Full transcript
Ada Bahçede tekrar buluştuk.
0:02Merhaba.
0:03>> Merhabalar.
0:04>> Tekrar bahçede buluştuk.
0:06>> Çok şükür.
0:07>> Nasıldı Balkan şeyi? Seyahati güzel
0:09miydi?
0:10>> Şahaneydi. Çok güzeldi yani. Güzel
0:12topladık. Madde mana rızkımız toplayıp
0:14geldik.
0:14>> Oh ne güzel. Hoş geldin.
0:16>> Hoşluğunuza geldik. Eyvallah.
0:17>> Hoş geldin Seram. Hoş bulduk
0:18>> can hoş geldin. Aynamız yok. Seni
0:20gösteremiyoruz.
0:22>> He buradayım.
0:22>> Aynamız var.
0:23>> Sen gönül aynamızda.
0:25Teşekkür ederim
0:26>> efendim. Şöyle bir zevkle giriş yapalım
0:29bakalım.
0:30>> Bakalım. Yaz sezonunu açalım. [müzik]
0:31>> Açalım.
0:32>> Eyvallah.
Serhan ve Sinan Yasdıman, Pir Sultan Abdal’ın “Karşıda Görünen Ne Güzel Yayla” isimli doğuşunu meşk ediyorlar.
0:34>> Karşıdan [şarkı söyleme] görünen hey
0:36dost ne güzel [müzik]
0:38yayla.
0:41Bir dem süremedim [şarkı söyleme] vallah
0:44giderim böyle.
0:48Ala gözlü [şarkı söyleme]
0:50pirim [müzik] pi prim sen himmet eyle.
0:55Ben de bu [şarkı söyleme] yayladan ey
0:58dost [müzik] giderim.
1:02Ala gözlü prim [şarkı söyleme]
1:06sen himmet eyle. [müzik]
1:09Ben de bu yayladan [şarkı söyleme]
1:12ey dost [müzik]
1:14giderim.
1:16Alınmış abdestim hey dostırırlarsa
1:19[şarkı söyleme]
1:22[müzik]
1:24kılınmış namazım ey dost
1:27[şarkı söyleme][müzik]
1:27kıldırırlarsa
1:31siz de şah diyeni [şarkı söyleme]
1:33ey dost öldürürlerse
1:36[müzik]
1:38ben de bu yayladan
1:41ey dost [şarkı söyleme][müzik]
1:42çaha giderim
1:45Siz de şah diyeni [şarkı söyleme]
1:48hey dost öldürürse
1:52ben [şarkı söyleme][müzik] de bu
1:53yayladan
1:55ey dostha
1:57giderim.
1:59[müzik] Pir sultan [şarkı söyleme]
2:01abdalım hey dost dünya durulmaz
2:06[müzik]
2:07gitti giden ömür [şarkı söyleme] ömür
2:11geri dönülmez. [müzik]
2:14Gözlerimde [şarkı söyleme]
2:16şah yolundan [müzik]
2:18hiç ayrılmaz. [şarkı söyleme]
2:22Ben de bu yayladan
2:24ey dost [müzik]
2:26giderim.
2:29Gözlerimde [şarkı söyleme] şah yolundan
2:32[müzik] hiç ayrılmaz.
2:36Ben de [müzik][şarkı söyleme] bu
2:37yayladan
2:39ey dost şaha gider.
2:47gidelim şaha. Yolumuz, yolumuz şahın
Fani Efendi, Lütfi Filiz
2:51yolu. Şimdi daha önceden eee geçtiğimiz
2:54sohbetlerde söylemiştik.
2:56eee, noktanın sonsuzluğu eserinin banisi
3:01Lütfi Filiz Efendi ve onun mahlası da
3:04Fani Efendi.
3:05>> Biliyorsunuz manevi şeyde yolda bir de
3:09yol ismi vardır.
3:11Manevi isim diyorlar.
