Full transcript
Sinan ve Serhan Yasdıman, bestesi Tanburi Akın Özkan’a, güftesi ise Mehmet Erbulan’a ait “Gönül Aşık Oldu Sana” isimli eseri meşk ediyor.
0:02[müzik]
0:08[müzik]
0:13[müzik]
0:24[müzik]
0:29[müzik]
0:36[müzik]
0:38Gönül aşık
0:41oldu sana. [müzik]
0:43Gezer durur
0:46yana yana.
0:49Uzak olsan [müzik] da sen yamana
0:53bana benden de yakın [müzik]
0:57mısın
0:58gönül? Aşık oldu [müzik] sana.
1:03Gezer durur
1:05yana yana. [müzik]
1:09Uzak olsan da sen bana,
1:13bana benden [müzik] de yakınsın.
1:18Bekliyorum,
1:21bekliyorum
1:23sevgilim [müzik]
1:26seni.
1:28Bekliyorum,
1:29[müzik]
1:30bekliyorum.
1:33Sevgilim
1:35bekliyorum. [müzik]
1:46>> [müzik]
1:53[müzik]
1:57>> Gece olur düşündüm [müzik]
2:01bu sevdalı
2:03başımdasın. [müzik]
2:06Neye baksam karşımdasın
2:11bana. Benden de yakınsın [müzik]
2:16gece olur düşümdesin
2:20bu sevdalı [müzik]
2:23başındasın.
2:26Neye [müzik] baksam karşımdasın
2:30bana benden de yakınsın.
2:35>> [müzik]
2:35>> Bekliyorum.
2:38Bekliyorum
2:40sevgilim. [müzik]
2:42Kaç senedir
2:45bekliyorum.
2:47Bekliyorum. [müzik]
2:50Sevgilim
2:53bekliyor.
2:58[müzik]
3:01>> Maşallah.
3:03Yani sofraya güzel bir ikramla başladık
3:06değil mi? Çiringir sofrasına. Şifa
Sohbet ve Müzik
3:08olsun. Hoş geldiniz.
3:10>> Ne güzeller getirdiniz.
3:11>> Maşallah
3:13>> efendim. Çilingir sofrası. E hep
3:15söylüyoruz, anımsatıyoruz. Y sohbetler
3:18yürüdükçe 200 küsü geldik galiba.
3:20>> 100. Eyvallah.
3:21>> Eee, şimdi unutulmasın diye ben habire
3:23tekrar şey diyorum. Çilingir işte
3:25kalpleri açan bir miftahtır değil mi?
3:28>> Evet.
3:28>> Yani bir anahtardır, miftahtır.
3:30>> Dolayısıyla eee, sohbetler bir gönül
3:33açsın, bir kalplere bir şeyler
3:35ulaştırsın diye yapılan bir şey. Bir
3:37iddiası yok, bir
3:38>> eee, diskur değil, bir doktrin değil.
3:41>> Sohbet.
3:42>> Evet. Dolayısıyla eee sohbetin
3:44konferanstan, seminerden veya diskurdan,
3:47doktrinden farkı var. Eee sohbet müziğe
3:50benziyor.
3:52Şimdi müziği eee yargılayarak
3:54dinlerseniz tadını lezzetini alabilir
3:56misiniz?
3:58>> Yani bir icra yapılıyor, bir müzik
3:59yapılıyor. Bir otorite olarak ya da eee
4:04anlamaya çalışma gibi işte orada hangi
4:06notaya bastı bak oraya tam basmadı. İşte
4:09bu akoruk biraz şey bastı
4:10>> de. Ararsan bulursun illa.
4:12>> Yok illa kusur aramak adına
4:14söylemiyorum. Yani doğruluğunu da
4:15saptamaya kalkarsan yani yargılayarak
4:18müziği dinlersen müziği dinlemiş
4:20olmazsın.
4:21>> Dışında kalırsın ve eee ona
4:24yabancılaşırsın.
4:26Tadını alamazsın. Eee ve sende ruhsal
4:29bir etki yaratmaz. A ama bir şey denetim
4:33için yapılabilir. Bir sınav için
4:35yapılabilir. Bun bunları kastetmiyorum.
