Eee hep

9:33kazanımlarını konuşuyoruz. biraz da

9:34sorunlarını konuşuruz ama eee sadece

9:38modern zaman değil eee geçmiş çağlarda

9:40da eee üretim biçimi, ziraat olabilir,

9:44hayvancılık olabilir, bugün endüstri

9:46artık bilge çağı filan her türlü üretim

9:49için olabilir ama her birinde bir

9:50çalışma, bir zanaat mutlaka var ve

9:54insanlar işlerini ne zaman işe yapmalı,

9:57ne zaman bırakmalı, ne zaman dinlenmeli,

10:00ne zaman ailesine, ne zaman kendine

10:02vakit ayırmalı bunu Bu eee ilk zamanlar

10:05eee tüm kültürlerde insan bunu

10:08bilmiyordu ve [müzik] öyle seyhatta

10:11çalışır. Neredeyse bayıldığı zaman

10:13uyurmuş. Eee sonra işte dinlerde ilk

10:18ortaya çıkıyor. Eee işte cumartesi günü

10:20çalışmayın ki hayvanlarınızı da

10:22çalıştırmayın. Musevilikte eee 7 gün

10:26dinlenme günüdür. Yani dinlenin.

10:30İnsanlar dinlenmeyi bilmiyormuş. Yani

10:31her gün her devamlı faaliyet içinde o

10:33zaman bir durmak, dinlenmek.

10:37Dinlenme dediğimiz şey çok ilginç bir

10:39şey. Yani faaliyetin durduğu an dur.

10:43Türkçede çok hoştur. Durmak var

10:46durmaktır.

10:48Var durmak da vararak durmaktır. Yani

10:51hareketlerin gittiği yerde artık vardığı

10:55yerde amaç neyse gaye neyse oraya

10:57vardığında durmalı. Şimdi bu duruma çok

11:00ilginç bir şey. Eee, hareketin kendisi

11:04zaman değil mi? Art arda hareketleri

11:07ölçüyoruz. Zaman diyoruz. Zaman bir

11:09türev.

11:10>> Neyin türevi? Hareketin türevi.

11:12>> Evet.

11:13>> Hareket asıl enerjiye eee hangi faaliyet

11:16ol, hangi etkinlik olursa olsun

11:17hareketin kendisi manzumesi bir eee

11:21mekan yaratıyor. Ama bunun ardışık

11:24olarak şey edilmesi, ölçülmesi de zaman.

11:28Bu önce geldi, bunu etkiledi, bunu

11:30yaptı. Ha şu kadar zaman geçti. Şimdi bu

11:32zaman, eee, akışı içinde insan

11:35çalışırken de öyle işe başladı işte

11:38Karaviç'e veyahut da şeye yemek yapıyor

11:41ya da eee, mühendislik yapıyor, mimarlık

11:44bir şey çizim yapıyor. Girdi bir zaman

11:47işte ard arda bunu yaptı, onu yaptı, onu

11:49yaptı. Sürekli durmuyor. Zaman akıyor. O

11:53da zamanın eee şeyini işini enerji

11:57üretiyor. Tamam.

12:00>> Peki

12:02işi bıraktı ne demek?

12:05Zamandan çıktı.

12:07Ardışıklıktan çıktı. Hareketin

12:11şeyin akışından çıktı. Durdu.

12:14vardığı yer, durduğu yer oldu. Var durur

12:18oldu. Peki

12:21zaman ne oldu? Zaman zihinsel ve

12:24faaliyet etkinlikin içinde ölçüm olarak

12:27vardı. Bu kalktı ana geldi.

12:30>> H

12:31>> var duran zamandan çıkıp ana girer.

12:36An

12:38ne şimdidir, ne gelecektir, ne

12:41geçmiştir. Bunlar zihnin kategorileri,

12:43zihnin ölçümleri. Çünkü zihin gelecek

12:46diyebilmek için şimdi koymak, bir nokta

12:49koymak gerekir. Şimdi der geleceği

12:52düşünür. Şimdi der geçmişi düşünür.

12:55böler yani. Ama ana girenin ne şimdisi

12:58vardır? Hani bu anı daim derler. An bir

13:02nokta ama daim de akış. Hani zamanda bir

13:05akış vardı. Anda durmak vardır dedik.