3:13zahirde kullanılmadığı ama dostlar
3:16arasında, ihvan arasında kullanılan
3:19isimler vardır. Bu tekris, inisiyasyon
3:23ismidir. Bunlar şeyler eee şiirlerinde
3:27de mahlas olarak dediğimiz kullanılan
3:30bir şeydir. Eee adlandırma. Dolayısıyla
3:33Lütfi Filis eee adı fakat manevi yoldaki
3:38haline binaen kendisine takılmış olan,
3:42verilmiş olan doğru doğrusunu söyleyelim
3:45eee şeyi mürşid-i kamili Aziz Şenol
3:48Efendi tarafından verilmiş olan isim
3:50fani. Fani geçici.
Baki olan Allah’tır
3:55Eee çünkü baki olan Allah'tır. Hepimiz
3:57faniyiz de o üstlenmiş. Biz fani
4:01olduğumuzun farkındayız veya da değiliz
4:03tabii ama o fani olduğunun farkında olan
4:08geçici olduğunun ama kalıcılığı yok mu?
4:11Yani insan hepten kayboluyor ortadan yok
4:14mu oluyor? Hayır. İnsanın bir geçici
4:17yanı bir de kalıcı yanı var. Fani
4:20yanımız bedenimiz. Doğa, doğa kendi
4:23döngüsü içinde şey eder. Sürek içinde
4:27eee sürekli değişimin içinde kalır. Doğa
4:30bu demek. Ama insan bilinci ruh da
“Ne ki benimdir, o ben değilim.” - La İlahe
4:34şeydir. Eee verilidir. İnsanın kendi
4:40ruhum der, kendi bedenim der. Ama
4:43bunları sahiplenmemiz mümkün değil. Yani
4:45bedeni kendimiz yapmadık. Ruhumuzu da
4:48kendimiz yapmadık. Peki ruhum diyorum
4:50ama başka türlü söyleyelim.
4:52Ha bir e sohbette bir kardeşimiz dedi ki
4:56ya peki ben dediğim nedir?
4:59>> Neye ben diyorum? Ben de o sırada gelen
5:03öyle bir şey eee spontan kendiliğinden
5:06doğaçlama bir eee cevap oldu. Ben de
5:09öğrenmiş oldum. Yani dedim ki ne ki
5:14benimdir
5:15diyorsun sen o değilsin.
5:18Bedenim demek ki sen beden değilsin.
5:23Bedenin var. Gözüm var göz değilsin.
5:28İşte beynim var beyin değilsin. Aklım
5:31var akıl değilsin. Demek ki akılı
5:34kullanırsın ama akıl değilsin.
5:36>> İraden var. irade değilsin.
5:40Ruhum var, ruh da değilsin. E peki
5:43neyiz? Buna eee tasavvuf
5:48irfaniyetinde
5:50la ilahe deniyor. Yani ne dersen değil,
5:55>> ne dersen değil. Çünkü eee mülk mülk
5:59edindiğin herhangi bir şey hayatta evim
6:03var, arabam var, işte toprağım var,
6:06evladım var. Annem var, babam var. Var
6:09oğlu var.
6:11Hiçbiri değilsin demek ki.
6:13>> Değil.
6:14>> O halde. Peki insan sormalı mı?
6:18Ben kimim? Neyim? İşte bu öğretiye
6:23tarih boyunca felsefe, ideolojiler,
6:28eee, bilim, sanat, eee, tasavvuf
6:32dediğimiz bu irfani öğretiler, gnosis,
6:35bil daha önce nicelerini söz etmiştik.
6:39Nicelerinden. Hepsi bir yanıt, eee,
6:43bulmuş, söylemiş.
“Kanden gelir yolun senin, ya kande varır menzilin? Nereden gelip gittiğini, anlamayan hayvan imiş."
6:45Ama o kadar çok ki çeşitlenmiş ki eee
6:50arif kişi arada kalan kişi e şaşa
6:53kalıyor. Hangisi?