4:38Ama eğer müziğin akışına kendini teslim
4:41edersen, müziğin içine yerleşirsen
4:45>> o zaman bir iç zaman oluşur insanın
4:47kendisinde. Zamana dıştan, objeye dıştan
4:51bakmak yerine içine oturursun ve onunla
4:53birlikte akarsın. hani nehirle akar
4:55gibi, rüzgarla beraber eee sallanır
4:58gibi. Eee orada bir bütünleşme var. İşte
5:02sohbette eğer yargılayarak acaba doğru
5:07mu söyledi, yanlış mı söyledi onu ben
5:09başka evvel de duymuştum. şası öyle
5:11değil filan diye ve aktif dinleme
5:13dediğimiz, etkin dinleme dediğimiz bir
5:15şekilde dinlenirse o sohbet değildir. Ha
5:17bu şeydir. Eee logostur yani bilinçli
5:21bir faaliyettir. Eee edebiyat için
5:23yapılabilir, yapılmalıdır. Felsefe için
5:26yapılabilir. Bilim için bunlar tabii ki
5:28olacak ama sohbet özel bir form. Orada
5:32yargılayarak
5:34dinlenmez. Kusur veya övgü arayarak
5:37dinlenmez.
5:39Musiki gibi, Grekçesindeki gibi müzik
5:42içine, onun iç zamanına yerleşmekle
5:46akışa kendini bırakmak, teslim olmak.
5:48>> Evet.
5:49>> Bu gönüllere eee ulaşan kelama dönüşür.
5:54Şimdi bu içine yerleşmek, zamanın içine
5:56yerleşme, müzik falan ne diyoruz yani?
5:59Değil mi? Çok ilginç bir şey. Yani aynı
6:02zamanda sohbeti de bir musiki olduğunu
6:04söylemiş oluyoruz burada. Çünkü musiki
6:06bizim günümüzde işte müzik diye eee
6:11Grekçi musiki müzik diye söylüyoruz. Eee
6:15kastımız ne? İşte enstrümanlarla bir
6:18melodi ritim içinde harmoni içinde bir
6:20eee dile getirme bir icra faaliyeti
6:23olacak ve biz de bundan zevk alacağız.
6:26hoşumuza gidecek bir şey ve yalnız bu
6:29ama Grekçede musiki hani Platonda,
6:32Sokrates'te ve genel olarak tüm Grek
6:35kültüründe, antik Grek'ten söz ediyoruz
6:37tabii.
6:37>> Evet.
6:38>> Grek kültüründe musiki yalnızca biz
6:40bildiğimiz bugünkü anlamıyla müzik
6:42icrası değildir.
6:44Musiki daha önce konuşmuştuk
Pythagoras ve Muse’leri
6:47anımsarsınız Pitagorasan dolayı. Müzler,
6:50musalar, mus. Müze de oradan gelir.
6:54>> Esinlenmeler demek. Müzler. Müzler bana
6:58dedi ki Homeros diyor bize. Müzler bana
7:00dedi ki müzler kim ya? Onlar Zeus'un
7:04kızlarıdır. Bakire kızlarıdır. Hani
7:06demişti. Ha nedir bunlar? Yetiler.
7:09İnsanın kendi yetileri. Zeusa da zekası.
7:12Zekayla insanın kendi yetileri doğuştan
7:15gelen yetileri birlikte eee ilhama
7:19dönüşür, sezgiye dönüşür. Bu akıl
7:22yürütme, yargılayarak bilme, doktrinel
7:25bilme, öğrenme değildir. İçe doğuştur.
7:27improvizasyon oradan geliyor. Müzik
7:30bununla şiir formunda çıkabilir.
7:33Ondan sonra enstrümanla bir ozan hem
7:36enstrümanla hem söyleyerek çıkabilir
7:39veya rak raks durumunda, raks formunda
7:42çıkabilir.
7:44eee bir harmonik bir şey, bir ritim,
7:48harmoni bir akış, bir melodi içeriyor
7:51olması sadece onu bildiğimiz
7:53enstrümantal müzik veya şarkı biçimi
7:55değil, dans,
7:57>> eee, tiyatro hatta
7:59>> eyvallah,
7:59>> eee, formlarında ortaya çıkabildiği için
8:02Antik Yunan'da musike tüm sanatlar için
8:05kullanılan bir şey. Çok genel bir
8:08kavram. Günümüzde bu kategorik olarak
8:10artık şey oldu.
8:11>> Evet. indirgendi. Bu bakımdan sohbette
8:15tüm bu içerikleri, tüm formları eee hani
8:20Mevlana'nın şiir, dans ve melodik hatta
8:25şarkı ve onun eee sohbeti bir aradaydı.
