Full transcript
Tüm alemler / her şey Hz.Muhammed’de (S.A.V) tecelli etti.
0:02Şimdi
0:04eee diğer peygamberlerin kimisi sıfat
0:06aleminde Musa nebi, kimisi ise ruhaniyet
0:10aleminde İsa nebi gibi Adem'in bildiği
0:13tüm esmalar dahil diğerlerinin kaldığı
0:16tüm mertebeleri kendinde toplayan
0:19Hazreti Muhammed olduğu için her şey
0:21onda tecelli etmiştir, yansımıştır. O da
0:26Adem'e tüm esmaları öğretti.
0:29E Bakara suresi 31. ayette olan Adem'in
0:33hamurunda mevcut olduğundan insanlığın
0:36odak noktası durumundadır. Yaratılıştan
0:40amaç
0:42insanlıktır. Başka bir amaç yok.
0:44Yaratılıştan amaç insanlıktır.
0:49İnsanlığa varmak.
0:51tüm diğer şeyleri, aidiyetlerimizi
0:54aşarak tüm aid şimdi bunları saymak
0:56insanları yoldan şey saptırmak,
0:59şaşırtmak anlamına gelir. Söylemeyelim
1:01ama nelerini aşacaksa
1:05ne neyi terk edeceğim? Neyi aşacağım?
1:08İnsanlığa varana kadar sahiplendiğim ne
1:11varsa
1:12>> la ilahe. La illadan önce gelir. La
1:16ilahe sonra illallah.
1:18>> Bagajları boşaltacaksın.
1:19>> Bagajlar. Ne güzel. Ç bagajları boş. O
1:22zaman bagajları boşalttık. Hadi buyurun.
Serhan ve Sinan Yasdıman, Hamamizade İsmail Dede Efendi’ye ait ”Gözümde daim hayali cana” isimli eseri meşk ediyorlar.
1:25[müzik]
1:35>> [müzik]
1:40[müzik]
1:44[müzik]
1:50[müzik]
1:54[müzik]
1:59[müzik]
2:05[müzik]
2:13[müzik]
2:20[müzik]
2:28[müzik]
2:36[müzik]
2:45[müzik]
2:54>> Gözümde
2:56[şarkı söyleme][müzik]
2:56daim
3:02>> [müzik]
3:04>> Hayali [şarkı söyleme]
3:06c
3:08[müzik]
3:17[şarkı söyleme]
3:17[müzik]
3:23gönülde [şarkı söyleme]
3:30>> [şarkı söyleme]
3:33[müzik]
3:39>> Cemali [şarkı söyleme][müzik]
3:41can
3:45[müzik]
3:49ey [şarkı söyleme]
3:50canım [müzik]
3:53ey Ey
3:55ömrüm [şarkı söyleme]
3:57hey [müzik]
4:02hey [şarkı söyleme]
4:06hey
4:08[müzik]
4:12ah ey [şarkı söyleme][müzik]
4:14periro
4:16dil
4:18[şarkı söyleme] merirana
4:21>> [müzik]
4:23>> Cevanına
4:26[müzik]
4:27[şarkı söyleme]
4:28zelim.
4:31Ah
4:33benim [müzik][şarkı söyleme]
4:35çar
4:38senin
4:40[şarkı söyleme]
4:41[müzik]
4:42canan benim
4:45devran
4:48senin
4:50yar [şarkı söyleme]
4:50benim
4:52deran [müzik]
4:55senin
5:01Ey [müzik][şarkı söyleme] şahı
5:05cihan
5:08[müzik][şarkı söyleme]
5:11eydi
5:13[müzik]
5:15beni [şarkı söyleme] ha.
5:18[müzik]
5:21Senin gibi güzel [şarkı söyleme]
5:24efendim [müzik]
5:27var.
5:28Var [şarkı söyleme] benim [müzik]
5:32yar
5:34yar var
5:38beni [şarkı söyleme][müzik]
5:44gül [şarkı söyleme] yüzlü
5:48[müzik]
5:51[şarkı söyleme]
5:54[müzik]
5:56>> [şarkı söyleme]
5:57>> Ey
6:00leşahım
6:02[şarkı söyleme][müzik]
6:05rahmeyş
6:07[şarkı söyleme][müzik]
6:12[şarkı söyleme][müzik]
6:16keşm
6:20>> [müzik][şarkı söyleme]
6:22>> Siyahım
6:27[şarkı söyleme]
6:27[müzik]
6:28çeşm
6:33siyahım [müzik][şarkı söyleme]
6:39[şarkı söyleme] alemirsin.