6:56Yani Pitagoras'ın dediği mi, Hermes'in
6:58dediği mi, Budan'ın dediği mi,
7:01peygamberlerin dediği mi? Hangisi? Ha
7:04insan kolay ya da rahat konfor arıyorsa
7:07birine inanır. Ya da çocukluğundan beri
7:10zaten inandırılmıştır.
7:12E şüphesi, eee, şüphesi yoktur derken
7:15doğruyu buldu da şüphesi yok değil.
7:19>> Şüphe edecek kadar eee, ilgilenmemiş
7:21konuyla. Yani her duyduğunu gerçek kabul
7:26eden insanlar olabilir. Bunda bir sorun
7:28yok. Onlar rahattırlar. konforları
7:31yerindedir.
7:33Soru soran insan rahat değildir. Ben
7:35kimim?
7:37Niyazi Mısır'ın güzel bir şeyi vardı.
7:39Sözü
7:41nereden gelip nereye gittiğimi bilmeyen
7:44hayvan imiş. Yani hayvanlık rahatlık
7:46aslında. Hayvan hakaret anlamında değil.
7:50Canlı demek. Biliyorsunuz Arapçada
7:51hayvan canlı demek. Organizma yani. E
7:54insan bedeni hayvan.
7:57Eee, eğer aklını kullanmaz, zekasını
8:00kullanmaz, soru sormaz, kuşku duymaz,
8:03sadece içgüdüleri ve arzularıyla, eee,
8:07zihniyle zihinle yaşarsa insan bir doğa
8:11varlığı, eee, olduğu için doğayla olan
8:16etkileşiminde
8:17eee, zahmeti de var, ödülü de var,
8:20rahmeti de var. Ama kendilik üzerine bir
8:25şüphesi ve sorunu olmaz. Yani öyle bir
8:27insana sorsak sen kimsin? Ben köylüyüm
8:31işte burada çalışıyorum ya da çobanım.
8:33Hayvan güdüyorum.
8:35Canım onları bırak. Sen sen aslında
8:38kimsin? Ne demek aslında? Böyle bir soru
8:41yoktur yani. Ama varoluşla ilgili işte
8:46düşünen insanların, ariflerin soruları
8:50gittikçe derinleşiyor. İşte doğa
8:52varlığıyım. Peki doğa nereden geliyor?
8:55Doğa ne demek? İşte aklım var. Akıl ne
8:59demek? Akıl nedenselliği nedir?
9:03Sen ölünce aklın nereye gidiyor? İşte
9:05kayboluyor. Kaybolmak ne demek? Niye
9:07kaybolur? hani enerji hiçbir şekilde
9:09kaybolmazdı filan gibi değil mi? Bunlar
9:11da çok basit sorular tabii. Eee, bu tür
9:15konuşmalar, bu tür sohbetler giderek
9:18insanın tefekkür dediğimiz fikretme,
9:22düşünme etkinliğini artırır ve bir kere
9:26de bu yola girdi mi tedavisi yok.
9:29>> Yok. Kurtulamaz.
9:32>> Tedavisi yok. O zaman Pir Sultan Aptal
9:34gibi yani size sizde bu şah diyeni
9:38öldürürlerse ben de bu yayladan giderim.
9:41Yani şimdi o zaman bu dünyanın hali, bu
9:45fani dünyanın hali böyleyse ne işimiz
9:48var burada? Bu fani dünyadan beka
9:50alemine gideriz yani değil mi diyorlar
9:53bu arifler. Tabii bizde o cesaret yok.
9:55Onların sözünü söylüyoruz derler. He
Fani Efendi’ye sorulan sorulara verdiği cevaplar, Noktanın Sonsuzluğu, Mevlevi-Melami Neşesi
9:58şimdi dolayısıyla Fani Efendi'den bugün
10:01biraz
10:02>> daha kendi kelamı üzerinden
10:04>> tanışıklık yapalım diye düşündüm.