8:30Yani buna ne diyoruz? İşte aynı cem
8:32diyoruz ya da eee şölen diyoruz. İşte
8:36sohbet o total oluşan ruhun ya da gaytın
Zaman, An
8:41adıdır.
8:43Dolayısıyla bu şu sohbettir, bu
8:45değildir. Bu böyle kategorik hale
8:46getirdik mi bölüyoruz. Böldüğümüz zaman
8:48parçalıyoruz. Zamanı parçaladığımız için
8:51rasyonel zaman oluyor. Yani üretim
8:54birimleri zamanı. Şu saatte şuraya
8:56gideceğim, bu saatte şunu üreteceğim, şu
8:58saatte buluşalım. Bunlar zamana
9:00bölmektir. Rasyonel zaman yaşam için
9:02kaçınılmaz. Yani
9:04>> olmazsa olmaz. Ama sohbetin zamanı
9:06dediğimiz zaman bu parçalı zaman,
9:10parçalanmış zaman ortadan kalkar.
9:13Bütünsel bir zaman
9:15>> algısı oluşur ve o zamanın dışında
9:19değilsin,
9:21zamanın içine giriyorsun.
9:23Bu mabet kavramıyla eee anlatılır. Mabet
9:27şimdi eee modern yaşamdan biraz söz
9:30edeceğim. Modern modern yaşamın
9:31sorunları falan filan. Eee hep
9:33kazanımlarını konuşuyoruz. biraz da
9:34sorunlarını konuşuruz ama eee sadece
9:38modern zaman değil eee geçmiş çağlarda
9:40da eee üretim biçimi, ziraat olabilir,
9:44hayvancılık olabilir, bugün endüstri
9:46artık bilge çağı filan her türlü üretim
9:49için olabilir ama her birinde bir
9:50çalışma, bir zanaat mutlaka var ve
9:54insanlar işlerini ne zaman işe yapmalı,
9:57ne zaman bırakmalı, ne zaman dinlenmeli,
10:00ne zaman ailesine, ne zaman kendine
10:02vakit ayırmalı bunu Bu eee ilk zamanlar
10:05eee tüm kültürlerde insan bunu
10:08bilmiyordu ve [müzik] öyle seyhatta
10:11çalışır. Neredeyse bayıldığı zaman
10:13uyurmuş. Eee sonra işte dinlerde ilk
10:18ortaya çıkıyor. Eee işte cumartesi günü
10:20çalışmayın ki hayvanlarınızı da
10:22çalıştırmayın. Musevilikte eee 7 gün
10:26dinlenme günüdür. Yani dinlenin.
10:30İnsanlar dinlenmeyi bilmiyormuş. Yani
10:31her gün her devamlı faaliyet içinde o
10:33zaman bir durmak, dinlenmek.
10:37Dinlenme dediğimiz şey çok ilginç bir
10:39şey. Yani faaliyetin durduğu an dur.
10:43Türkçede çok hoştur. Durmak var
10:46durmaktır.
10:48Var durmak da vararak durmaktır. Yani
10:51hareketlerin gittiği yerde artık vardığı
10:55yerde amaç neyse gaye neyse oraya
10:57vardığında durmalı. Şimdi bu duruma çok
11:00ilginç bir şey. Eee, hareketin kendisi
11:04zaman değil mi? Art arda hareketleri
11:07ölçüyoruz. Zaman diyoruz. Zaman bir
11:09türev.
11:10>> Neyin türevi? Hareketin türevi.
11:12>> Evet.
11:13>> Hareket asıl enerjiye eee hangi faaliyet
11:16ol, hangi etkinlik olursa olsun
11:17hareketin kendisi manzumesi bir eee
11:21mekan yaratıyor. Ama bunun ardışık
11:24olarak şey edilmesi, ölçülmesi de zaman.
11:28Bu önce geldi, bunu etkiledi, bunu
11:30yaptı. Ha şu kadar zaman geçti. Şimdi bu
11:32zaman, eee, akışı içinde insan
11:35çalışırken de öyle işe başladı işte
11:38Karaviç'e veyahut da şeye yemek yapıyor
11:41ya da eee, mühendislik yapıyor, mimarlık
11:44bir şey çizim yapıyor. Girdi bir zaman
11:47işte ard arda bunu yaptı, onu yaptı, onu
11:49yaptı. Sürekli durmuyor. Zaman akıyor. O
11:53da zamanın eee şeyini işini enerji
11:57üretiyor. Tamam.