6:43[müzik]
6:46[şarkı söyleme]
6:48>> [müzik]
6:50>> al [şarkı söyleme]
6:55[şarkı söyleme][müzik]
6:57devir
7:00[şarkı söyleme]
7:02[müzik]
Ritim, melodi, dalga, müzik
7:08>> ne hoş değil mi
7:10ne nasıl bir tavır
7:12>> nasıl yani sözler muazzam
7:15>> sözler bir de bir şey şeyi
7:18>> hicranın yani düşünce
7:20>> kendini
7:22>> ifade
7:22>> muazzam
7:23>> yani bir eee şey var değil mi bir Türk
7:26klasiği var yani
7:28>> tartışmasız bir imza atmış diyorandan
7:31evet bambaşka bir şey
7:32>> şeyi hissettim yani eee bu melodinin bu
7:35gidişatında de bu kadar eee farklı
7:39makamlar içerisinde dolaşması sanki
7:41böyle sekip duran bir tavşan gibi
7:43yerinde durmayan ama
7:44>> sürekli aktif hareket eden, bütün
7:47makamlarda dolaşan
7:49>> eee ama tabii hani bir yerde de bütün bu
7:52Evet. nizam dahilinde bu tavrı da
7:55koruyarak
7:56>> eee Evet. Evet.
7:57>> Sözler sonra üstü
7:59>> yürüyüş. Evet.
8:02Müzik, ritim. Yani zaten acayip unsurlar
8:04bu. Bu ritim ve müzik eee hani kesikli
8:08ve bağlı oluşunu da bir daha önce
8:10konuşmuştuk. E o da çok güzel bir
8:12sohbetti. var. Vardır yani bizim
8:14çilingir sofrasının şeylerinde. Eee, o
8:17da çok değerli geliyor o bilgide bana.
8:18Bu ritmin sürekli süren bir şey
8:22olmaması,
8:24kesikli olması bir süre sonra bir daha
8:27eee o aradaki geçen sürenin aynısının
8:30eee bir daha geçtikten sonra bir daha
8:32vurulması. Sonra bu şekilde devam etmesi
8:35ve bu aranın da birbirine bağlanışı yani
8:37birbirine o iki noktanın tutkalının da
8:40melodi olarak eee
8:43hani eskiler şey derler ya ağdalı bir
8:45tavır derler böyle bu okuyuş tavrına. O
8:48ağı denilen ikisini birleştiren eee
8:51Evet. dalga eee
8:53>> birleştiren dalga.
8:54>> Evet. Bu da çok değerli. Bu bu eserde bu
8:57özellikle çok belli olan bir şey.
8:59>> Tabii bir de şey söyledin. O çok hoşuma
9:01gitti başta. Bu yürüyüş dedi. Yani
9:04hakikaten yürüyüş.
9:05>> Evet.
9:06>> Yani burada sesler öyle bir öyle bir
9:09endamı öyle bir tavrıyla bir yürüyor ki
9:12>> edası var
9:13>> değil mi? Edası var filan. B diğer her
9:16müzikte var bu.
9:18>> Bu da böyle yürümüş yani. Bunu bunun
9:20dansı böyle yani. Çok hoş.
9:22>> Mest olduk salınarık.
9:24>> Nevi diyor ismi rast karın eee
9:27>> karı nevi.
9:28>> Nevi. Evet.
9:28>> Nevi.
9:29>> Yeni yeni bir kar.
9:31>> Karı nev. Evet.
9:33Yeni bir tarz yaratıyor bunu.
9:35>> Evet. Yeni çok çok hoştu.
9:38Güzel okudu tabii. Bu arada aramızda
9:41kalsın [kahkaha]
9:43efendim. Fani Efendi diyor ki,
Fani Efendi: “Allah güzeldir; güzele de güzel yakışır.”
9:47eee, Allah güzeldir.
9:50Güzele de güzel yakışır.
9:54>> Allah güzelliğini kainata serpmiş ve
9:57herkes o güzellikten
10:00nasibini almıştır. Bu nasip meselesine
10:03genellikle gene günümüz insanı eee karşı
10:07bir eee şey sergiliyor, karşı koyuyor.