10:07Paylaşalım. Kendisine sorulan soruları
10:10yanıtlar vermiş.
10:12>> Sohbet dediğimiz ve sonra bu sohbetleri
10:16çevresindekiler
10:17eee not almışlar. Sonra da daha önce
10:20söyledik ama gene de söyleyelim bunları.
10:23Eee, hem kendi oğlu Aziz Şenol ne güzel
10:27de neylendirdi değil mi o? Onlar
10:29yansımalar diye bir gruptular. Yayla
10:31vardı şey Birol Birol yayla birlikte çok
10:34güzel eserler geçmişlerdi. O, eee, Aziz
10:38Çeroğlu'un babasından söz ediyoruz.
10:40Lütfü Filiz ve Fani Efendi diye. Tabii
10:44mürşid-i kamil kutup kutup idi. Eee yani
10:49kutup demek referans ya bu çağın manevi
10:52referanslarından biri olması bakımından
10:54söylüyorum. Mevlevi melami neşesiyle
10:59kamil bir insan, olgun bir insan. Eee
11:02kamil insan niye söylüyoruz? Olgun insan
11:05yani ne demek istiyoruz? Yani artık
11:09aramayı bitirmiş, aramayan,
11:11aran olmuş, cezbesi, cazibesi var ve
11:16halden anlıyor, sözden anlıyor, yoldan
11:20anlıyor ise işte buna olgun insan
11:22diyoruz. Olgun insan kendini methetmez.
11:25Eee, sohbetlerinde neredeyse sohbetin
11:28içinde konuşan olarak kendisini
11:31unuturuz. O hep hakikatin hizmetçisidir.
11:35Sürekli marifetten söz eder, hakikatten
11:37söz eder. Kendisi neredeyse adı bile
11:40geçmez.
11:42Bu tür şahsiyetlere bu irfanet yolunda
11:45kamil insan, olgun insan, işte batılılar
11:48meçur, maturity yani değil mi? Böyle
11:50tatlanmış yani olgunlaşmış.
11:52>> Evet.
Marifet Dini, Adem’den Hatem’e kadar tüm peygamberler silsilesi, İslam’dır.
11:54kendisi eee sohbetlerin birinde marifet
11:57dinidir diyor. İslam dini marifet
11:59dinidir. Aslında İslam bizim daha önce
12:01de sohbette söylediğimiz gibi Adem'den
12:04Hatem'e kadar olan tüm eee peygamberler
12:08silsilesine İslam denir. Yani
12:12hiçbir peygamber İslam'ın dışında
12:14değildir. İslam bir süreçtir ve aşama
12:18aşama peygamberler ümmetlerine göre
12:21ümmetlerin kapasitelerine
12:23eee anlayışlarına, hallerine, yaşam
12:26tarzlarına uygun eee bildirilerde
12:29bulunduğu için dışarıda ne demek
12:32dışarıda? Fenomenal olarak yani
12:34olgularda farklı görünürler
12:38ama esasta, marifette, hakikatte
12:43aynıdırlar.
12:45peygamberler. O nedenle çoğu insan
12:47hakikaten eee şaşkınlığa düşüyor. E
12:50bakıyor Allah
12:52>> ya böyle bir din varsa işte diyelim Musa
12:55nebi bir kavme peygamber olarak
12:57yollanmış. Tamam güzel. İşte onlara
13:00şöyle yapın böyle yapmayın. Bunlar
13:01şöyledir böyledir. Eee emirler yasaklar
13:04birbirlerini kendilerini nasıl
13:06ilerletecek nasıl gelişecekler filan
13:08birçok bilgi. E sonra bakıyorlar bir İsa
13:11nebi var. Evet.
13:13Aynısını söylemiyor.