12:00>> Peki
12:02işi bıraktı ne demek?
12:05Zamandan çıktı.
12:07Ardışıklıktan çıktı. Hareketin
12:11şeyin akışından çıktı. Durdu.
12:14vardığı yer, durduğu yer oldu. Var durur
12:18oldu. Peki
12:21zaman ne oldu? Zaman zihinsel ve
12:24faaliyet etkinlikin içinde ölçüm olarak
12:27vardı. Bu kalktı ana geldi.
12:30>> H
12:31>> var duran zamandan çıkıp ana girer.
12:36An
12:38ne şimdidir, ne gelecektir, ne
12:41geçmiştir. Bunlar zihnin kategorileri,
12:43zihnin ölçümleri. Çünkü zihin gelecek
12:46diyebilmek için şimdi koymak, bir nokta
12:49koymak gerekir. Şimdi der geleceği
12:52düşünür. Şimdi der geçmişi düşünür.
12:55böler yani. Ama ana girenin ne şimdisi
12:58vardır? Hani bu anı daim derler. An bir
13:02nokta ama daim de akış. Hani zamanda bir
13:05akış vardı. Anda durmak vardır dedik.
13:08Halbuki anda A'nın akışı var.
13:11>> Noktanın sonsuzluğuna
13:13>> buna. Evet. noktanın sonsuzluğu, aın
13:15akışı eee bir noktada sonsuzluk gibi,
13:20bir duruşta
13:22bütün varoluşun eee deneyimi gibi ya da
13:27tabii bu bir duygu, bir algı filan
13:29olmaktan öte mistik boyutları da var.
13:31Onlara girmeyelim. Mistik deneyimde de
13:33budur. Yani o noktayı bulmaktır esas.
13:36Şimdi mabede girmek
13:40eee bir eşikten bir ister aşram olsun,
13:45ister kilise olsun, ister havra olsun,
13:48ister cami olsun, ister başka bir yani
13:52bu onların tabii özellik farkları var.
13:54Çağları, kültürlerine göre, inançlarına
13:56göre kuşkusuz. Ama bir eşikten
13:58giriyorsun.
Mabed ve İbadet
14:00Bir mabede eşikten giriyorsun. Girdiğin
14:02zaman bir eve girmiyorsun. Bir
14:04insanların yaşadıkları bir ortama
14:05girmiyor. İş yerine girmiyorsun. Bir
14:06fabrikaya girmiyorsun. Ama nereye
14:09giriyorsun? Tabii ki bir yapı. Yapının
14:12içine giriyorsun. Orada neyi bulacaksın?
14:16İşte eee eğer fabrika olsaydı fabrika
14:19makineler filan iş çalışanlar, işçiler
14:21filan ve ürün çıkacak filan bunu
14:23bulacaktın. Eve gitseydin evde yaşam
14:25ortamlarını, mutfağı, tuvaletini, yatak
14:28odası, salon bunları bulacaktın. bir
14:32salona gitseydin işte or veya bir
14:33restorana gitseyin, bir otel bunları
14:35çoğaltabilirsin. Peki mabede girince,
14:39mabede girince simgesel
14:42bir ortam buluyoruz. Bu simgesel ortamda
14:46eee Uzakdoğu'da da aynı, Antik Yunan'da
14:48aynı işte günümüzde eee tüm diğer
14:51kültürler hepsinde mabet dediğimiz zaman
14:53yani tapın, tapınmak, tapınak filan. Eee
14:57şimdi tapınak dediğimiz zaman tapım var
14:59değil mi? Tabii ki. Şimdi mabet dediğim
15:02zaman da ibadet var. E ibadet olmayan
15:04yer mabet değil. Yani bir yer o zaman
15:06dışısal bir mekan olur. O mekanı mabet
15:09yapan oradaki ibadet. İbadet de içsel
15:13bir adanma, bir dua. Yani kendini aşma,
15:18günün zamanını aşma, işleri aşma,
15:22aşkınlığa geçme.
15:24İbadet. Peki e ibadetin ibadet demek
15:28görünmez bir şey.
15:31Mabede girdim. Semboller var. Simgesel
15:35bir anlatım var. Ama o sembollerin eee
15:38hakikatleri görünmediği için semboller
15:40var.
15:41Dolayısıyla insanın da ibadeti ruhsal
15:44bir etki, ruhsal bir dünya ve zihnini,
15:48aklını, duyusal dünyasını, zaman
15:51kavrayışını aşan bir eee boyut olduğu
15:54için ruhsallık görünmeyen bir şey.