13:08Halbuki anda A'nın akışı var.

13:11>> Noktanın sonsuzluğuna

13:13>> buna. Evet. noktanın sonsuzluğu, aın

13:15akışı eee bir noktada sonsuzluk gibi,

13:20bir duruşta

13:22bütün varoluşun eee deneyimi gibi ya da

13:27tabii bu bir duygu, bir algı filan

13:29olmaktan öte mistik boyutları da var.

13:31Onlara girmeyelim. Mistik deneyimde de

13:33budur. Yani o noktayı bulmaktır esas.

13:36Şimdi mabede girmek

13:40eee bir eşikten bir ister aşram olsun,

13:45ister kilise olsun, ister havra olsun,

13:48ister cami olsun, ister başka bir yani

13:52bu onların tabii özellik farkları var.

13:54Çağları, kültürlerine göre, inançlarına

13:56göre kuşkusuz. Ama bir eşikten

13:58giriyorsun.

Mabed ve İbadet

14:00Bir mabede eşikten giriyorsun. Girdiğin

14:02zaman bir eve girmiyorsun. Bir

14:04insanların yaşadıkları bir ortama

14:05girmiyor. İş yerine girmiyorsun. Bir

14:06fabrikaya girmiyorsun. Ama nereye

14:09giriyorsun? Tabii ki bir yapı. Yapının

14:12içine giriyorsun. Orada neyi bulacaksın?

14:16İşte eee eğer fabrika olsaydı fabrika

14:19makineler filan iş çalışanlar, işçiler

14:21filan ve ürün çıkacak filan bunu

14:23bulacaktın. Eve gitseydin evde yaşam

14:25ortamlarını, mutfağı, tuvaletini, yatak

14:28odası, salon bunları bulacaktın. bir

14:32salona gitseydin işte or veya bir

14:33restorana gitseyin, bir otel bunları

14:35çoğaltabilirsin. Peki mabede girince,

14:39mabede girince simgesel

14:42bir ortam buluyoruz. Bu simgesel ortamda

14:46eee Uzakdoğu'da da aynı, Antik Yunan'da

14:48aynı işte günümüzde eee tüm diğer

14:51kültürler hepsinde mabet dediğimiz zaman

14:53yani tapın, tapınmak, tapınak filan. Eee

14:57şimdi tapınak dediğimiz zaman tapım var

14:59değil mi? Tabii ki. Şimdi mabet dediğim

15:02zaman da ibadet var. E ibadet olmayan

15:04yer mabet değil. Yani bir yer o zaman

15:06dışısal bir mekan olur. O mekanı mabet

15:09yapan oradaki ibadet. İbadet de içsel

15:13bir adanma, bir dua. Yani kendini aşma,

15:18günün zamanını aşma, işleri aşma,

15:22aşkınlığa geçme.

15:24İbadet. Peki e ibadetin ibadet demek

15:28görünmez bir şey.

15:31Mabede girdim. Semboller var. Simgesel

15:35bir anlatım var. Ama o sembollerin eee

15:38hakikatleri görünmediği için semboller

15:40var.

15:41Dolayısıyla insanın da ibadeti ruhsal

15:44bir etki, ruhsal bir dünya ve zihnini,

15:48aklını, duyusal dünyasını, zaman

15:51kavrayışını aşan bir eee boyut olduğu

15:54için ruhsallık görünmeyen bir şey.

15:57görünmeyenin aynı sembollerin

16:00hakikatleri görünmediği için hakikatleri

16:02temsilen muhabbedin eee ortamında eee

16:07tefrişata ya da yani o eee yerleştirilme

16:11nasıl yapıldıysa hani enstalasyon gibi

16:14yerleştirildiyse insanın ruhsal

16:17görünmeyen iç boyutundaki kendisini aşan

16:21ama kendisini aşıp kendisinde yine

16:24içselleştirdiği o doğa hali doğa

16:28Yani dışsal bir varlığa yöneltilmiş

16:30değil. Tasarımsal bir varlığa

16:33yöneltilmiş değil. Sadece ruhunda bir

16:35musikiyile ilgili, sohbetle ilgili

16:38ruhunda duyduğu bir sızı, bir bir eee

16:45eee yangı eğer hissediyorsa bu o aşkınla

16:50geçti anlamında. Bunun ibadet görünmez

16:53demek istiyorum.