13:15Bambaşka şeyler söylüyor. İncil ya
13:17Tevrat'a bakıyor başka hikaye. İncile
13:20bakıyor başka. E Davut'a bakıyor
13:22Mezmurlara bambaşka. Şimdi o zaman haklı
13:26olarak hele günümüz insanı haklı olarak
13:30dediğim hakikatte haklı değil ama kendi
13:33algısında ve düşüncesinde, bilinç
13:34yapısında haklı. Ya diyor ki eğer Tanrı
13:38tekse, peygamberlerini de yollamışsa hep
13:40aynı şeyi söylemesi lazım. Yani bütün
13:43peygamberler aynı
13:45eee emirse emir, yasaksa yasak ya da
13:49öğretiyse öğreti. Neden aynısını
13:52söylemiyor? O zaman bunlar farklı farklı
13:54inançlar mı? Böyle bir muhatalı bir
13:57durum var.
13:59Halbuki olayın esası çok basit tabii.
14:01Şimdi hangi çağda, hangi coğrafyada,
14:04hangi yaşam koşullarında, hangi kültürel
14:07birikimde, hangi dil eee kapasitesiyle
14:11bir topluluk var ki oraya herhangi bir
14:15şey elçi yollasanız bırakın ilahi
14:18elçiyi, dünyadan herhangi bir elçi
14:20yollasanız git onlara de ki,
14:23"Bir köylüye yolladınız. eee git onlara
14:27de ki efendim Newton eee şeyinde
14:32fiziğinde yer çekimi eee yasası ile biz
14:38şeyi gezegenler ve güneş sistemini
14:41hesaplayabiliriz
14:43ve işte bir kütlenin hızıyla
14:47anlatın
14:49>> köyle git anlat elçisin.
14:52gidip nasıl anlatacaksın? Orada bir
14:54kavunu yuvarlayacaksın. Diyeceksin bak
14:56bu nasıl yuvarlanıyorsa işte bu görüyor
14:58hareket ediyor. İşte bu ne kadar yol
15:00aldı değil mi? Bak işte onu ölçeriz. Şu
15:03böyle anlatmak zorunda. Bu burada bir
15:05aşağılama dışlama değil. İslam
15:08>> anlayış düzeyine eee
15:12inmek değil, çıkmak değil, gitmek
15:13diyorum ben
15:14>> mertebeden o mertebeden konuşmak
15:16gerekiyor. Dolayısıyla kavimlere
Resul - Risalet - İrsaliye
15:18eee peygamberler onların kapasitelerine
15:22göre söyledikleri için bu peygamberliğe
15:25risalet deniyor. Çok da güzel. Yani
15:28terimin içinde var. Resul daha önce
15:30kullanmıştık. Resul dediğimiz zaman ne
15:33demek? Elçi. Sadece elçi değil.
15:36irsaliye vardır. Halen kullanıyoruz.
15:39>> Bir ürünü yolladığımız zaman yanında
15:42irsalesini yolluyoruz. Eee, gideceği
15:45yere o, eee, ürünün bilgisini
15:51taşıyor ve ücretini de belirtiyoruz.
15:56Diyoruz ki bak bu nitelikleri budur,
15:59ücreti budur. Ama fatura arkadan
16:02gelecek. Çünkü kabul etmeyebilir. Der
16:05ki, "Ben bu ürünü beğenmedim iade
16:07ediyorum. Tamam o zaman fatura
16:08kesilmez." Ama fatura kesildi mi iş
16:11bitti.
16:12>> Yani şimdi resuller de irsaliye yani
16:17kelamlarını
16:19eee o kitaplar haline gelmiş olan
16:21Tevrat, Kur'an, İncil, eee Mezmurlar,
16:25Bagavat Gitalar gibi ya da felsefi
16:27metinler olsun fark etmez. Bunlar
16:30gittiği toplumda anlaşılabilmesi için
16:32onların diline, anlayışına çevrilmesi
16:35lazım. Bu çevrilme
16:38eee ve gönderilmiş olan, irsal edilmiş
16:41olan eee anlayış ve emirler. Tabii
16:46>> emirler kim için? Onlar için.