15:57görünmeyenin aynı sembollerin
16:00hakikatleri görünmediği için hakikatleri
16:02temsilen muhabbedin eee ortamında eee
16:07tefrişata ya da yani o eee yerleştirilme
16:11nasıl yapıldıysa hani enstalasyon gibi
16:14yerleştirildiyse insanın ruhsal
16:17görünmeyen iç boyutundaki kendisini aşan
16:21ama kendisini aşıp kendisinde yine
16:24içselleştirdiği o doğa hali doğa
16:28Yani dışsal bir varlığa yöneltilmiş
16:30değil. Tasarımsal bir varlığa
16:33yöneltilmiş değil. Sadece ruhunda bir
16:35musikiyile ilgili, sohbetle ilgili
16:38ruhunda duyduğu bir sızı, bir bir eee
16:45eee yangı eğer hissediyorsa bu o aşkınla
16:50geçti anlamında. Bunun ibadet görünmez
16:53demek istiyorum.
16:55mabette ibadet gidiyoruz ama mabette ya
16:59belirli bir tapınma ya eğilip kalkma ya
17:02rak herhangi bir şekilde tezahürler var.
17:05Bun bunlar ibadet değil mi? Hayır.
17:08Bunlara mesela e İslam'da nusuk denir.
17:11Eee şeyde batı dillerine ritüel denir.
17:14Türkçede töre e törel. Tören
17:18affedersiniz tören diyoruz. Yani şu
17:21tezahir o. Yani ibadetin kendisi
17:24görünmez. Çünkü ruhsal
17:26dile gelmez. Dil onun temsili.
17:30Eee teorik olarak bilinmez. Eee akıl da
17:33bilemez. O zaman akıl zihin devre dışı
17:37kaldığında zaman kalktı. Yani zaman bu
17:39dışsal ölçümlerdi. Kalktı. Noktaya
17:42geldik. Ne demek? Hani dur var durduk.
17:45bizzatihi kendi kendimiz olan ve ruh
17:49diye adlandırılan bir merkeze perginin
17:53bir ucunu basmış olduk. Şimdi orada var
17:56duruyoruz ama aslında var durmuyoruz.
18:00Şimdi var durmak o topos olarak, zemin
18:03olarak kendi ruhunda olmak demek evet.
18:06Ama ruh coşkulu ve hareketli, devimli
18:09bir şey olduğu için noktadasın ama
18:13sonsuzca hareket içindes. Ha bir
18:15paradoks. Hem hareket var eee ama bir
18:20yere giden bir hareket değil.
18:22>> Kendinde otokinesis, kendi kaynağından
18:25kaynama gibi ama hem de kendinde. İşte
18:29bu paradoksal durum. Şimdi peki bunun
18:31dışsal tezahürü ne? O zaman ister
18:33istemez müzikte de olur ya. Çalarken ben
18:35mesela başımı sallıyorum. Bazen farkında
18:38olmadan refleks olarak bedenim bir
18:39hareket yapıyor. Demek ki dışa vuruyor.
18:42Ritim beni dışa şey ediyor. Belki
18:44melodiniz şey ediyor. Sonra içe
18:46dönüyorum. Değil mi? Bunları hep
18:48herkesin hissettiği şeyler. Ha o zaman
18:50ibadette dışarıya vuran eee davranışlar,
18:55hareketler, sözler belki haykırmalar
18:58filan hepsi
19:01nusuk ritüeldir. Yani ibadetin kendisi o
19:05gördüğümüz hareketler değildir.
19:07>> Onlar her şeyin, ibadetin
19:09>> tezahür, temsilleri dışarıda.
19:12Dolayısıyla muhabbetin içine girdiğimiz
19:14zaman neyi görüyorsak
19:17aslında görünmeyen bir varlığı görünüşe
19:22çıkartan temsiller olduğunu anlıyoruz.
19:24>> Şimdi simgesel bir mabette eee üretim
19:28birimleri zamanı rasyonel zaman,
19:30rasyonel bir zaman yok. Eee fabrika yok
19:32orada çiftçilik yok orada çiftçilik
19:34yapmıyorsun fabrika değil. Zeraat
19:36yapmıyorsun marangozare değil.
19:38>> Evet.