16:55mabette ibadet gidiyoruz ama mabette ya

16:59belirli bir tapınma ya eğilip kalkma ya

17:02rak herhangi bir şekilde tezahürler var.

17:05Bun bunlar ibadet değil mi? Hayır.

17:08Bunlara mesela e İslam'da nusuk denir.

17:11Eee şeyde batı dillerine ritüel denir.

17:14Türkçede töre e törel. Tören

17:18affedersiniz tören diyoruz. Yani şu

17:21tezahir o. Yani ibadetin kendisi

17:24görünmez. Çünkü ruhsal

17:26dile gelmez. Dil onun temsili.

17:30Eee teorik olarak bilinmez. Eee akıl da

17:33bilemez. O zaman akıl zihin devre dışı

17:37kaldığında zaman kalktı. Yani zaman bu

17:39dışsal ölçümlerdi. Kalktı. Noktaya

17:42geldik. Ne demek? Hani dur var durduk.

17:45bizzatihi kendi kendimiz olan ve ruh

17:49diye adlandırılan bir merkeze perginin

17:53bir ucunu basmış olduk. Şimdi orada var

17:56duruyoruz ama aslında var durmuyoruz.

18:00Şimdi var durmak o topos olarak, zemin

18:03olarak kendi ruhunda olmak demek evet.

18:06Ama ruh coşkulu ve hareketli, devimli

18:09bir şey olduğu için noktadasın ama

18:13sonsuzca hareket içindes. Ha bir

18:15paradoks. Hem hareket var eee ama bir

18:20yere giden bir hareket değil.

18:22>> Kendinde otokinesis, kendi kaynağından

18:25kaynama gibi ama hem de kendinde. İşte

18:29bu paradoksal durum. Şimdi peki bunun

18:31dışsal tezahürü ne? O zaman ister

18:33istemez müzikte de olur ya. Çalarken ben

18:35mesela başımı sallıyorum. Bazen farkında

18:38olmadan refleks olarak bedenim bir

18:39hareket yapıyor. Demek ki dışa vuruyor.

18:42Ritim beni dışa şey ediyor. Belki

18:44melodiniz şey ediyor. Sonra içe

18:46dönüyorum. Değil mi? Bunları hep

18:48herkesin hissettiği şeyler. Ha o zaman

18:50ibadette dışarıya vuran eee davranışlar,

18:55hareketler, sözler belki haykırmalar

18:58filan hepsi

19:01nusuk ritüeldir. Yani ibadetin kendisi o

19:05gördüğümüz hareketler değildir.

19:07>> Onlar her şeyin, ibadetin

19:09>> tezahür, temsilleri dışarıda.

19:12Dolayısıyla muhabbetin içine girdiğimiz

19:14zaman neyi görüyorsak

19:17aslında görünmeyen bir varlığı görünüşe

19:22çıkartan temsiller olduğunu anlıyoruz.

19:24>> Şimdi simgesel bir mabette eee üretim

19:28birimleri zamanı rasyonel zaman,

19:30rasyonel bir zaman yok. Eee fabrika yok

19:32orada çiftçilik yok orada çiftçilik

19:34yapmıyorsun fabrika değil. Zeraat

19:36yapmıyorsun marangozare değil.

19:38>> Evet.

19:38>> Peki zaman ne oldu orada? sembolik

19:41zamana dönüştü. Bu kez de sembolik

19:43zaman. Şimdi

19:47mabede girmek, eşiği aşmak, aşılan eşik

19:50temporare denir batıda. Eee, eşiği

19:55aşmak, zamandan çıkmak.

19:58Şöyle düşünelim hatta biraz sanatsal

20:01yanı da var. Çünkü mimari filan

20:02bakımından bir Süleymaniye camisi işte

Süleymaniye Camii örneği

20:06ne zaman yapıldı? Kanuni Zaman yapıldı.