16:49>> Evet. Hırsızlık etmeyin diye birisine
16:51bir bilgi gitti.
16:53Şimdi bu uyarı aynı zamanda sizi
16:57uyarıyorum hırsızlık etmeyin. E ederim
17:00ne olmuş?
17:02>> Edersen bunun karşılığında bir ceza
17:04görürsün. Kim gelecekmiş yani? Kim ceza
17:07verecekmiş? Devlet varsa devlet ha
17:10devlet korkar. Devlet yapar hakikaten
17:13ama devletin olmadığı bir yerde
17:17bir tanrı var. O sizi cezalandırır. Bu
17:19kelimeyi o söylüyor.
17:21Nerede? Ben görmüyorum. Gelsin de
17:24görelim. Hırsızlık yapıyor. Hiç tanrı da
17:28gelmiyor. Bir şey de ceza da gör. E
17:30ölünce görürsün bak o zaman filan. Yani
17:32korkutamıyorsun veya birileri de
17:34korkuyor yapmıyor.
17:35>> Halbuki işin esası sen hırsızlık
17:38yaparsan o toplumda hırsızlık yaptığın
17:41açığa çıkar ve cezalandırılırsın.
17:46>> Gökyüzünden birisi gelip seni
17:47cezalandırmaz. Yani ne ekersen onu
17:49biçersin. Sana şimdiden uyarı yapıyorum.
17:52Eğer bunu dinlemezsen sen bilirsin.
17:54Buyur yap.
17:55>> Şimdi böyle okuyanlara arif diyoruz
17:58ama herkes arif olmak zorunda değil.
18:01Herkes anladığıyla amel etmek zorunda.
18:03Yalnız neyi anladıysa onun da eylemini
18:07eee oradan sorumlu. Yani bir insana
18:10gidip sen niye arif değilsin? Bu işin
18:12esasları varmış filan. İşte nereden
18:15geldiğini bilecekmişim filan.
18:17Yani ben bahçemden sorumluyum. İşte
18:20çoluğuma çocuğuma bakıyorum. İyi iyilik
18:23yapmaya çalışıyorum. Bu marifetler
18:25dediğiniz şeyler beni ilgilendirmiyor
18:26dese haklıdır. Hiçbir şekilde
18:30zorlanamaz. Bu yüzden Cenab-ı Nebi la
18:33ekra fiddin dinde zorlama yoktur.
18:37Ne var? Nasihat var. Kur'an bir
18:40nasihattır.
18:42Efendim hizmet var. Abd abdiyet kulluk
18:45hizmet var. insanlara hizmet bedelsiz
18:49hizmet hatta hizmet hak için değil mi?
18:52Dolayısıyla bu uzar gider tabii. E Fani
18:56Efendi de kendisini
18:59ifosunu
19:03ortadan kalmış. Ne demek? Yani rüyasız,
19:06menfaatsiz, çıkarsız, beklentis
19:08>> hizmet etmiş.
19:10>> Vay be. Ama uzun yoldan geldim ama yani
19:13>> buymuş yani fani ölümlü dünya ay geçici
19:17dünya fani dünya bunlar ayrı bir konu
19:19çünkü fani sözü bütün bunları
19:21çağrıştırıyor yok oldu filan işte
19:23ortadan halbuki onunki egoyu la ego
19:30illa hizmet olmuş hizmeti de hak için
19:33hiçbir menfaat gütmen kendisini tanıdım
19:36eee eee huzura
19:39nail oldum yani.
19:41Muhteşem bir şahsiyet. Şimdi onun
19:44sözleriyle soframızı neşelendirelim
19:47efendim. Rahmet olsun. Anıyoruz
19:49kendisini.