19:38>> Peki zaman ne oldu orada? sembolik
19:41zamana dönüştü. Bu kez de sembolik
19:43zaman. Şimdi
19:47mabede girmek, eşiği aşmak, aşılan eşik
19:50temporare denir batıda. Eee, eşiği
19:55aşmak, zamandan çıkmak.
19:58Şöyle düşünelim hatta biraz sanatsal
20:01yanı da var. Çünkü mimari filan
20:02bakımından bir Süleymaniye camisi işte
Süleymaniye Camii örneği
20:06ne zaman yapıldı? Kanuni Zaman yapıldı.
20:08Mimar Sinan yaptı. belli bir tefekkürü,
20:12belli bir sanatsal zevki, belirli bir
20:15kültürü taş larla eee örerek eee
20:23donmuş müzik, donmuş şiir gibi yani
20:27içselleştirilmiş orada mimari bir eser
20:29yaptı ve iç bir iç mekanı var. Her şey
20:32sembolik. Orada bir iş yapılm tuvalet
20:35yok, ev, mutfak yok filan. Eee,
20:38marangozane yok. Peki
20:41o dönemin insanı oraya girdi ve
20:44tanrısına yakarışta bulundu. Şey etti. E
20:48saygılarını bildirdi. Muhabbetlerini
20:50yaşadı filan ve çıktı işine gücüne
20:53dağıldı. Yani zamandan çıktı ana girdi.
20:56Andan çıktı zamana döndü. Orada cem
20:59oldu. Yani diğerleriyle birlikte bunu
21:01deneyimledi filan. Şimdi aradan geçti
21:04diyelim 100 yıl.
21:07100 yıl sonra o insanlar yine aynı
21:09Süleymaniye Camisi'ne girdiler ama
21:12koşullar değişti, zaman değişti, üretim
21:14biçimleri değişti. Şimdilerde biz gene
21:17gidiyoruz, değil mi? Gidiyoruz. Onun
21:19içine giriyoruz. İster turist olarak
21:21girin, bakmak için, ister eee ibadet
21:23yapmak için girin. O muhabbede eşikten
21:26girdiğiniz anda hangi zamana giriyorsun?
21:29Hı hı.
21:30>> Çünkü bugünkü endüstriyel eee hatta
21:33bildirişim çağı içindeki, üretim
21:34biçimleri içindeki bir insanın buradan
21:37oraya girmesiyle eee 16. yüzyıldaki bir
21:40insanın o günkü üretim biçimlerinin
21:42içindeki bir insanın o koşullarda
21:43yaşayan bir insanın oraya girmesi
21:47farklı zamanlardan
21:49aynı ana geçmelerdi.
21:52Orada o mabet şeyinde sembolik olarak
21:56bunlar tabii ama bunu yaşayanlar da
21:58mistik olarak yaşarlar.
22:01Bu orada buluşuyor.
22:02>> Evet.
22:04>> Anda buluşuyoruz dedikleri bu. Anda
22:05buluşuyoruz. Zaman farkları, kültür
22:08farkları tarihin çok büyük
22:10derinliklerinde olabilir. Bir binlerce
22:12sene farklı olabilir. Binlerce yaşam
22:15tarzı değişik olabilir. Mabede
22:17girdiğinde mabette anda zamandan çıkmış
22:21olarak buluşmuş oluyor. Cem bu.
22:26>> Cem böyle bir cem. Buna ruhların cemi
22:29diyoruz. Bedenlerin değil. Bedenler
22:31çağlarındaki
22:32eee şeyi taşırlar. Yani zamanı taşırlar
22:35bedenler. ve çağdaki bedenler
22:38buluşabilir. Yani bugünkü bedenim benim
22:41eee 16. asırdaki bir o mabed giren
22:44birisinin bedeniyle buluşamaz. Evet.
22:47>> Ama benim ruhsal deneyimim, o mabedin
22:49oluşturduğu
22:51atmosferin doğurduğu ruhsal deneyimim,
22:53onun doğurduğu ruhsal deneyimle aynı
22:56olmamakla birlikte
22:58farklı anlayışı farklı, kavrayışı
23:00farklı, deneyimi farklı olmasına karşın
23:05>> ruhta buluşma yani kendi ruhlarımızla
23:07buluşmamız bakımından aynı. Ruhta bir,
23:11zevkte bir, anlayışta farklı, davranışta
23:15farklı, tezahürleri farklı. Şimdi bu
23:18paradoksal bir şey ve sohbet de böyle
23:21bir şey. Sohbetin kendi içinde de böyle
23:23cereyan ediyor.