10:11Yani onun nasibi var, benim yok. Bu ne
10:13demek ya? Böyle saçma şey mi olur? Çünkü
10:15sözcük eee günlük dilde kendi eee
10:21kavramsal anlamını yitirmiş.
10:24Nasip sözcüğü nispetten gelir.
Nispet - Oran - Nasip - Rasyo - Rasyonel
10:28Nispet oran yani rasyo demek.
10:30>> H
10:31>> yani rasyonel demek.
10:33Herkes nasibince alır. Herkes
10:36kavrayışıyla, kapasitesiyle,
10:39anlayışıyla alır demektir. Bugün onun
10:42nasibi var, benim yok. Hayır, senin de
10:44var nasibin. Senin nasibinle onun nasibi
10:46farklı. Kaplar farklı.
10:48>> Nasip nispetten gelir.
10:50>> Değil mi? Nispetten gelir. Ve nispet
10:51oran demek. Oranda rasyo. Rasyo da akıl
10:54demek.
10:56>> Bu kadar.
10:57>> Hani söylüyorlar yayın içinde gaman
10:58çanak antenin bu kadar. Dört daha başka
11:01yerleriz. Hayır. Bir de şu var yani
11:02genellikle için burada gene tek bir şeyi
11:05eee onda büyük sende küçük gibi bir şey
11:08anlatıyoruz. Hayır bu böyle değil.
11:10Onda eee müzik yapma yeteneği
11:14>> önde. Onun nasibi o. Bende yok.
11:18>> Ömür yemek yapmay
11:19>> ama ben de mutfakta yani turşu yaparım
11:21ki yani onun gitar çalması gibi turşu
11:24yapıyorum. Şimdi o zaman ne olacak? O da
11:26diyecek ki ya ben de nasibim yok. Turşu
11:28yapamıyorum.
11:29Onun nasibiyle benim nasibim paylaşıldı
11:32mı insan olduk. İnsan ünsiyetten
11:34geliyor.
11:35>> Birbirimize
11:37ihtiyacımız olmaktan aynı zamanda
11:39birbirimize ikram etmeye dönüşüyor.
11:42>> Şimdi ihtiyacın olması var. Bir de ikram
11:44ediliş var. İkincisi daha güzel değil
11:47mi?
11:48>> Evet. Yani benim ihtiyacım
11:50dilenmeden gelip eee ya benim böyle bir
11:54ihtiyacım var demeden sen bana fark edip
11:58veriyorsan
11:58>> şefkat
11:59>> şefkat o zaman insan şefkatle insan
12:03olarak ortaya çıkıyor ve insan tadına
12:05varıyoruz
12:07>> insan ben istedim ve verdin tamam bu çok
12:10iyi bir şey vermeyebilirdin
12:12>> verdin bravo.
12:13>> Ama ben istemeden sen fark ettin. benim
12:16halimi gördün, verdin. Bu senin ne kadar
12:19daha eee arınmış, ne kadar duyarlı
12:22olduğunu gösterir.
12:23>> Empatik olduğunu
12:25>> değil mi? Demek ki orada bir davranışına
12:27baktığımız zaman bir insanın arifliğini,
12:30eee, halini, ahvalini, sufiliğini
12:33anlayabiliriz. Bu bir sanatsal bir şey
12:35gibi.
12:36>> Evet. Neymiş? Güzele güzel yakışırmış.
12:40Ya tabii ki.
12:41Ancak bu durum tıpkı dikilen armut
12:44ağaçlarının
12:46yabanıl armut yani ahlat çıkması
12:49gibidir.
12:52Kaliteli meyve olabilmek için aşılamak
12:56gerekir.
12:58Yani bir insanın elinin değmesi gerekir
13:01ki bunun beşeriyete uygulanmasına el
13:05tutma diyoruz. el verdi, el tuttu, el
13:08aldı dediğimiz de budur diyor.
13:12O değen ve tutulan el de yine güzelliği
13:15serpip dağıtan eldir.
13:18Güzelliği serpip dağıtan da burada
13:20aşılayıp güzelleştiren de onun yani
13:24Allah'ın elidir. Ama biri görünmeyen
13:27eliyen diğeri görünen elidir.