20:08Mimar Sinan yaptı. belli bir tefekkürü,

20:12belli bir sanatsal zevki, belirli bir

20:15kültürü taş larla eee örerek eee

20:23donmuş müzik, donmuş şiir gibi yani

20:27içselleştirilmiş orada mimari bir eser

20:29yaptı ve iç bir iç mekanı var. Her şey

20:32sembolik. Orada bir iş yapılm tuvalet

20:35yok, ev, mutfak yok filan. Eee,

20:38marangozane yok. Peki

20:41o dönemin insanı oraya girdi ve

20:44tanrısına yakarışta bulundu. Şey etti. E

20:48saygılarını bildirdi. Muhabbetlerini

20:50yaşadı filan ve çıktı işine gücüne

20:53dağıldı. Yani zamandan çıktı ana girdi.

20:56Andan çıktı zamana döndü. Orada cem

20:59oldu. Yani diğerleriyle birlikte bunu

21:01deneyimledi filan. Şimdi aradan geçti

21:04diyelim 100 yıl.

21:07100 yıl sonra o insanlar yine aynı

21:09Süleymaniye Camisi'ne girdiler ama

21:12koşullar değişti, zaman değişti, üretim

21:14biçimleri değişti. Şimdilerde biz gene

21:17gidiyoruz, değil mi? Gidiyoruz. Onun

21:19içine giriyoruz. İster turist olarak

21:21girin, bakmak için, ister eee ibadet

21:23yapmak için girin. O muhabbede eşikten

21:26girdiğiniz anda hangi zamana giriyorsun?

21:29Hı hı.

21:30>> Çünkü bugünkü endüstriyel eee hatta

21:33bildirişim çağı içindeki, üretim

21:34biçimleri içindeki bir insanın buradan

21:37oraya girmesiyle eee 16. yüzyıldaki bir

21:40insanın o günkü üretim biçimlerinin

21:42içindeki bir insanın o koşullarda

21:43yaşayan bir insanın oraya girmesi

21:47farklı zamanlardan

21:49aynı ana geçmelerdi.

21:52Orada o mabet şeyinde sembolik olarak

21:56bunlar tabii ama bunu yaşayanlar da

21:58mistik olarak yaşarlar.

22:01Bu orada buluşuyor.

22:02>> Evet.

22:04>> Anda buluşuyoruz dedikleri bu. Anda

22:05buluşuyoruz. Zaman farkları, kültür

22:08farkları tarihin çok büyük

22:10derinliklerinde olabilir. Bir binlerce

22:12sene farklı olabilir. Binlerce yaşam

22:15tarzı değişik olabilir. Mabede

22:17girdiğinde mabette anda zamandan çıkmış

22:21olarak buluşmuş oluyor. Cem bu.

22:26>> Cem böyle bir cem. Buna ruhların cemi

22:29diyoruz. Bedenlerin değil. Bedenler

22:31çağlarındaki

22:32eee şeyi taşırlar. Yani zamanı taşırlar

22:35bedenler. ve çağdaki bedenler

22:38buluşabilir. Yani bugünkü bedenim benim

22:41eee 16. asırdaki bir o mabed giren

22:44birisinin bedeniyle buluşamaz. Evet.

22:47>> Ama benim ruhsal deneyimim, o mabedin

22:49oluşturduğu

22:51atmosferin doğurduğu ruhsal deneyimim,

22:53onun doğurduğu ruhsal deneyimle aynı

22:56olmamakla birlikte

22:58farklı anlayışı farklı, kavrayışı

23:00farklı, deneyimi farklı olmasına karşın

23:05>> ruhta buluşma yani kendi ruhlarımızla

23:07buluşmamız bakımından aynı. Ruhta bir,

23:11zevkte bir, anlayışta farklı, davranışta

23:15farklı, tezahürleri farklı. Şimdi bu

23:18paradoksal bir şey ve sohbet de böyle

23:21bir şey. Sohbetin kendi içinde de böyle

23:23cereyan ediyor.

Recently added transcripts

Browse the whole transcript library

This transcript was generated from the captions YouTube publishes for this video. Get the transcript of any YouTube video atfreeyoutubetranscribe.com, free, unlimited, no sign-up.